Evet eğer bu tapındıklarınız tanrı olsalardı elbette cehenneme gitmeyeceklerdi. Eğer gerçekten bu Allah berisinde kendilerinde güç kuvvet gördükleriniz tanrı olsalardı hiç cehenneme girerler miydi? Allah berisinde kendilerinde bir yetki olsaydı kurtarmazlar mıydı kendilerini bu ateşten?
Onlar için orada içinde bulundukları dayanılmaz azaptan ötürü zor nefes alma, derinden derinden ah çekmeler, pişmanlıklar, nedametler, dövünmeler vardır ve asla işitmezler de. Kendilerinden yardım isteyen kullarının yardım çağrısını da işitmezler onlar.
BASAİRUL KUR’AN
İbn Kesîr Tefsirine Göre Âyetlerin Açıklaması
1. Sahte İlahların Acziyeti ve Cehennem Odunu Olmaları (99. Âyet)
Aşağılanma ve Pişmanlık: İbn Kesîr, Allah’tan başka tapınılan putların ve sahte ilahların cehenneme atılmasının, onlara ceza vermek için değil; Müşrikleri rezil etmek, kendi elleriyle taptıkları şeylerin ne kadar âciz ve değersiz olduğunu gözleriyle göstermek için olduğunu belirtir.
Kıyas: Müşriklerin ilah edindikleri şeyler gerçekten bir kudret sahibi olsalardı, kendilerini ve tapanları o azaptan korurlardı. Oysa tapan da, tapılan da cehennemde ebedî kalacaktır.
Müşriklerin İtirazı ve Müjde: İbn Kesîr, bu âyetler gruptan hemen önceki (98.) âyetle bağlantılı olduğu için İbn Abbas ve Abdullah b. ez-Ziba‘râ nakillerine değinir: Müşrikler, "Meryem oğlu İsa'ya, Üzeyr'e ve meleklere de tapıldı, onlar da mı cehenneme girecek?" diye itiraz ettiklerinde, İbn Kesîr sonraki âyetlerin (101. âyet: "Şüphesiz kendilerine bizden en güzel son tescil edilmiş olanlar...") devreye girdiğini; Hz. İsa, Hz. Üzeyir ve melekler gibi kendilerine tapılmasına rıza göstermeyen salih kulların bu hükümden müstesna olduğunu vurgular.
2. Cehennemdeki Inleme ve İşitmeme Hâli (100. Âyet)
Zefîr ve Şehîq (İnleme ve Hıçkırık): İbn Kesîr, âyette geçen Zefîr kavramını cehennemdekilerin çektiği şiddetli azap, göğüslerinin daralması ve ciğerlerinden gelen inleme/feryat sesi olarak açıklar. Hûd Sûresi 106. âyetle ("...Orada onların bir inlemeleri (zefîr) ve hıçkırıkları (şehîq) vardır") paralellik kurar.
Sağırlık ve Mutlak Yalnızlık: "Onlar orada işitmezler de" ifadesini İbn Kesîr şu şekilde detaylandırır:
Cehennemdekiler çektikleri acının şiddetinden ve cehennem ateşinin uğultusundan dolayı birbirlerinin sesini duyamaz hâle gelirler.
Kendilerine teselli verecek, azaplarını hafifletecek hiçbir müjdeli kelam veya yardım çağrısı ulaştırılmaz; rahmetten tamamen mahrum bırakılırlar.
İbn Mes'ûd'dan (r.a.) nakledilen rivayete göre: Cehennemdekiler derecelerine göre tabutlara konur, üzerleri kilitlenir ve ateşe atılır. Orada öyle bir azap çekerler ki, kendilerinden başka kimsenin azap görmediğini zannederler ve dışarıdan hiçbir sesi duyamazlar.
İbn Kesîr’e göre bu iki âyet, Allah’a ortak koşanların ahirette karşılaşacağı mutlak acziyeti, çaresizliği ve ebedî mahrumiyeti net bir şekilde ortaya koymaktadır.
İBNİ KESİR TEFSİRİ

