Günümüzün Firavunu ve Filistin’e karşı yürütülen propaganda savaşıyla mücadele -1

Günümüzün Firavunu ve Filistin’e karşı yürütülen propaganda savaşıyla mücadele -1

Filistin’e karşı yürütülen propaganda savaşı, Firavun’un İsrailoğullarını boyun eğdirmek için kullandığı taktiklerin aynısını kullanıyor. Kur’an, bu durumla nasıl mücadele etmemiz gerektiği konusunda ne diyor?

Faisal Malik / Yaqeen Institute
Çeviri: Barış Hoyraz – Haksöz Haber


1. Bölüm

Giriş

Filistin’deki kardeşlerimize karşı sergilenen akıl almaz şiddet, İsrail’in apartheid devletinin şiddet dolu, insanlık dışı doğasını ve yıllardır buna zemin hazırlayan yozlaşmış hükümetleri ve medya kuruluşlarını ortaya çıkarmıştır. Gözlerimizin önünde tam anlamıyla bir soykırım gerçekleştirilmektedir.1 Bu arada, bol kaynaklı bir propaganda makinesi milyonlara ulaşan yalanları yaymaya devam ediyor; Filistinlileri insanlıktan çıkaran ve sivillere karşı beyaz fosfor kullanımını meşrulaştırmaya çalışan yalanlar; yarısı çocuklardan oluşan ezilen bir nüfusa karşı, dünyanın en iyi silahlanmış ve en iyi finanse edilmiş ordularından birinin saldırganlığını savunma amaçlıymış gibi gösteren yalanlar. Bu propaganda makinesi, insan hakları uzmanlarının “açık hava hapishanesi”2 olarak nitelendirdiği ve başkalarının ise “dünyanın en büyük toplama kampı”3 olarak adlandırdığı, dünyanın en yoğun nüfuslu bölgesine yapılan halı bombardımanını meşrulaştırmaya çalışıyor.

Görünüşe göre Peygamberimiz’in ﷺ önceden haber verdiği zamana tanık oluyoruz:

وَظُهُورُ الشَّهَادَةِ بِالزُّورِ وَكِتْمَانُ شَهَادَةِ الْحَقِّ

“…yalan tanıklık yaygınlaşacak ve doğru tanıklık gizlenecektir.”4

Filistinlilere yönelik şiddeti meşrulaştırmak için kullanılan propaganda, bol miktarda finansmanla desteklenmekte ve güçlü güçler tarafından yedeklenmektedir; ancak tarihin kendini tekrarladığını anlamalıyız. Bu propaganda makinesi, binlerce yıldır zalimler tarafından kullanılan bir araçtır. Ayrıca, Allah’ın bu durumla nasıl başa çıkacağımız konusunda bize rehberlik ettiğini de bilmeliyiz. Nitekim Kur’an-ı Kerim, aldatma ve propaganda ile nasıl başa çıkacağımız ve bunlara nasıl karşı koyacağımız konusunda bize rehberlik etmektedir.

Süregelen bir mücadele

Propagandanın tarihini anlamak için öncelikle şunu kavramamız gerekir: Allah’ın insanlığı hidayete kavuşturmak üzere gönderdiği her peygamber ve elçi, hidayet ışığına karşı çalışan güçlerle karşı karşıya kalmıştır. Allah şöyle buyurur:

وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّۭا شَيَـٰطِينَ ٱلْإِنسِ وَٱلْجِنِّ يُوحِى بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍۢ زُخْرُفَ ٱلْقَوْلِ غُرُورًۭا ۚ وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ ۖ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ

“Böylece her peygambere, birbirlerine aldatıcı süslü sözlerle fısıldayan şeytani insanlar ve cinlerden oluşan düşmanlar verdik. Rabbin isteseydi, onlar böyle bir şey yapmazlardı. Öyleyse onları ve uydurduklarını bırak.”5

Yukarıdaki ayette, her peygamberin karşılaştığı direniş gerçeğiyle yüzleşiyoruz; bu direnişin en tutarlı araçlarından biri de زُخْرُفَ ٱلْقَوْلِ غُرُورًۭا ۚ, yani ‘aldatıcı süslü sözler’ olmuştur.

