“Kendilerine mutluluk takdir edilenler, işte onlar, cehennemden uzaklaştırılacaklardır”

“Kendilerine mutluluk takdir edilenler, işte onlar, cehennemden uzaklaştırılacaklardır”

“Nezdimizden kendilerine mutluluk takdir edilenler, işte onlar, cehennemden uzaklaştırılacaklardır.” (Enbiya: 101)

enbiya-101

Dünyada işledikleri sâlih amellerine karşılık Bizim katımızdan kendilerine güzellik yazılanlar, rahmet ve cennet takdir edilenler cehennemden uzak tutulacaklardır. Dünyada Allah’ın hidâyetine tabi olanlar, Rablerinin koruması altına girenler, imâmların, elçilerin yol gösterisine uyanlar, yollarını yol bilene var ya, işte onları cehenneminden koruyacaktır Rabbimiz.

Yâni ne cehenneme gitme korkusu, ne de cenneti kaybetme hüznü olmayacaktır onlar için. Korku da yok, mahzun olma da yoktur. Yine onlar için yaptıklarının boşa gitme korkusu yoktur.

Evet Allah elçilerine tabi olan, takvayı seçen, gayba inanan, namaz kılıp, infak eden, hayatını Allah için yaşamaya karar veren ve hayatı boyunca iyi bir müslüman olmak için çırpınanlar cehennemden korunacaktır.

BASAİRUL KUR’AN

Bu ayet ile ilgili;) Zemahşerî’nin tefsirindeki temel noktalar ve yaklaşımı şöyledir:

1. Nüzul Sebebi ve İbnü'z-Ziba'râ Debatı

Zemahşerî, bu ayetin iniş sürecinde Mekkeli müşriklerden İbnü'z-Ziba'râ ile Hz. Peygamber (s.a.v.) arasında geçen meşhur tartışmaya dikkat çeker:

Enbiyâ sûresi 98. ayet ("Siz ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennem odunusunuz...") nazil olunca İbnü'z-Ziba'râ itiraz ederek: "O zaman Hristiyanların taptığı Hz. İsa, Yahudilerin taptığı Hz. Üzeyir ve melekler de mi cehenneme gidecek? Çünkü onlar da Allah'tan başka tapılan varlıklardır" demiştir.

Zemahşerî'ye göre 101. ayet, bu itiraza mantıki ve ilahi bir cevap olarak inmiştir. Allah katında kendilerine "en güzel mükafat" (el-hsnâ) takdir edilmiş olan Hz. İsa, Hz. Üzeyir ve melekler gibi salih varlıkların bu genel ifadeden müstesna olduğunu beyan eder.

2- Arapça "Mâ" Edatı

Bir dil üstadı olan Zemahşerî, İbnü'z-Ziba'râ'nın itirazındaki gramer hatasına işaret eder:

ayette geçen "Mâ" (ما) edatı Arapçada kural olarak cansız varlıklar ve gayri âkil (akılsız) nesneler için kullanılır. Dolayısıyla ayetteki "taptıklarınız" ifadesi zaten putları ve cansız nesneleri kapsar; Hz. İsa veya melekler gibi akıl sahibi şahsiyetleri kapsamaz.

​Buna rağmen ortaya atılan şüpheyi tamamen gidermek ve müminlerin gönlünü ferahlatmak için 101. ayet ile genel kural pekiştirilmiştir: Kendilerine ezelde iyilik, iman ve cennet takdir edilmiş olanlar cehennemden tamamen uzak tutulacaklardır.

3- Zemahşerî, ayetteki "سبقت لهم منا الحسنى" (kendilerine tarafımızdan en güzel olan geçmiş/takdir edilmiş) ifadesini birkaç şekilde açıklar:

Söz ve Vaat: Allah'ın müminlere ve salih kullarına verdiği cennet vaadi veya ezelî takdiridir.

Saadet ve İman: Kişinin dünyada iman ve güzel amelle yaşayıp ahirette mutlu bir sonla karşılaşmasıdır.

Özetle Zemahşerî, bu ayetin hem kelamî hem de dilbilimsel açıdan Putlar ile Salih Şahsiyetler arasındaki farkı netleştirdiğini; Allah'a kulluk eden ve O'nun rızasını kazanan hiçbir mübarek varlığın (bâtıl şekilde kendilerine tapılmış olsa dahi) cehennem azabına maruz kalmayacağını vurgular.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT
1 Yorum
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir