1. HABERLER

  2. HAKSÖZ-ÇEVİRİ

  3. Kudüs Direnişi: Olaylar bugünkü noktasına nasıl geldi?
Kudüs Direnişi: Olaylar bugünkü noktasına nasıl geldi?

Kudüs Direnişi: Olaylar bugünkü noktasına nasıl geldi?

Samah Jabr'ın Kudüs'te başlayan olaylar hakkında kronoloji sunan kapsamlı çalışması Haksöz Haber okurları için tercüme edildi.

12 Mayıs 2021 Çarşamba 23:13A+A-

Samah Jabr / Middle East Monitor

Kısaltarak çeviren: Melike Belkıs Türkmen / Haksöz Haber

Kudüs Direnişi: Olaylar bugünkü noktasına nasıl geldi?

Ramazan Kudüs için gergin bir ay oluyor. İsrailliler’in Filistinli Kudüslülerin sosyal ve kültürel aktiviteler için Şam Kapısı kullanmasını engellemesiyle başladı Ramazan. Bu, bu alanın Filistinliler için ifade ettiği kimliği ve önemi azaltma çabasıydı. Geçen yıl, İsrail’in Kudüs Belediyesi Bab El-Amud olan kapının adını,  2016 ve 2017 yıllarında Şam Kapısı'nda Filistinlilerle çatışmada öldürülen subaylar Hadar Cohen ve Hadas Malka adına Hadar ve Hadas Merdivenleri olarak değiştirdi.

Geçtiğimiz ay, işgal güçlerinin saldırılarına rağmen her gün artan sayıda Filistinli Bab El-Amud’da oturma eylemleri düzenledi. İsrailli askerlerin dayaklarına, göz yaşartıcı gazlarına, daha fazla Filistinlinin evlerinin yakılması ve İsrailli işgalcilere verilmesi tehditlerine katlandılar.

22 Nisan'da yüzlerce aşırı sağcı ve Filistin karşıtı aktivist "Araplara Ölüm" sloganları atarak Kudüs'ün Eski Şehir sokaklarına çıktı. Haaretz Gazatesi, İsrailli aşırı sağcı örgütlerin WhatsApp gruplarında protestocuları silah taşımaya çağırırken tutuklamadan nasıl kaçınılacağına dair talimatlar yayınladıklarını ortaya koydu. Haaretz’in zikredilen makalesinde bir kişinin aşırı sağ gruplardan bir olan La Familia WhatsApp grubunda “Bugün Arapları yakıyoruz. Molotof kokteylleri zaten bagajda. Bugün bir Arap’ın öldüğünü görüyorum” dediği görülüyor. Bu olaylar sırasında, İsrail askerlerinin Filistinli protestocuları vahşice darp ettiği ve başlarına bastığı birkaç video gördük. İki haftalık günlük çatışmalardan sonra İsrail polisi, kararlı Filistinli gençliğin önünde geri adım attı.

Bu yılın başlarında İsrail Doğu Kudüs Merkez Mahkemesi, mahallede 200 konutluk bir yerleşim birimi inşa etme niyetini beyan eden İsrailli işgalciler lehine, Şeyh Cerrah mahallesinden dört aileyi zorla yerinden etmeye karar verdi. Uzun bir hukuki sürecin ardından İsrail Yüksek Mahkemesi, 10 Mayıs'ta benzer bir karar çıkaracaktı. Aynı mahalledeki diğer birkaç aile de aynı durumla karşı karşıya.

Bugün evleri İsrailliler tarafından hedef alınan aileler, aslında 1948 Nekbe Günü’nde evlerinden sürülen mültecilerdi.1956'da, bu aileler Ürdün İnşaat ve Kalkınma Bakanlığı ve UNRWA ile yapılan bir konut anlaşması yoluyla koruma altına alındı. Bu anlaşmaya göre, bu arazi Ürdün yönetimine girdi, UNRWA 28 evin inşasını ödedi ve aileler, mülkiyetin kendilerine devredileceğini belirten sembolik bir ücret ödedi. 1967 Doğu Kudüs işgali bu süreci kesintiye uğrattı.

Bu evlerin İsrailli yerleşimcilere ait olduğu iddiası, İsrail Hukuk ve İdari İşler Bakanlığı’nın, Yahudi İsraillilerin 1948'de Doğu Kudüs'te kaybettiklerini iddia ettikleri mülklerini geri almalarına izin veren1970 tarihli bir açıklamasına dayanıyor. Aynı zamanda Filistinlilerin sınır dışı edildikleri toprakları geri almalarını engelleyen 1950 Devamsızlığın Mülkiyet Yasası da buna gerekçe olarak gösteriliyor. Ancak bu yasa sadece İsrail Devleti vatandaşı olan ve Yahudi olmayan Filistinliler için geçerli. Uluslararası hukuka göre, Şeyh Cerrah mahallesi de dahil olmak üzere Doğu Kudüs işgal edilmiş topraktır ve bir işgal gücünün kendi nüfusunun üyelerini işgal ettiği bölgeye nakletmesi Dördüncü Cenevre Sözleşmesi uyarınca hukuka aykırıdır.

Ramazan 28. gününde, Pazartesi günü İsrail güçleri, itikaftaki Filistinlilere karşı büyük bir saldırı başlattı. İsrail güçleri bölgeyi, İsrail bayraklarıyla dans ederek Kudüs’ün birleşmesi olarak adlandırdıkları Kudüs işgalini kutlamak için Eski Şehir’e yürümeyi planlayan işgalcilere yer hazırlamak adına kovmaya çalıştıkları yüzlerce Müslümanı yaraladı. Sonrasında Aksa’daki yangını gördüklerinde coşkuyla dans ederek Filistinlilere atıfta bulunarak “İsimleri silinecek!” diye soykırım sloganları attıklarını izledik.

Filistinli Kudüslüler, artan İsrail vahşeti karşısında siyasi lider eksikliğinde, yalnızca çok yerel ve tabandan örgütlenmelerle tek başlarına mücadele ediyor. İsrail, etkisiz resmi Filistin liderliğinden ve dört Arap rejiminin son zamanlarda utanmaz bir şekilde resmen normalleşme sürecine teslim olmasından yararlanıyor.

Kudüslülere yönelik saldırlar ve etnik temizlik, daha ince politikalar yoluyla acımasızlaşıyor. İsrailliler, Filistin okullarının çoğuna İsrail müfredatını dayattı ve okul terk oranı yüzde 13’e ulaştı. Kudüslülerin büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Filistinlileri ortadan kaldırmayı amaçlayan politikalar, çoğumuzu Kudüs sınırlarından atmakta etkili oldu; şehrin mühendislik planı Filistinlilere yıllık 100 inşaat izni verirken Yahudi İsraillilere yıllık 1500 inşaat izni veriyor. Kudüslü olmayanlarla evlilik aileleri parçalıyor.

Filistinli Kudüslüler hiçbir yerin vatandaşı değiller. Her yerde tehdit altındalar, şüpheleniliyorlar, aranıyorlar, suçlanıyorlar. Uyuşturucu ve beyin yıkama yoluyla asimile edilmeye çalışılıyorlar. Kendilerine dayatılan fikirleri ya da aktivizmleri teslim etmeyi reddettikleri için ağır şekilde cezalandırılıyorlar. Bununla birlikte, Filistinlilere yönelik bu saldırıların yanı sıra Arap ve Müslüman dünyasına yönelik bir saldırının karşısında bir sorumluluk duygusuyla ön saflarda duran pek çok insan da var. Filistinli Kudüslülerin direnişi, askerleri Bab El-Amud'dan geri çekilmeye zorladı ve durumun seyrini değiştirerek Yüksek Mahkeme'nin Şeyh Cerrah'ın evleri ile ilgili kararlarını ertelenmesini sağladı.

Kudüs'te olup bitenlerin yansımaları oldu ve olacak. Kudüs Özgürlük kıvılcımı Gazze’ye de sıçradı. Bugünlerde kurtuluşa olan uzaklık Kudüs'e göre ölçülüyor. Göründüğü kadarıyla, Gazze Kudüs'e Ramallah'tan daha yakın.


* Dr. Samah Jabr Filistinli Kudüslü psikiyatrist, psikoterapist ve yazardır. 2016 yılından bu yana Filistin Sağlık Bakanlığı Ruh Sağlığı Birimi Başkanı’dır.

 
 
 
 

HABERE YORUM KAT