Suudi rejiminin eğlence partilerini eleştiren Prof. El-Mukbil, cezası bitmesine rağmen tutuklu

Suudi rejiminin eğlence partilerini eleştiren Prof. El-Mukbil, cezası bitmesine rağmen tutuklu

Suudi Arabistan’da Şeriat profesörü Ömer el-Mukbil’in, eğlence politikalarını eleştirdiği için aldığı dört yıllık hapis cezasını Mart 2024’te tamamladığı halde serbest bırakılmadığı bildiriliyor.

Suudi Arabistan yönetiminin son yıllarda dünyaya sunduğu “modernleşme”, “açılım” ve “toplumsal dönüşüm” imajı, ülke içinde eleştirel seslere yönelik uygulamalar nedeniyle yeniden tartışma konusu oldu.

Kâsım Üniversitesi’nde Şeriat profesörü olan Dr. Ömer bin Abdülaziz el-Mukbil’in durumu, Riyad yönetiminin ifade özgürlüğüne yaklaşımındaki çelişkinin çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

El-Mukbil, Suudi Arabistan’ın eğlence politikalarını ve özellikle Genel Eğlence Kurumu’nun faaliyetlerini eleştirmesinin ardından Eylül 2019’da gözaltına alındı. ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu’na (USCIRF) göre, akademisyen başlangıçta altı ay hapis cezasına çarptırıldı; daha sonra bu ceza dört yıla çıkarıldı.

Ancak asıl skandal, cezanın sona ermesinden sonra başladı.

Cezası Mart 2024’te sona erdi, fakat kapılar açılmadı

Suudi insan hakları kuruluşu SANAD, el-Mukbil’in dört yıllık hapis cezasının Mart 2024’te sona erdiğini, buna rağmen Suudi makamlarının kendisini serbest bırakmadığını bildirdi. Örgüt, Eylül 2025’te akademisyenin cezaevindeki yedinci yılına girdiğini açıkladı.

USCIRF’nin güncel kayıtlarında da el-Mukbil’in durumu “Not Released” (Serbest bırakılmadı) olarak yer alıyor. Komisyon, kendisinin dini ifade özgürlüğü nedeniyle hapsedildiğini ve tutukluluğunun sürdüğünü belirtiyor.

Bu tablo, Suudi Arabistan’daki hukuk düzeni açısından son derece ağır bir soru ortaya çıkarıyor:

Bir mahkeme tarafından belirlenen ceza sona ermişse, bir insan hangi hukuki gerekçeyle hapiste tutulmaya devam ediliyor?

Bu soruya Riyad yönetiminden kamuoyuna açık ve ikna edici bir yanıt verilmiş değil.

Suç: Eğlence politikalarını eleştirmek

El-Mukbil’in tutuklanmasına yol açan açıklamalar şiddet çağrısı, silahlı eylem veya herhangi bir suç örgütüne destek niteliğinde değildi.

USCIRF, akademisyenin 2019 yılında Suudi Arabistan Genel Eğlence Kurumu tarafından desteklenen konserleri eleştiren bir vaazın ardından tutuklandığını aktarıyor. El-Mukbil, bu politikaların ülkenin kültürel kimliği açısından tehdit oluşturduğunu savunmuştu.

Dolayısıyla mesele yalnızca bir din adamının görüşleri değil.

Mesele, bir devletin vatandaşının barışçıl biçimde kamu politikalarını eleştirme hakkına verdiği karşılık.

Bir görüş hükümetin hoşuna gitmediği için hapis cezasına dönüşüyorsa ve üstelik o ceza tamamlandıktan sonra bile kişi serbest bırakılmıyorsa, burada artık sıradan bir adli süreçten söz etmek giderek zorlaşıyor.

Riyad'ın “modernleşme” vitrini ile baskı gerçeği arasındaki uçurum

Suudi Arabistan yönetimi son yıllarda konserlerden sinemalara, turizmden eğlence sektörüne kadar toplumun sosyal hayatında kapsamlı değişiklikler gerçekleştiriyor.

Ancak yönetimin toplumsal dönüşüm konusunda attığı adımlar, aynı dönüşüme yönelik eleştirilerin ne ölçüde tolere edildiği sorusunu da beraberinde getiriyor.

Sorun tam da burada ortaya çıkıyor:

Suudi Arabistan modernleşmek istiyor olabilir; fakat modernleşme, yalnızca devletin izin verdiği yaşam tarzının yaygınlaştırılması anlamına gelmez.

Gerçek bir toplumsal açılım, insanların devletin politikalarını destekleme özgürlüğü kadar onları eleştirme özgürlüğünü de güvence altına almayı gerektirir.

Muhafazakâr bir akademisyenin eğlence politikalarına karşı çıkması, onun düşüncelerinin doğru olduğu anlamına gelmez. Ancak düşüncesinin yanlış veya modası geçmiş bulunması, onu hapse atmak için de meşru bir gerekçe oluşturmaz.

“Açılım” eleştiriye kapıyı kapatınca anlamını yitiriyor

Suudi Arabistan yönetiminin son yıllardaki reform söylemi uluslararası kamuoyuna daha açık, daha modern ve daha toleranslı bir ülke görüntüsü sunmayı amaçlıyor.

Fakat el-Mukbil’in dosyası, bu anlatının ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Çünkü gerçek özgürlük, yalnızca devletin desteklediği değişiklikleri alkışlayanların konuşabilmesi değildir.

Gerçek özgürlük; liberalin de muhafazakârın da reformcunun da din âliminin de hükümeti eleştiren akademisyenin de konuşabilmesidir.

Devletin hoşuna giden görüşler için “açılım”, hoşuna gitmeyen görüşler için hapis cezası uygulanıyorsa, ortada özgürlükten çok kontrollü bir toplumsal mühendislik vardır.

El-Mukbil’in davasında bu çelişki daha da belirgin hale geliyor. Çünkü kendisine verilen cezanın tamamlandığı bildirildiği halde cezaevinin kapıları hâlâ açılmış değil.

Hukukun yerini güvenlik mekanizması mı aldı?

Bir kişinin mahkeme kararıyla belirlenen hapis süresini tamamlamasına rağmen serbest bırakılmaması, yalnızca bireysel bir hak ihlali iddiası değildir.

Bu durum aynı zamanda yargı kararlarının bağlayıcılığı ve hukukun üstünlüğü konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.

SANAD, el-Mukbil’in cezasının Mart 2024’te sona erdiğini açıkça bildirmiş ve devam eden tutukluluğunu kınamıştır.

Eğer bir vatandaşın özgürlüğünün ne zaman sona ereceğini mahkeme kararı değil de güvenlik makamlarının takdiri belirliyorsa, o zaman hukuk devletinin temel prensiplerinden biri ciddi biçimde aşınmış demektir.

Bu nedenle el-Mukbil dosyası yalnızca bir akademisyenin özgürlüğü meselesi değildir.

Suudi Arabistan’da hukukun mu, yoksa güvenlik anlayışının mı üstün olduğu sorusunu gündeme getiren bir dosyadır.

Riyad yönetimine açık çağrı

Suudi makamları, Dr. Ömer el-Mukbil’in neden hâlâ cezaevinde tutulduğunu kamuoyuna açık biçimde açıklamalıdır.

Eğer hakkında yeni bir yargı kararı veya hukuki işlem varsa bunun ne olduğu açıklanmalıdır.

Yoksa, cezası tamamlanmış bir akademisyenin neden hâlâ özgürlüğünden mahrum bırakıldığı sorusu cevapsız kalmaya devam edecektir.

İnsan hakları kuruluşları ise el-Mukbil’in derhal ve koşulsuz biçimde serbest bırakılmasını talep ediyor. SANAD, devam eden tutukluluğun ifade özgürlüğünü güvence altına alan uluslararası insan hakları standartlarının ihlali olduğunu belirtiyor.

Suudi Arabistan'ın “açılım” iddiasının gerçek testi

Riyad yönetimi için gerçek reform testi, konser düzenlemek, eğlence sektörünü büyütmek veya yeni sosyal politikalar uygulamak değildir.

Gerçek test, kendisine itiraz eden bir vatandaşın ne kadar özgür olduğudur.

El-Mukbil’in durumu bu açıdan son derece çarpıcıdır.

Bir akademisyen, devletin sosyal politikalarını eleştiriyor; hapse gönderiliyor; hakkında verilen ceza artırılıyor ve dört yıllık cezanın sona erdiği bildirildikten sonra bile serbest bırakılmıyor.

Bu tablo, Riyad'ın “açılım” söyleminin sınırlarını gözler önüne seriyor.

Çünkü gerçek açılım, yalnızca toplumun eğlence seçeneklerini artırmak değil, insanların devlet karşısında konuşma alanını genişletmektir.

Dr. Ömer el-Mukbil’in hâlâ cezaevinde tutulduğu bir ortamda Suudi Arabistan’ın özgürlük ve açılım konusunda dünyaya verdiği mesajın inandırıcılığı doğal olarak sorgulanacaktır.

Cezası bitmiş bir insanı özgür bırakmamak, hukuk devletinin değil, keyfî yönetimin görüntüsüdür.

El-Mukbil’in serbest bırakılması yalnızca bir akademisyenin ailesine ve öğrencilerine kavuşması anlamına gelmeyecek; aynı zamanda Suudi Arabistan yönetiminin hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü konusunda söylediklerinin gerçekten ne kadar samimi olduğunu da gösterecektir.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir