Pınarlar da işgal altında: Filistinlileri topraklarından koparan su politikası

Pınarlar da işgal altında: Filistinlileri topraklarından koparan su politikası

İnsan hakları raporu, İsrail'in işgali altındaki Batı Şeria'da Filistinlileri su kaynaklarından uzaklaştırmaya yönelik sistematik bir politika yürüttüğünü öne sürüyor.

Batı Şeria'da son yıllarda yaşanan etnik temizliğin bir parçası olarak Filistinlileri su kaynaklarından uzaklaştırmaya yönelik sistematik bir politika yürütüldüğü belirtiliyor. Uzun yıllardır devam eden bu politika, yerleşimcilerin su kaynaklarını ele geçirmesiyle başladı; bugün ise çoğunlukla ordunun da katılımıyla su tesislerinin tahrip edilmesi ve su kaynaklarına erişimin engellenmesiyle daha yoğun biçimde sürdürülüyor.

Sivil Haklar Derneği tarafından kısa süre önce yayımlanan bir raporda, işgalci İsrail'in Filistinlileri “susuz bırakma” politikası ele alındı. Raporda “susuz bırakma”, su kaynaklarına erişimin ve bu kaynakların kullanımının kasıtlı ve sistematik biçimde engellenmesi olarak tanımlandı.

İnsan hakları aktivistleri ile Filistinlilerin ifadelerine dayanan rapor, Filistinlilere ait su tedarik tesislerine yönelik uzun süredir devam eden taciz ve yıkım uygulamalarını ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.

Uygulamaların başlıca yoğunlaştığı bölgelerden biri Ürdün Vadisi. işgalci İsrail ordusu bölgede kısa süre önce “İkinci Çit” olarak bilinen toprak set şeklinde bir güvenlik bariyeri inşa etti.

Bunun ardından bölgedeki Filistinliler, avukat Tevfik Cebbarin aracılığıyla siyonist İsrail Yüksek Mahkemesi'ne başvurarak inşaat çalışmalarının altyapıya ve konutlara vereceği zararların önlenmesini talep etti.

Rapora göre mahkemenin bölge sakinlerinin uğrayacağı zararı sınırlayan kararına rağmen katil İsrail ordusu su borularını ve hayvanların içme suyu için kullanılan havuzları tahrip etti. Bölgedeki su borularının bazı kısımları kesilirken su sayaçları ve depolama tankları da imha edildi.

Soykırımcı İsrail ordusu: “Güvenlik gerekçesi var”

Soykırımcı İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada “İkinci Çit” projesinin açık bir güvenlik ihtiyacına dayandığını, amacın silah kaçakçılığını önlemek ve Ürdün Vadisi'ndeki güvenlik tehditleriyle mücadele etmek olduğunu savundu.

Ordu, projenin büyük bölümünde çalışmalara başlanmasına izin veren bir mahkeme kararı doğrultusunda yürütüldüğünü, ancak evlerin yıkılması konusunda bazı kısıtlamaların bulunduğunu belirtti.

Açıklamada ayrıca bölgedeki “kanun uygulama” operasyonlarının eğitim alanlarına girişleri engellemek, “yasa dışı” olduğu öne sürülen yapıları kaldırmak ve emir ve prosedürlere aykırı biçimde kullanılan araçlara el koymak amacıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.

Katil İsrail ordusu, bölgede şiddet olaylarıyla ilgili ihbar alınması halinde askerlerin konuşlandırıldığını, toplulukları dağıttığını ve şüphelileri gözaltına aldığını belirterek bunun bölge sakinlerini korumak ve düzeni yeniden sağlamak amacı taşıdığını savundu.

Siyonist saldırgan yerleşimciler su kaynaklarını ele geçiriyor

Öte yandan rapor, işgalci İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere ait su kaynakları üzerindeki kontrolünün giderek arttığını ortaya koyuyor.

Yerleşimcilerin Filistinlileri su kaynaklarından uzaklaştırmak ve bu kaynakların yalnızca Yahudiler tarafından kullanılmasını sağlamakla övündüğü belirtiliyor.

