
"(İbrahim:) 'Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim' dedi"
(İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O bana pek lütufkârdır" dedi. (Meryem/47)
قَالَ سَلَامٌ عَلَيْكَۚ سَاَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبّ۪يۜ اِنَّهُ كَانَ ب۪ي حَفِيًّا ﴿٤٧﴾
47- (İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O bana pek lütufkârdır" dedi.
Selâm olsun sana, ben sana selâmet ve esenlik diliyorum. Rabbim hidâyet versin sana. Senin hakkında asla bir düşmanlık düşünmüyorum. Benden sana hiç bir kötülük gelmeyecek. Rabbimden seni mağfiret etmesini, geçmiş günahlarını, isyanlarını bağışlamasını ve seni hidâyetine ulaştırmasını dileyeceğim. Seninle tartışacak, sana kaba söz söyleyecek, tehditlerine ve korkutmalarına karşılık verecek değilim. Tersine senin için yüce Allah’a dua edeceğim. Seni affetmesini; sapıklığı sürdürmenin gerektirdiği cezadan seni muaf tutmasını, sana merhamet etmesini, doğru yolu bulmanı lnasip etmesini dileyeceğim. Yüce Allah bana karşı hep lütufkâr davranarak O’na yaptığımız duaları her zaman kabul etmiştir?
FİZİLALİL KUR’AN
Fahruddin er-Râzî, dev eseri Tefsir-i Kebir de bu ayeti birkaç temel nokta üzerinden açıklar. İşte Râzî’nin analizinden öne çıkan başlıklar:
1. "Selam Olsun" İfadesinin Mahiyeti
Râzî’ye göre buradaki "Selam" (Selamun aleyke), bir dostluk veya sevgi selamı değildir. Aksine iki ihtimal üzerinde durur:
Veda Selamı: "Seninle benim aramda artık bir tartışma kalmadı, benden sana bir kötülük gelmeyecek" anlamında bir ayrılış ifadesidir.
Hilm ve Tahammül: Cahilce bir saldırıya karşı vakarla verilen bir cevaptır. Tıpkı Furkan Suresi’ndeki "Cahiller onlara laf attığında 'Selam' derler" ayetinde olduğu gibi.
2. Müşrik Birisi İçin İstiğfar Edilir mi?
Râzî, İbrahim (a.s.)'ın babası için af dileyeceği sözünü vermesini (istiğfar) şu şekilde izah eder:
Hidayet Talebi:
Buradaki "mağfiret dileme", doğrudan günahların affı değil, babasının imana gelmesine vesile olacak bir hidayet ve lütuf talebidir. Çünkü kâfir olarak ölen birinin affedilmeyeceği sabittir.
Verilmiş Bir Söz: İbrahim (a.s.) bunu, babasına olan şefkati ve onu İslam'a ısındırma çabasıyla söylemiştir. Ancak Tevbe Suresi 114. ayette belirtildiği üzere, babasının bir Allah düşmanı olduğu kesinleşince bu istiğfardan vazgeçmiştir.
3. "Hafiyya" (Çok Lütufkâr) Kavramı
Ayette geçen "Hafiyya" kelimesi üzerinde Râzî titizlikle durur. Allah’ın İbrahim’e karşı "Hafî" olması şu manalara gelir:
Lütuf ve İkram: Allah’ın kuluna çok ince ve özel bir şekilde ikramda bulunması, dualarını kabul etmesidir.
İnayet: Râzî, İbrahim (a.s.)'ın bu ifadeyi kullanarak babasına şunu hissettirdiğini söyler: "Benim Rabbim öyle kerem sahibidir ki, O'na sığındığımda beni boş çevirmez, senin hidayetin için yapacağım duayı da lütfuyla karşılar."
Râzî'nin Dikkat Çektiği Ahlaki Ders
Tefsir-i Kebir'de vurgulanan en ince detay; bir tebliğcinin, kendisine en sert şekilde (taşlama tehdidiyle) yaklaşan kişiye bile nezaketini bozmamasıdır. İbrahim (a.s.), babasının "Seni taşlarım!" tehdidine karşı şunları yapmıştır:
Kötülüğe iyilikle (Selamla) karşılık vermiştir.
İlişkiyi koparırken bile merhameti (İstiğfarı) elden bırakmamıştır.
Kendi gücüne değil, Allah'ın lütfuna (Hafiyya) vurgu yapmıştır.
TEFSİR-İ KEBİR








HABERE YORUM KAT