Peygamber Hz. Muhammed’in ﷺ zamanında, muhaliflerinin onun hakkında yalanlar yaymakta ısrarcı olduklarını biliyoruz. Onu şair, falcı6, meczup7, mürted ve isyancı8 olarak nitelendirdiler ve şeytanın ilham verdiği9 gibi pek çok suçlamada bulundular. Bir rivayete göre, Peygamberimiz ﷺ İslam’a davet etmek için yaklaştığı her kişinin peşinden Ebu Leheb hemen gidip daveti boşa çıkarmaya çalışırdı.10

Günümüzde, peygamberlerin karşı çıktığı yalanın modern bir yansıması, milyonlarca dolarlık İslamofobi endüstrisidir. Bu endüstri de aldatıcı ve süslü sözlerden ibarettir. Müslümanları ve İslam’ı insanlıktan çıkarmayı ve karalamayı amaçlayan bir endüstridir. 2017’de Quebec şehrindeki camiye düzenlenen silahlı saldırı, 2021’de Ontario eyaletinin London kentinde Afzaal ailesinin öldürülmesi ve en son olarak 6 yaşındaki Filistinli çocuk Wadea Al Fayoume’nin acımasızca katledilmesi gibi Kuzey Amerika’daki Müslüman karşıtı nefret suçları incelendiğinde, bu terör eylemlerinin altında yatan ortak temanın, bu eylemleri gerçekleştiren kişilerin İslamofobik söylemi içselleştirmiş olmaları olduğu ortaya çıkmaktadır. İslamofobi endüstrisinin Müslümanları karalama ve insanlıktan çıkarma çabaları, Batı’da Müslümanlara yönelik şiddete yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda Filistin’deki kardeşlerimizin şu anda maruz kaldığı savaşı ve şiddeti de meşrulaştırıyor.

İsrail Devleti’nin Filistinlilere yönelik şiddeti, Filistinlileri insanlıktan çıkaran ırkçı bir devlet söylemi aracılığıyla sürdürülmektedir. Bu durum, Gazze’deki kuşatmayı ve su, elektrik ile gıda tedarikinin kesilmesini meşrulaştıran İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın “İnsan hayvanlarla savaşıyoruz” şeklindeki açıklamalarında açıkça ortaya çıkmıştır.11 Bu insanlıktan çıkarma yaklaşımı, ailelerin ve çocukların öldürülmesini teşvik ederken kaydedilen İsrailli asker Ezra Yachin’in “Bu hayvanlar artık yaşayamaz” şeklindeki ifadesinde de açıkça görülmüştür.12

Masum insanları öldürmeyi meşrulaştırmaya çalışan, iyi finanse edilmiş bir propaganda makinesinin varlığıyla yüzleşmek gerçekten de dehşet verici olsa da, bu tür propagandanın binlerce yıldır var olduğunu ve Kur’an’ın kendisinin de ‘şiddet ve zulmü meşrulaştırmak için propagandanın nasıl kullanıldığını” vurguladığını belirtmek önemlidir.

Firavun’un Taktikleri

Ezilenleri karalamak ve insanlıktan çıkarmak

Kur’an’da en sık tekrarlanan kıssalardan biri, Hz. Musa’nın (as.) Firavun ile yüzleşmesidir. Baskıcı Firavun rejimi üzerinde düşünülürse, bu rejimin gücünün beş sütun üzerine dayandığı görülür:

1) Halk üzerinde mutlak yetkiye sahip olduğuna inanan diktatör bir zalim,

2) ikiyüzlü bir yardımcısı (Hāmān),

3) yolsuzluğun zengin finansörü (Kârun),

4) yozlaşmış din adamları (büyücüler) ve

5) medya ve propagandacılar (Haşirun). Firavun’un kullandığı bu beş temel, tarih boyunca kendini göstermeye devam etmiştir.13

Günümüzde bu beş temel unsur, Gazze halkına karşı işlenen soykırımı destekleyen zengin şirketler, güçlü medya kuruluşları, yozlaşmış politikacılar ve nüfuz sahibi kişiler (ünlüler gibi) tarafından temsil edilmektedir.

Ayrıca, Firavun ile Musa (a.s.) arasındaki diyaloglar, zalimlerin boyunduruk altına aldıkları kişilere karşı şiddeti meşrulaştırmak için kullandıkları taktikler hakkında fikir vermektedir. Örneğin, Musa (a.s.) Firavun toplumunun sahte ideolojisini, yozlaşmasını ve zulmünü yüzlerine vurup ifşa ettiğinde, mesajını bastırmaya yönelik çok çeşitli tepkilerle karşılaştı. A’raf Suresi’nde Allah, Firavun’un danışmanları hakkında şöyle buyurur:

وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ أَتَذَرُ مُوسَىٰ وَقَوْمَهُۥ لِيُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَيَذَرَكَ وَءَالِهَتَكَ ۚ

Firavun’un halkından önde gelenler şöyle dediler: “Musa’yı ve kavmini, yeryüzünde fitne çıkarmaları için bırakacak mısın? Seni ve tanrılarını terk etmeleri için mi?”14

Firavun devletinin şiddetinden ve yolsuzluğundan faydalanan siyasi elitler, Hz. Musa ve halkını ülkede yolsuzluğa yol açmakla suçladılar. İronik olan ise, Hz. Musa’yı ülkede yolsuzluğa yol açmakla suçlayanların, aslında İsrailoğulları’nın ezilmesine, öldürülmesine ve köleleştirilmesine imkân veren yozlaşmış bir toplumsal düzeni kuran ve sürdürenlerin tam da bu kişiler olmasıydı. İsrailoğullarına eziyet ederek, erkek çocuklarını öldürüp kızlarını hayatta bırakarak yolsuzluğa neden olanlar onlardı15; ancak kendilerinin suçlu olduğu şey, yani yolsuzluk yapmakla Hz. Musa’yı ve takipçilerini suçladılar.

Hz. Musa’yı yolsuzluk yaymakla suçlayarak, sahte tanrılarını ifşa edecek ve işledikleri suçları ortaya çıkaracak olan onun ilahi tevhid mesajını meşruiyetinden mahrum bırakmaya çalışıyorlardı. Firavun’un kabinesinin bu suçlaması, zalimlerin taktiğinin, üzerinde hâkimiyetlerini sürdürmek ve hakikat, adalet ve haysiyet için verdikleri mücadeleyi zayıflatmak amacıyla ezdikleri kişileri suçlamak olduğunu göstermektedir.

Nitekim, tarih boyunca baskıcı rejimler, ezdikleri halklara karşı benzer taktikler kullanmışlardır. Kanada’nın ilk başbakanı Sir John A. Macdonald, bu topraklardaki yerli halkı “vahşiler” olarak nitelendirmiştir. 1883 yılında şöyle demiştir:

‘Okul rezerv içinde olduğunda, çocuk vahşi olan ebeveynleriyle birlikte yaşar; etrafı vahşilerle çevrilidir ve okuma yazmayı öğrenmiş olsa da alışkanlıkları, yetiştirilme tarzı ve düşünce biçimi Kızılderili’dir. O, sadece okuma yazma bilen bir vahşidir.’16

Macdonald’ın kullandığı dil, yerli halkı “vahşiler” olarak çerçeveliyordu; oysa topraklarını çalan ve masum insanları öldürenler sömürgeci yerleşimcilerdi.

Bir başka örnek ise 1960’larda görülebilir; Frantz Fanon, Fransız sömürge yönetimine karşı Cezayir’in bağımsızlık mücadelesine ilişkin medya haberleri hakkında şunları belirtmiştir:

Ancak Batılı bir gazeteci bizimle röportaj yaptığında, bu nadiren bize bir iyilik yapmak amacıyla yapılır. Örneğin Cezayir Savaşı’nda, en liberal görüşlü Fransız muhabirler bile mücadelemizi betimlemek için sürekli olarak belirsiz sıfatlar kullanırlar. Onları bu konuda eleştirdiğimizde, tüm samimiyetleriyle objektif davrandıklarını söylerler. Sömürge altındaki kişi için objektiflik her zaman ona karşı yöneliktir.17

Fanon, Cezayirlilerin medyada sürekli olumsuz bir şekilde tasvir edildiğini ve böylece Fransız sömürge güçlerine karşı verdikleri mücadelenin meşru görünmemesini sağlandığını belirtmiştir. Topraklarını acımasızca işgal eden Fransa olmasına rağmen, Cezayirliler şiddet yanlısı ve aşırı uçtaki kişiler olarak gösteriliyordu.

Bu tür propagandanın bir başka örneği, sivil haklar dönemi öncesinde, sırasında ve hatta yakın zamanda bile Amerikan medyasında Siyah Amerikalıların olumsuz bir şekilde tasvir edilmesiydi. El Hac Malik El Şahbaz (Malcolm X olarak bilinir), Amerikan toplumunda karşılaştıkları ırkçılık ve baskıya karşı mücadelelerini meşruiyetinden mahrum bırakmak için siyahî insanlara karşı bu tür taktiklerin kullanıldığını belirtmiştir. Şöyle demiştir:

“Gazeteleri ele geçirip, sanki hepimiz suçluymuşuz, hepimiz ırkçıymışız, hepimiz uyuşturucu bağımlısıymışız ya da hepimiz isyan çıkarıyormuşuz gibi, gazetelerin seni ve beni yerden yere vurmasını sağlıyorlar. Bu imgeyi, bu imge oluşturma işini ustaca kullanıyorlar. Sana bir aşırılıkçı imajı takıyorlar ve o andan itibaren yaptığın her şey aşırı oluyor.”18

Amerikan medyasının, Amerika’daki siyahî insanları, özgürlük, adalet ve eşitlik için mücadele eden herkesi aşırıcı olarak etiketlerken, siyahî toplumu ezen ırkçılıktan yararlanan ve buna olanak sağlayanları ise siyahî aşırıcılığının kurbanları olarak tasvir ettiğini belirtti.

İşte basın budur, sorumsuz bir basın. Suçluyu kurban, kurbanı da suçlu gibi gösterecektir. Dikkatli olmazsanız, gazeteler sizi ezilen insanlardan nefret etmeye, ezen insanları sevmeye yönlendirecektir.19

Yukarıdaki örneklerden öğrendiğimiz şey, zalimlerin, kendi zulümlerinden dolayı ezilenleri suçlamak için propaganda ürettikleridir. Bu, zulüm durumlarını meşrulaştırmak ve sisteme karşı çıkma girişimlerini gayrimeşru kılmak amacıyla yapılır. Firavun, Hz. Musa’yı yolsuzluğa neden olmakla suçladı; çünkü onun mesajı aralarında ayrılık yaratıyor ve yozlaşmış Firavun rejimini ortaya çıkarıyordu. Fransız sömürgeciler Cezayirlilere karşı aynı şeyi yaptı, Amerikan medyası siyahî sivil haklar aktivistlerine karşı kullanıldı ve bizler de on yıllardır Filistinlilere karşı benzer taktiklere tanık oluyoruz.

Bir işgalci gücün işgal ettikleri kişilere karşı kullandığı propaganda, ezici bir devletin var olabilmesi için o ezilmeyi meşrulaştıracak bir ideolojiye ihtiyaç duyduğu gerçeğine dayanır. Ünlü Filistinli entelektüel Edward Said, şu sözleriyle bunu açıkça belirtmiştir:

“Ne emperyalizm ne de sömürgecilik, basit bir birikim ve ele geçirme eylemidir. Her ikisi de, belirli toprakların ve halkların egemenliğe ihtiyaç duyduğu ve egemenlik için yalvardığı gibi kavramları içeren etkileyici ideolojik oluşumlar tarafından desteklenmekte, hatta belki de bu oluşumlar tarafından yönlendirilmektedir; ayrıca egemenlikle bağlantılı bilgi biçimleri de bu oluşumların bir parçasıdır.”20

Bir halkın insanlık dışı, vahşi ve barbar olarak görülmesine olanak tanıyan bir ideoloji oluşturulduğunda, onlara yönelik şiddeti meşrulaştırmak daha kolay hale gelir.

Devam Edecek >>>

Dipnotlar:

1. Lütfen bkz. Raz Segal, “‘Bir Soykırım Örneği’: İsrailli Holokost Uzmanı Raz Segal, İsrail’in Gazze’ye Yönelik Saldırısını Kınadı,” Democracy Now!, YouTube videosu, 16 Ekim 2023, https://www.youtube.com/watch?v=ZWGGjLZNuyg.

2. “Gazze: İsrail’in ‘Açık Hava Hapishanesi’ 15. Yılında: İsrail ve Mısır’ın Seyahat Kısıtlamaları Filistinlilerin Hayatlarını Mahvediyor,” İnsan Hakları İzleme Örgütü, 14 Haziran 2022, https://www.hrw.org/news/2022/06/14/gaza-israels-open-air-prison-15.

3. Basem Naim, “Gazze’den Justin Trudeau’ya Bir Mektup,” Al Jazeera, 11 Haziran 2018, https://www.aljazeera.com/opinions/2018/6/11/a-letter-from-gaza-to-justin-trudeau#:~:text=You%20are%20perhaps%20unaware%20of,concentration%20camp%20ever%20to%20exist%E2%80%9D.

4. Buhari, el-Adab el-Mufrad, no. 1049.

5. Kur’an 6:112.

6. Kur’an 69:41–42.

7. Kur’an 81:22.

8. Yasir Qadhi, Peygamberin (s.a.v.) Sîrahı: Çağdaş ve Özgün Bir Analiz (İngiltere: Kube Publishing, 2023), 93.

9. Kur’an 81:25.

10. Musnad Ahmed, no. 16023, https://www.dorar.net/h/Hp7Bt6lE; Ahmed ibn Hanbal, Musnad Ahmed, ed. Shuayb al-Arnaut (Beyrut: Mussasa Al Risalat, 2000), no. 16023.

11. “İsrail Savunma Bakanı Gazze’ye ‘Tam Kuşatma’ Emri Verdi,” Al Jazeera, 9 Ekim 2023, https://www.aljazeera.com/program/newsfeed/2023/10/9/israeli-defence-minister-orders-complete-siege-on-gaza.

12. “İsrail’in En Yaşlı Yedek Askeri: ‘Bu Hayvanlar Artık Yaşayamaz’,” Al Jazeera, 14 Ekim 2023, https://www.aljazeera.com/program/newsfeed/2023/10/14/these-animals-can-no-longer-live-says-israels-oldest-reservist.

13. Bu bilgi için Şeyh Yousef Wahb’a çok teşekkür ederiz.

14. Kur’an 7:127.

15. Kur’an 2:49.

16. “Kanada’daki Yatılı Okullar: Eğitim Rehberi,” 23 Ekim 2023 tarihinde erişildi, s. 2, http://education.historicacanada.ca/files/103/ResidentialSchools_Printable_Pages.pdf.

17. Frantz Fanon, Yeryüzünün Sefil İnsanları (New York: Grove Press, 2004), 37.

18. George Breitman, der., Malcolm X Konuşuyor (New York: Grove Press, 1990), 92.

19. Breitman, Malcolm X Konuşuyor, 93.

20. Edward Said, Kültür ve Emperyalizm (New York: Vintage Books, 1994), s. 9.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir