Mısır'daki siyasi tutukluların aileleri, Rabe katliamının 13. yıl dönümünde Londra'da yeni bir hukuki oluşum kurdu. “Mısırlı Tutuklu Yakınları Birliği – Fida” adı verilen oluşum, tutukluların ailelerini Mısır içinde ve dışında ilgili kurumlar nezdinde temsil etmeyi ve cezaevlerindeki yakınları için daha geniş bir dayanışma ağı oluşturmayı amaçlıyor.
Birliğin Londra'daki kuruluş etkinliğinde yayımlanan kuruluş bildirisinde, temel hedefin “13 yıldır devam eden trajediye” son vermek olduğu belirtildi. Birlik, gerçekçi çözümler arayacağını ve siyasi tutukluların cezaevlerinden çıkarılması için katkı sunabilecek herkese kapılarının açık olduğunu açıkladı.
Birlik, faaliyetlerini dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Mısırlı tutuklu ailelerine ulaştırmayı planlıyor. Açıklamada, tutukluların meselesini ulusal ve uluslararası kamuoyunun gündeminde tutmak, onları ulusal ve uluslararası platformlarda temsil etmek, adil yargılanma ve insani tutukluluk koşullarını güvence altına almak ve mevcut tüm yolları kullanarak serbest bırakılmaları için çalışmak hedefleri sıralandı.
Birlik ayrıca daha fazla tutuklu ailesini bünyesine katmayı; Mısırlı ve uluslararası kuruluşlar, siyasi ve dini liderler, siyasi ve medya alanında etkili isimler ile insan hakları savunucularıyla iletişim kurarak tutukluların ve ailelerinin sesini duyurmayı planlıyor.
Açıklamaya göre birlik, Birleşmiş Milletler ve tutuklular ile zorla kaybedilen kişilerle ilgili kurumlara ziyaretler düzenlemeye, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ihlaller konusunda yetkili mahkemelerde davalar açmaya ve ailelerle dayanışma amacıyla kitlesel etkinlikler düzenlemeye hazırlanıyor.
Tutuklu sayısının 60 bin olduğu ileri sürüldü
Tutuklu sayısına ilişkin olarak birlik, Mısır makamlarının siyasi tutukluların sayısına dair resmi rakam açıklamadığını belirtti. Açıklamada, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Human Rights Watch) tahminlerine göre ülkede yaklaşık 60 bin siyasi tutuklu bulunduğu, bunların arasında binden fazla kadının yanı sıra farklı siyasi çevrelerden binlerce öğrenci, genç ve aktivistin olduğu ileri sürüldü.
Birlik, siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrılarının Mısır içinde ve dışında çok sayıda insan hakları ve siyasi kuruluş tarafından daha önce de dile getirildiğini belirtti. Bu adımın, ülkede on yılı aşkın süredir devam eden siyasi ve güvenlik krizini sona erdirecek kapsamlı bir ulusal uzlaşmanın ilk adımı olabileceği ifade edildi.
Açıklamada, Mısır cezaevlerine yeni tutukluların alınmaya devam ettiği, Mısır makamlarının son 10 yıl içerisinde yeni tutukluların barındırılması amacıyla daha fazla cezaevi inşa ettiği de öne sürüldü.
Cezaevlerindeki koşullar eleştirildi
Birliğin açıklamasında siyasi tutukluların cezaevlerindeki koşullarına ilişkin de ağır suçlamalar yöneltildi. Yetkililerin; yetersiz sağlık hizmeti, kötü beslenme ve havalandırma, spor yapma ve aileleriyle görüşme hakkından mahrum bırakma gibi uygulamalara başvurduğu iddia edildi.
Ayrıca bazı tutukluların kapasitesini aşan hücrelerde tutulduğu, kitap ve gazete okumalarının engellendiği ve cezaevleri dışındaki gelişmeleri takip edebilmeleri için radyo bulundurmalarına izin verilmediği ileri sürüldü.
Birlik, Mısır hükümetinin Eylül 2021'de açıkladığı **“Ulusal İnsan Hakları Stratejisi”**ne de dikkat çekti. Açıklamada, stratejinin Mısır Anayasası'nda güvence altına alınan mahpus haklarına ilişkin hükümler içerdiği; bunlar arasında insana yakışır muamele, işkence ile fiziksel ve psikolojik kötü muamelenin yasaklanması, cezaevlerinin yargısal denetime tabi tutulması ve Ulusal İnsan Hakları Konseyi'nin cezaevlerini ziyaret ederek tutukluların durumunu incelemesi ve rapor hazırlaması gibi düzenlemelerin bulunduğu belirtildi.
Stratejide ayrıca tutuklu sayısının azaltılmasına yönelik şartlı tahliye, ulusal bayram ve özel günlerde cumhurbaşkanlığı affı, cezasının yarısını tamamlayanların serbest bırakılması ve hastaların tahliye edilmesi gibi uygulamaların da yer aldığı kaydedildi.
Birlik, tutuklular ve ailelerinin bu stratejinin cezaevi koşullarında somut bir iyileşmeye yol açmasını umduğunu, ancak kendi ifadeleriyle bugüne kadar bunun herhangi bir etkisini görmediklerini belirtti.
Açıklamada, tutuklular ve ailelerinin stratejinin ve sonrasında yapılan yasal düzenlemelerin uygulanmasını, siyasi tutuklular dosyasının sonlandırılması ve “bu kara sayfanın” kapatılması yolunda bir adım olarak beklemeyi sürdürdüğü ifade edildi.

