1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Herkesin, yaptığının karşılığını görmesi için kıyamet mutlaka kopacaktır"
"Herkesin, yaptığının karşılığını görmesi için kıyamet mutlaka kopacaktır"

"Herkesin, yaptığının karşılığını görmesi için kıyamet mutlaka kopacaktır"

"Herkesin, yaptığının karşılığını görmesi için kıyamet mutlaka kopacaktır. Ben onu neredeyse kendimden de gizleyeceğim." (Taha/15)

19 Mart 2026 Perşembe 08:35A+A-

 

اِنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ اَكَادُ اُخْف۪يهَا لِتُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعٰى ﴿١٥﴾

15- Herkesin, yaptığının karşılığını görmesi için kıyamet mutlaka kopacaktır. Ben onu neredeyse kendimden de gizleyeceğim.

فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ فَتَرْدٰى ﴿١٦﴾

16- Kıyamet gününe inanmayıp nefsinin arzusuna uyan, sakın seni ondan alıkoymasın. Yoksa helak olursun.

Peygamberlere tevhidden sonra vahyolunan ikinci nokta ahiretin gerçek oluşu idi. Peygamberler bu bilgiyi insanlara aktarmakla sorumluydular. Burada bu bilginin iletilmesinin amacı da belirtilmiştir. Her insanın bu dünyada yaptıklarının karşılığını bulması için kıyamet saatinin gelmesi yazılmıştır. Bu imtihanın gereği olarak da kıyametin kopacağı zaman gizli tutulmuştur. Çünkü ahirete inanan bir kimse her an doğru yoldan sapmamak için dikkatli olur. Ahirete inanmayan kimse ise başka şeylerle uğraşır. 

Kıyamet günü beklenen bir randevudur. Bu buluşmada dünyadaki davranışların adil ve eksiksiz karşılıkları verilecektir. Bu buluşma vicdanlara sürekli bir dikkat kazandırır. Herkes o günü hesaba alır. Herkes tuttuğu yolda ilerlerken titiz ve ölçülü adımlar atar; ayağının kaymasından çekinir. Yüce Allah, bu buluşma gününün geleceğinin kesin olduğunu pekiştirmeli bir ifade ile vurguluyor. Okuyalım:

“Kıyamet anı kesinlikle gelecektir.”

Fakat bu günün ne zaman geleceğini hemen hemen gizli tuttuğunu belirtmeyi de gerekli görüyor. Gerçekten insanların bu konudaki bilgisi son derece azdır, yüce Allah’ın açıklamaları ile sınırlıdır. 

İnsanların kalplerini ve duygularını ne zaman geleceği belli olmayan bir kıyamet gününün bilinmezliğine bağlamanın önemli yararı şudur: Bu yolla onların başıboşluğa sürüklenmeleri, sorumluluk duygusundan arınmaları önlenir. Çünkü onlar kıyamet gününün ne zaman geleceğini bilmedikleri için bu konuda sürekli bir endişe ve kesintisiz bir hazırlık çabası içinde olurlar. Tabii ki, bu söylediğimiz, fıtratı sağlıklı ve dengeli olanlar için geçerlidir.  Okuyoruz:

“Bu anın geleceğine inanmayanlar, ihtiraslarının tutsağı olanlar, sakın seni o anın bilincinden uzaklaştırmasın. Yoksa mahvolursun, aşağı düşersin.”

Çünkü ihtirasların tutsağı olmak, kıyamet gününü inkâr etmeye yolaçan başlıca faktördür. Oysa sağlıklı insan fıtratı, samimi olarak inanır ki, dünya hayatında ne insana yaraşır olgunluğa erilebilir ve ne de eksiksiz adalet idealine ulaşılabilir. Bu yüzden mutlaka başka bir hayat biçimi olmalıdır ki, o hayatta insan için belirlenen olgunluğun doruğuna tırmanılabilsin ve bütün davranışlara dengeli karşılıklar biçen mutlak adalet ideali gerçekleşebilsin.

  FİZİLALİL KUR’AN

Râzî’nin Tefsirindeki Temel Tespitler

​1. Kıyametin Gizli Tutulmasının Hikmeti

​Râzî, 15. ayette geçen "Neredeyse onu kendimden bile gizleyeceğim" ifadesi üzerine geniş durur. Bu ifadenin mecazi bir vurgu olduğunu belirtir:

​Mübalağa: Allah’ın bir şeyi kendisinden gizlemesi imkansızdır. Râzî’ye göre bu ifade, kıyamet vaktinin mahlukattan ne kadar şiddetle saklandığını anlatmak için kullanılan bir Arapça belagat üslubudur.

​İmtihan Sırrı: Eğer kıyametin vakti bilinseydi, insanlar korkudan ibadet ederdi. Gizli tutulması, insanın "gayba iman" ederek iradesiyle iyiliğe yönelmesini sağlar.

​2. "Herkesin İşlediğinin Karşılığını Alması"
​Râzî, kıyametin kopma amacını Adalet İlkesi ile açıklar. Bu dünyada iyiler bazen cefa çeker, kötüler ise sefa sürer. Eğer bir hesap günü olmasaydı, bu durum hikmet sahibi olan Allah’ın şanına aykırı olurdu. Ayetteki "li-tüczâ" (karşılığını görmesi için) ifadesi, kâinatın sonunun bir keyfiyet değil, ahlaki bir zorunluluk olduğunu gösterir.

​3. Engellemelere Karşı Uyarı (16. Ayet)
​Râzî, Hz. Musa üzerinden verilen bu mesajın aslında tüm insanlığa yönelik olduğunu vurgular:

​İnkarcıların Psikolojisi: Ayette nefse uymanın, inkârın temel sebebi olduğu vurgulanır. Râzî’ye göre bir insan ahireti inkâr ediyorsa, bu genellikle bilimsel bir dayanaktan ziyade, dünya zevklerini sınırsızca yaşama arzusundan kaynaklanır.

​Sosyal Etki: "Seni ondan alıkoymasın" uyarısı: Râzî, batıl fikirlerin ve heva ehlinin arkadaşlığının kalbi öldüreceğini belirtir.

   TEFSİR-İ KEBİR

HABERE YORUM KAT