
Şüphesiz, inkar edenlere, insanları, Allah´ın yolundan ve mukîm-misafir, bütün insanlara eşit kıldığımız Mescid-i Haramdan alıkoyanlara ve orada haktan sapıp zulmetmek isteyenlere can yakıcı bir azap tattıracağız. Hac/25
Zemahşerî’nin el-Keşşâf'taki öne çıkan izahları şunlardır:
1- Mescid-i Harâm'da "Eşitlik"
Ayet-i kerimede geçen "yerli halk (el-âkif) ve dışarıdan gelenler (el-bâd) için eşit kıldığımız" ifadesi hakkında Zemahşerî fıkhi ve lügavî tartışmalara değinir:
İbadet Eşitliği: Mekke'de yerleşik olanlar ile dışarıdan hac/umre için gelenlerin Mescid-i Harâm'da ibadet etme, Ka'be'yi tavaf etme ve oradaki kutsal mekânlardan yararlanma hususunda tamamen eşit haklara sahip olduğunu ifade eder.
Mekke Evlerinin Statüsü: Zemahşerî, bazı fakihlerin (örneğin İmam Şâfiî) Mekke'deki konutların mülkiyet ve kiralanabileceği yönündeki görüşlerine karşın, ashaptan ve tâbiînden gelen "Mekke evlerinin kiralanamayacağı veya satılamayacağı, dışarıdan gelenlerin boş buldukları konaklara inme hakkı olduğu" yönündeki rivayetleri bu eşitlik kavramı bağlamında değerlendirir.
2- "İlhad" ve "Zulüm" Kavramları
Ayetin son kısmındaki "Kim orada zulümle yoldan çıkmak (ilhad) isterse..." ifadesi Zemahşerî tefsirinin en çok dikkat çeken yerlerindendir:
İlhad'ın Anlamı: "İlhad", doğruluktan, haktan ve adaletten sapmak demektir. Zemahşerî, burada kastın sadece şirke girmek değil; Mescid-i Harâm'ın hürmetini ihlal eden her türlü günah ve haksızlık olduğunu vurgular.
Niyetin Cezalandırılması: Ayette geçen "yoldan çıkmak / sapmak isterse" ifadesindeki "irade" vurgusuna dikkat çeker. Normalde günahlarda fiiliyata geçmedikçe sadece niyet cezalandırılmazken, Mekke ve Mescid-i Harâm'ın kudsiyeti sebebiyle orada günah işlemeye niyet etmek veya azmetmek dahi azaba uğrama sebebi kılınmıştır.
En Küçük Haksızlık Bile Kapsamdadır: Zemahşerî, bu ayet kapsamına Mekke'de tüccarların karaborsacılık yapmasından, birine sözlü eziyet etmeye ve hatta hizmetçisine sövmeye kadar Mescid-i Harâm'ın edebine aykırı her türlü "zulüm" davranışının girdiğini nakleder.
Zemahşerî bu tefsiriyle, Mekke-i Mükerreme ve Mescid-i Harâm’ın sıradan bir mekân olmadığını; oraya gösterilecek hürmetsizliğin ve yapılacak en küçük haksızlığın bile Allah katında şiddetli bir azap vesilesi sayılacağını altını çizerek ifade eder.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ
Allah Teala bu âyet-i kerimede, sıfatlarını belirttiği bir kısım kâfirlere can yakıcı bir azabı tattıracağını beyan etmektedir. Bu kâfirler, Allah´ı inkâr edenler, insanları Allah´ın yolundan alıkoyanlar, Beytullah´i ziyarete gelen insanları oradan alıkoyanlar ve Beytullah´ta haktan ayrılarak insanlara zulmetmeye kalkışanlardır.
Âyet-i kerimede, Beytullah´ın, orada yaşayanlar için de dışarıdan gelenler için de eşit kılındığı beyan edilmektedir. Beytullah´ta insanların hangi hususlarda eşit oldukları, farklı şekillerde izah edilmiştir.
Katade ve Said b.Cübeyı´e göre bu eşitlik, Mekke´de kalma eşitliğidir. Abdullah b.Abbas da bu görüştedir. Bir kısım âlimler bu görüşe dayanarak Mekke´de bulunan evlerin satılamayacağını, kiraya verilemeyeceğini ve herkesin kulllanımına açık bulundurulması gerektiğini söylemişlerdir.
Müfessirlerin çoğunluğuna göre ise, insanların Mekke´de eşit olmalarından maksat, ibadette eşitliktir. Mekke´de bulunan kimsenin, orayı ziyarete gelip ibadet etmek isteyen kimseyi engellemeye hakkı yoktur.
Taberi´ye göre ise bu eşitlik, Mekke´nin kudsiyetini korumakta , orada yapılan ibadetleri eda etmekte ve oranın dilediği yerinde kalmakta eşitliktir.
Ayette zikredilen "Mekke´de zulmetmekten maksadın ne olduğuna gelince Abdullah b.Abbas, Mücahid ve Katade´den nakledilen bir görüşe göre, burada zikredilen "Zulüm´den maksat, Allah´a ortak koşmak ve ondan başkasına kulluk etmektir.
Bazılarına göre ise "Orada zulmetmek"ten maksat, yiyecekleri stok etmektir. Taberi ise "Orada zulmetmekken maksadın, "Allah´a yapılan her isyanı" kapsadığını söylemektedir. Zira âyette belli bir zulüm kastedildiğine dair herhangi bir işaret yoktur.
Yüce Allah’ın dokunulmaz evi için koyduğu bu sistem, insanların dokunulmaz bölgeler icad etmek amacı ile yaptıkları tüm girişimleri geride bırakan bir uygulamadır. Burada silahlar bırakılır, düşmanlar birbirlerinden emin olurlar. Burada kan dökülmez, herkes barınacağı bir yer bulur burada. Ama bu herhangi bir insanın lütfu değildir. Tüm insanların eşit olduğu evrensel bir haktır.
Evet gerek Mescid-i Haram, gerekse diğer mescitlerde, gerekse tüm arz mescidinde Allah kullarını Allah’ın istediği müslümanca bir hayat yaşamaktan engelleyenler, yasaklar koyanlar, zulmedenler için acıklı bir azap vardır. İnsanların din özgürlüklerini, ibadet özgürlüklerini yok etmeye çalışan, yeryüzünde Allah’ın tüm insanlık için eşit kullanım hakkı tanıdığı mescitlerde, arz mescidinde gasıpça, zalimce bir tavır sergileyenlere, mescitlerde, arzda Allahu Ekber sözüne, en büyük Allah sözüne tahammül edemeyenler, Allah kullarının Allah yasalarının uygulamalarına izin vermeyerek onları kendi yasalarına kulluğa çağıran kâfirlere korkunç bir azap vardır buyurulmaktadır.
TABERİ TEFSİRİ
