
“Her canlının rızkı Allah’a ait ise neden açlıktan ölen insanlar var?”
“Şayet ‘alallâhi rizkuhâ’ ifadesi ‘Canlıların rızıklarını ölmeyecekleri kadar vermeyi Allah üstlenmiştir.’ anlamında olsaydı Kur’an’ın açlıktan, kıtlıktan ve bu sebeple ölüm tehlikesinden söz etmemesi gerekirdi.”
Kur’an Günlüğü -12. cüz- Her canlının rızkı Allah’a ait ise neden açlıktan ölen insanlar var?
Mahmut Ay / Yenişafak
Hak Teâlâ’nın yarattığı âlemde yaşananlar ile gönderdiği kitapta söylenenler arasında bir çelişki olamaz. Eğer bir olgu ile bir âyet arasında çelişki var gibi görünüyorsa ya olgu yanlış anlaşılmıştır ya da âyet. Buna bir misal verelim: Şöyle yaygın bir inanç var: Allah, Kur’an’da tüm canlılara ölmeyecekleri kadar rızık vereceğini söylüyor. O hâlde kimse açlıktan ölmez. Öte yandan şöyle de bir olgu var: Çoğunluğu Afrikalı olmak üzere her yıl yedi-sekiz milyon insan açlıktan ölüyor. Bu inanç ile bu olgu arasındaki çelişki açıktır. Öyleyse bunu nasıl izah edebiliriz?
Söz konusu olgu tartışmaya açık olmadığına göre acaba mezkûr inançta/yorumda bir hata olabilir mi? Bu inancın en temel dayanaklarından birisi Hud Suresi’nin 6. âyetidir ki meâli şöyledir: “Yeryüzündeki her canlının rızkı Allah’tandır. O, her canlının kalıcı olarak da geçici olarak da bulunduğu yerleri bilir. Bunların hepsi açık ve net bir şekilde yazılmıştır.”
Bu âyette geçen “alallâhi rizkuhâ” ifadesi çoğunlukla şöyle anlaşılır: “Allah tüm canlıların rızkını üstlenmiştir. O hâlde hiçbir canlı rızıksızlık nedeniyle açlıktan ölmez.” Ancak bu yorum, olgu ile çelişmektedir. Bu anlayışta olanlar, bu çelişkiyi gidermek için açlık sebebiyle ölümleri genellikle şöyle açıklar: Allah aslında herkese yetecek kadar rızık yaratmıştır. Ancak zalimlerin zulmü sebebiyle insanlar açlıktan ölebilir. Mesela Afrikalıların açlıktan ölmelerinin sebebi Allah’ın onlara yetecek kadar rızkı yaratmaması değil Batılılar tarafından sömürülmeleridir. Bu açıklama makul değildir. Zira burada cevabı aranan soru “Açlığın sebebi nedir?” değil “Açlık sebebiyle ölüm var mıdır?” sorusudur. Ayrıca “Allah herkese ölmeyecek kadar rızık vermeyi taahhüt etmiştir.” deyip sonrasında da “Açlıktan ölüm var ama onun sebebi şu” demek çelişkiyi izah edememektedir. Allah, rızkı bir insan vesilesiyle verdiğinde “Rızkı o insan verdi.” demiyoruz. Rızkı vermediğinde niçin “Aslında Allah verdi ama filanca mani oldu?” diyelim? Gerçek şu ki Allah rızkı verdiğinde de vermediğinde de vesileler yaratır. Hakikatte veren de O’dur vermeyen de.
O hâlde bu âyeti nasıl anlamalıyız? “Alallâhi rizkuhâ” ifadesi tâbiûn müfessirlerinden Mücâhid tarafından şöyle yorumlanmıştır: “Canlılara gelen her rızık Allah’tandır. Bazen de Allah onlara rızık göndermez ve açlıktan ölebilirler.” Taberî’nin yorumu da böyledir. Pek çok tefsirde de Mücâhid’in yorumunu teyit sadedinde buradaki “alâ” harfinin “min” anlamında kullanılmış olabileceği zikredilir. Vakıaya uygun olması sebebiyle bu yorum tercihe şâyândır. Buna göre âyet Allah’ın her canlıya ölmeyecek kadar rızık vermeyi taahhüt ettiğini söylemez; tüm canlılara verilen her bir rızkın Allah’tan geldiğini yani Allah’tan başka Rezzâk olmadığını vurgular.
Öte yandan, Kur’an kıtlığı ve açlığı bir olgu olarak kabul eder. Firavun ve hanedanının yıllarca kıtlıkla sınandığı (A’râf 7/130) ve Hz. Yusuf döneminde Mısır’da yıllar süren bir kıtlık yaşandığı anlatılır (Yusuf 12/48). İnsanların açlık ve ürün kıtlığı ile sınanacağı (Bakara 2/155) ve açlıktan ölme tehlikesi olduğunda haram olan yiyeceklerin yenilebileceği söylenir (Mâide 5/3). Açlığın salgın hâline geldiği zamanlardan bahsedilir (Beled 90/14). Demek ki Hikmetli Kitap, kıtlık ve açlık diye bir olgunun var olduğunu kabul ediyor. Şayet “alallâhi rizkuhâ” ifadesi “Canlıların rızıklarını ölmeyecekleri kadar vermeyi Allah üstlenmiştir.” anlamında olsaydı Kur’an’ın açlıktan, kıtlıktan ve bu sebeple ölüm tehlikesinden söz etmemesi gerekirdi.
Hikmetli Kitabımızın “rızık” kavramına bakışı özetle şöyledir:
1.Rızkı yaratan da ulaştıran da Allah’tır. Rızkın temininde çeşitli vesileler olabilir ama nihayetinde Rezzâk O’dur. O hâlde rızkı, rızkın kaynağı olan Allah’tan istemelidir. Ancak bu, kişiyi tembelliğe de sevk etmemelidir. Kul elinden geldiğince çalışıp çabalar; Allah dilediği şekilde yaratıp gönderir.
2. Allah rızkı insanlara eşit olarak dağıtmaz. Kimine bol verir kimine az. Ama O’nun rızkı az ya da çok vermesi mutlaka bir ölçüye, dengeye ve hikmete mebnidir. İnsan, bol rızık verilenlere haset edip Rabbine küsmemelidir.
3. Allah bazen imtihan için bazen de dünyevî bir ceza olarak rızkı kesebilir. Bu tür durumlarda darlık, kıtlık ve açlık oluşabilir.
Rezzâk-ı Hakîm’i hakkelyakîn müşâhede edenlerden olabilmek niyazıyla.



HABERE YORUM KAT