
"İşte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar"
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar. Meryem/60
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar. Meryem/60
Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler, namazsız hayatlarından vazgeçip Rableriyle diyaloga geçenler, Rableriyle aralarını düzeltenler, sâlih amel işleyenler bunun dışındadır. Onlar hiç bir zulme uğratılmaksızın Rablerinin kendilerine vaad ettiği Cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Hiç şüpheniz olmasın ki O’nun vaadi mutlaka gerçekleşecektir.
Tevbe kişinin Allah’la ilişkisini düzeltmesinin adıdır. Bir insan için Allah’la yakın ilgiden mahrum oluş kadar büyük bir hüsran olamaz. Tevbe, dönüş demektir. Tevbe yöneliş demektir. Tevbeyi Hz. Adem’le anlatır Rabbimiz bize. Hz. Adem bir an yasaklanmış meyveye doğru giderken, şeytanın yörüngesine girip o istikâmette giderken, birden bire hatasını anlar, pişmanlık duyarak Rabbinin arzularına doğru dönüverir. İşte tevbe budur. İşte böyle namazı terk etmiş, Allah’a itaatten çıkmış, Allahla diyalogu kesilmiş, dünyayı kıble edinmiş, nefsin istekleri peşinde koşarken, bir anda yönünü, kıblesini değiştirip Rabbine yönelen ve O’nun istediği bir hayatı yaşamaya karar veren kişinin bu yaptığına tevbe denir.
Aman bakın burada tevbeyle birlikte îman ve ameli sâlih istenmektedir. Yâni işlenen günahlardan tevbe edilip vazgeçilecek, arkasından da îman edilecek, Allah’la koparılan diyalog yeniden düzeltilecek ve de sâlih amellere koşulacak. Meselâ kitabımızın haber verdiği gibi namaz kılınacak, çünkü namaz başlı başına bir tevbe, bir yöneliş ve Allah’tan yardım isteme makamıdır.
BASAİRUL KUR’AN
Râzî’nin bu ayet üzerine yaptığı tefsirde öne çıkan temel unsurlar şunlardır:
1. "İstisna" (Ancak) Edatının Hikmeti
Râzî, ayetin "Ancak" (İllâ) ile başlamasına dikkat çeker. 59. ayetteki "Gayy" vadisi ile korkutulan o günahkar neslin, bu dehşetli akıbetten nasıl kurtulabileceği burada gösterilir. Râzî'ye göre bu, Allah'ın rahmetinin gazabını geçtiğinin bir delilidir; en büyük günahkarlar dahi bu üç şartı yerine getirirse kurtuluşa erebilir.
2. Kurtuluşun Üç Temel Şartı
Râzî, ayette zikredilen üç şartın (Tövbe, İman, Salih Amel) sırasını ve önemini şöyle analiz eder:
Tövbe: Râzî’ye göre kurtuluşun ilk adımı, geçmişte yapılan hatalardan (namazı zayi etmek ve şehvetlere uymak) vazgeçmek ve pişmanlık duymaktır.
İman: Burada "iman eden" ifadesini Râzî iki şekilde yorumlar:
Eğer kişi dinden çıkmışsa, yeniden iman etmesi.
Eğer kişi mümin fakat günahkâr ise, imanını tövbe ile kuvvetlendirip ihlasını (samimiyetini) tazelemesi.
Salih Amel: Tövbenin ve imanın ispatı ameldir. Râzî, zayi edilen namazların yerine namazın ikame edilmesini ve şehvetlerin yerini hayırlı işlerin almasını "salih amel" kapsamında değerlendirir.
3. Cennete Giriş ve "Zulme Uğramama" Garantisi
Râzî, ayetin sonundaki "Hiçbir haksızlığa (zulme) uğratılmayacaklar"
Sevabın Eksilmemesi: Kişi samimiyetle tövbe edip salih amele yöneldiğinde, Allah onun önceki günahlarını siler ve yeni kazandığı sevaplardan en küçük bir miktar bile eksiltmez.
Lütuf ve Adalet: Râzî der ki; Allah’ın cennete sokması bir lütuf, amellerin karşılığını eksiksiz vermesi ise O’nun vaadindeki adaletidir. Kişi cennette, dünyada işlediği en küçük hayrın bile karşılığını fazlasıyla bulacaktır.
TEFSİRİ KEBİR




HABERE YORUM KAT