"İffetini korumuş olan Hz. Meryem'i de an"

"İffetini korumuş olan Hz. Meryem'i de an"

İffetini korumuş olan Hz. Meryem'i de an. Biz ona ruhumuzdan üfledik; kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize kıldık. Enbiya / 91

Dosya:Enbiya 91.png


İffetini korumuş olan Hz. Meryem'i de an. Biz ona ruhumuzdan üfledik; kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize kıldık. Enbiya / 91

Ayette Hz. Meryem’in adı geçmiyor. Çünkü amaç, peygamberlik zinciri içinde onun oğlunu anmaktır. O da surenin akışı içinde oğluna tabi olarak yeralmaktadır. Ve oğlu ile ilgisi bulunan, niteliklerine değinilmektedir.

“Irzına dokundurtmayan.”

Onu koruyan ve her türlü ilişkiden sakınan… Ayette korumak anlamına gelen “ihsan” kelimesi genelde evlilik için kullanılır. Çünkü evlilik kadını fuhuştan korur. Ama burada ise asıl anlamında kullanılmıştır. Bu ise, meşru olsun gayri meşru olsun her türlü ilişkiden korunmak demektir.

Kuşkusuz Hz. Meryem mahrem yerini korumuştu.

“Kendisini ve oğlunu tüm insanlar için gücümüzün sınırsızlığını kanıtlayan bir mucize yaptık.”

Daha önce bu mucizenin benzeri görülmemişti. Halen de görülmüş değildir. Bütün insanlık tarihinde sadece bir kere gerçekleşen bir mucizedir bu. Çünkü bunun gibi bir tek örnek, insanların kuşaklar boyu üzerinde düşünmeleri, evrensel kanunları yaratan ama hareketlerini bu kanunlarla sınırlı tutmayan ve dilediğini yapabilen kudret elini kavramaları için yeterlidir.

Rabbimiz Îsâ (a.s) nın gündeme getirildiği bu âyetinden önce peygamberler silsilesini gündeme getirerek bunların her birerinin bir beşer olduklarını, hepsinin kul olduklarını, her birerinin Rablerine dua edip yalvardıklarını, kendileri için hiçbir şeye kadir olamayıp isteyeceklerini Rablerinden istediklerini, Rablerine herkesten çok teslim olarak ibadet ettiklerini ve bunların hiçbirisinin İlâhlıkta hiç bir payelerinin bulunmadığını ısrarla anlattı. Onların kendi hastalıklarına şifa verecek, kendilerine ya da başkalarına çocuk verebilecek güçte olmadıklarını, Allah’ın vahyine aykırı hareket eden bir Yunus peygamberin cezalandırıldığını anlattı, anlattı sonra da onlardan biri olan ve Meryem isimli bir kızdan dünyaya gelen Îsâ (a.s)’a sözü getirdi. Öyleyse tüm bu gerçekleri bildikleri halde ey Allah elçisini ve anasını tanrılaştırma kavgası veren Hıristiyanlar, bu sapıklıklarınızdan vazgeçmezseniz Allah’a en büyük iftirayı yaparak cehennemi boylayacaksınız.

FİZİLALİL KUR’AN


Râzî'nin bu ayete dair sunduğu temel izahlar şunlardır:

​1. "Iffetini Koruyan Kadın" (Elletî ahsanet fercehâ)

​Lügat ve İffet: Râzî, ayetteki "ahsanet fercehâ" ifadesinin Hz. Meryem’in iffetini, namusunu ve temizliğini tam anlamıyla koruduğunu gösterdiğini belirtir. Burada geçen kelime, Hz. Meryem’in ziynet ve mahrem yerlerini her türlü haramdan ve erkek temasından mutlak bir titizlikle muhafaza ettiğine işaret eder.

​İsmin Anılmaması: Ayette Hz. Meryem’in isminin açıkça zikredilmeyip "iffetini koruyan kadın" şeklinde nitelendirilmesi, onun bu yüce ahlaki sıfatını öne çıkarmak ve şerefini tazim etmek içindir.

​2. "Ruhumuzdan Üfledik" (Nefahnâ fîhâ min rûhinâ)

​İlişkilendirme (İzâfet-i Teşrif): Râzî, "ruhumuzdan" ifadesindeki nispetin bir parçalanma veya maddesel bir intikal değil, tazim ve şereflendirme (teşrif) amacıyla yapıldığını vurgular. Yani ruh Allah'a aittir ve mülküdür; ona "Ruhum" denmesi onun yüceliğini belirtir.

​Cebrail (a.s.) vasıtası: Tefsir-i Kebir'de üfleme fiilinin faal faili olarak Cebrail (a.s.) gösterilir. Allah Teâlâ, Cebrail’e emretmiş, o da Hz. Meryem’in elbisesinin yakasına üflemiştir. Bu üfleme neticesinde Hz. İsa'nın cenini teşekkül etmiştir. Cebrail Allah’ın emriyle hareket ettiği için fiil Allah’a nispet edilmiştir.

​3. "Âlemler İçin Bir Mucize Kıldık" (Ce'alnâhâ vebnehâ âyeten lil-'âlemîn)

​Râzî, ayette iki kişiden (Meryem ve İsa) bahsedilmesine rağmen "âyeteyn" (iki mucize) değil, tekil olarak "âyeten" (bir mucize) denilmesine dikkat çeker. Çünkü Hz. Meryem’in babasız bir çocuk doğurması ile Hz. İsa’nın babasız dünyaya gelmesi aynı tek mucizenin iki farklı yüzüdür. Bu olay, birbirinden ayrılması imkânsız tek bir kudret delilidir.

​Kudret-i İlâhiyye: Bu olay, Allah Teâlâ’nın sebeplere bağlı olmadığını, dilediği takdirde bir erkeğin müdahalesi olmaksızın da insan yaratmaya muktedir olduğunu tüm âlemlere (insanlara ve cinlere) kanıtlayan en büyük delillerdendir.

TEFSİRİ KEBİR

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir