
Evet gerçek vaat, kıyâmet günü, kıyâmet saati yaklaşmıştır. İnsanların defterlerinin dürülüp, hesaplarının görüleceği zaman yaklaşmıştır. O kıyâmet saati ona hazırlıksız olan kimselere ansızın gelecektir. Zira kendileri kıyâmetin geleceğinden gafil bir şekilde dünyaya dalmış, onu hatırlarından çıkarmış ve böylece lüzumsuz şeylerin peşine takılmış insanlar için elbette kıyâmet ansızın gelecektir. Kıyâmete inanmayan ve onun hazırlığı içinde Allah için bir hayat yaşamayan insanlar onun kopmasına yakın bir dönemde alâmetler belirdiği zaman bile uyanmayacaklar, o zaman bile oyun ve oynaşlarını sürdüreceklerdir. Onun için şuurları yerinde değilken, haberleri yokken kıyâmet gelip onların tepelerinde patlayacaktır. Artık ondan sonra pişman olma ve geriye dönme imkânı da kalmayacaktır.
O gün kâfirlerin gözleri dehşet ve korkudan yuvalarından fırlayacak hale gelmiştir. Ve gözleri zillet içinde donup kalmıştır.
Ve şöyle diyecekler:
Eyvah bize! Biz bundan önce bu kıyâmetten gaflet içindeydik, hem de zalimdik diyorlar. Aslında bugünle uyarıldık, ama biz bu kıyâmetten gaflet içindeymişiz. Uyarılara kulak asmayan zalimlermişiz meğer diyecekler.
BASAİRUL KUR’AN
Fahruddin er-Râzî’nin dev eseri Tefsîr-i Kebîr’de Enbiyâ Sûresi 97. ayetini detaylıca analiz edilir.
1. "Hak Vaad" (el-Va'du'l-Hak) Kavramı
Kıyamet Gününün Yaklaşması: Râzî, buradaki "hak vaad" ifadesiyle kastedilenin kıyamet günü veya ikinci sûra üfleme anı olduğunu belirtir.
Ye'cûc ve Me'cûc Bağlantısı: Bir önceki ayette Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkışı anlatıldığı için, bu olayın gerçekleşmesi kıyametin son derece yakın olduğunun kesin bir alametidir.
2. Dilbilgisi ve Üslup İncelikleri (Atıf ve Sürpriz)
"Fe-izâ hiye" Yapısı: Ayetteki "fe-izâ hiye şâhisatun" ifadesi:
Râzî'ye göre bu, o günün dehşetinin inkârcıları hiç beklemedikleri bir anda, aniden yakalayacağını gösterir.
Gözlerin Donakalması (Şâhisah): Gözlerin kırpılmadan tek bir noktaya dikilip kalması, yaşanan korkunun ve şaşkınlığın büyüklüğünü simgeler. Dehşetin şiddetinden dolayı bakışlar donar ve kapakları dahi hareket edemez hale gelir.
3. İnkârcıların İtirafı ve Mazeretlerin Çöküşü
Râzî, kâfirlerin o an yapacakları iki aşamalı itirafı şöyle açıklar:
"Biz bundan gafletteydik": İlk olarak suçu bilgisizliklerine veya dünyadaki ihmallerine atarak mazeret üretmeye çalışırlar.
"Hayır, biz zalimdik" (Bel kunnâ zâlimîn): Buradaki "bel" (aksine/hayır) edatı bir rücu (geri dönüş) ifadesidir. Kendi mazeretlerini yine kendileri çürütürler. Gerçekte gafilde olunmayacak kadar açık deliller sunulduğunu, inkârlarının bir bilgisizlikten değil, bile bile yaptıkları zulüm ve kibirden kaynaklandığını itiraf etmek zorunda kalırlar.
Kısacası Râzî, bu ayetin dünyada hakikate gözünü kapatanların, ahirette korkuyla açılan gözlerinin ve faydasız pişmanlıklarının kaçınılmaz tablosu olduğunu vurgular.
TEFSİRİ KEBİR