Birkaç hafta önce insan hakları aktivistleri, bir yerleşimcinin Filistinli bir kişiyi ve inek sürüsünü, hayvanları sulamak için geldiği Ayn el-Hilve kaynağından uzaklaştırdığını belgeledi.Siyonist yerleşimciler, birkaç yıl önce ele geçirdikleri kaynağın adını “Ayn el-Alam” olarak değiştirmişti.

Geçen hafta ise yerleşimciler ağır iş makineleriyle Ürdün Vadisi'nin kuzeyindeki bir Filistinli topluluğun su kaynağı olan bir pınara geldi. Bölgeyi kontrol altına alan yerleşimciler kaynağı doldurarak kullanılamaz hale getirdi.

Su İdaresi, bu işlemin yasa dışı olduğunu doğrularken, Sivil İdare'den herhangi bir tepki gelmedi.

Son iki yılda yerleşimcilerin Ürdün Vadisi'ndeki en büyük ve en önemli su kaynaklarının yanı sıra doğudaki dağ eteklerinde bulunan pınarların da kontrolünü ele geçirdiği belirtiliyor.

Filistinliler, Ürdün Vadisi'nin en büyük su kaynaklarından biri olan Ayn el-Avca bölgesinden de uzaklaştırıldı. Siyonist yerleşimciler ayrıca Ayn el-Beyda bölgesindeki bazı su kaynaklarını ele geçirdi. Rapora göre bütün bunlar yetkililerin müdahalesi olmadan gerçekleşti.

Su kaynaklarına yönelik müdahaleler yaz aylarında daha da ağırlaşıyor.

Bölgedeki Filistinli köylerin sakinleri, yüzyıllara dayanan gelenekler doğrultusunda sürüleriyle mevsimsel göç ediyor, su kaynaklarından yararlanıyor ve pınarların çevresinde yaşamlarını sürdürüyor.

Bu yaşam biçimi, bölge halkının çöl koşullarına uyum sağlamasına olanak tanıdı. Ancak su şebekelerinin bulunmaması ve elektrik altyapısındaki ciddi eksiklikler, Filistinlilerin bölgedeki zorlu çevre koşullarıyla mücadele etmesini güçleştiriyor.

Buna, yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların yarattığı korku da ekleniyor. Rapora göre İsrail işgal güçleri çoğu durumda yerleşimcilere koruma sağlıyor.

Politikanın geçmişi 1967 sonrasına uzanıyor

Rapora göre 7 Ekim sonrasında etnik temizlik ve yerinden etme süreci hız kazanmış olsa da uygulamalar, onlarca yıllık toprak ve su kaynaklarına el koyma politikasına dayanıyor.

Üç yıl önce ilk kez, işgalci İsrail'in Batı Şeria'daki askeri yönetiminin 1967 Savaşı'nın ardından başlayan ilk yıllarına ait belgeler yayımlandı.

Belgelerde, diğer hususların yanı sıra, Filistin'in Akrebe köyündeki toprakların yerleşimler ve askeri eğitim alanları kurulması amacıyla sistematik biçimde ele geçirildiği ortaya çıktı.

Köy sakinleri o dönemde hâlâ işgal makamlarının seslerini duyacağı umudunu taşıyordu. Mayıs 1972'de dönemin işgalci İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a gönderdikleri mektupta köy temsilcileri, “Demokratik bir ülkede yaşıyoruz ve etnik ayrımcılık yapılmaması gerekiyor” diyerek topraklarına kurulan yerleşimlerin boşaltılmasını ve arazilerini hukuk ve adalet çerçevesinde işlemeye devam etmelerine izin verilmesini talep etti.

Ancak bugün Akrebe sakinleri, işgalci İsrail'in niyetleri ve ordunun bu politikaların uygulanmasındaki rolü konusunda herhangi bir yanılsama taşımıyor.

Bölge sakinleri sürekli bir endişe içinde yaşıyor ve şiddet yanlısı yerleşimci çetelerinin yeni bir saldırı düzenlemesini bekliyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir