1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Gazze’de olanın sadece adı ateşkes
Gazze’de olanın sadece adı ateşkes

Gazze’de olanın sadece adı ateşkes

“Gazze’de yerinden edilme sürüyor, güvenlik yok ve ölümler devam ediyor. Uluslararası toplum, teknik olarak öncekinden daha az şiddet içeren bir durumu barış olarak adlandırmaya razı olduğunda, ateşkes de böyle bir şey olur.”

09 Şubat 2026 Pazartesi 11:28A+A-

Gazze’de Olanın Sadece Adı Ateşkes

Muhammed Mhawish / The Nation 

Çev: Evrim Yaban Güçtürk / Perspektif


 

Ateşkes, Gazze’de şiddetin durdurulmasını değil, yönetilmesini sağlayan bir mekanizmaya karşılık geliyor. İnsanların ölmeye devam ettiği bir ateşkesi nasıl adlandırırsınız? Gazze halkı son birkaç aydır kendine bu soruyu soruyor.

Hamas ve İsrail, Ekim ayında, Gazze’de iki yıldır süren kıyımı durdurma amacıyla bir barış anlaşması imzaladı. Anlaşmanın imzalandığı günden bu yana, uluslararası arabulucuların gerilimin başarılı bir biçimde azaltılması olarak nitelendirdiği süreçte, İsrail’in saldırıları sonucu 420’den fazla Filistinli, yani günde ortalama dört kişi, öldürüldü. Resmi anlatı ile sahada olan biten arasındaki mesafe, ateşkesin nasıl yeniden tanımlandığını ortaya koyuyor: Ateşkes artık şiddet eylemlerinin durdurulmasını değil, yönetilmesini sağlayan bir mekanizmayı, kısıtlama kisvesi altında süregelen askerî güç kullanımının meşrulaştırılmasını ifade ediyor.

Öldürülenler de (ki öldürülenlerin çoğu kadın ve çocuklar) rutin olarak tehdit, izinsiz giriş yapanlar ya da ateşkesin uygulanmasının yan zaiyatı olarak tanımlanıyor. Evlerine dönmeye çalışırken mahallelerini İsrail’in belirlediği ve sürekli değişen “sarı hat”tın ötesinde, yasak bölge tayin edilmiş yerlerde bulan aileler de buna dahil. Filistinli sağlık görevlileri, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana hava saldırıları, topçu ateşi ve ölümcül silahlı saldırılar dahil olmak üzere binlerce İsrail ihlali belgeledi. Ateşkes böylece tam da amaçlandığı gibi çalışıyor: Filistinlileri daha yavaş, diplomatik olarak daha kabul edilebilir bir hızda öldürmek ve kontrol etmek için bir araç.

Bu ateşkesin sadece kâğıt üzerinde bir ateşkes olduğunun belki de en açık sembolü teorik olarak İsrail’in Gazze’yi fiziksel olarak işgal ettiği sınırları belirleyen sarı hattır. Sarı hat, haritalarda ve askerî brifinglerde var olan, ancak evlerinden kalanlar arasında hayatta kalmaya çalışan insanlar için hiçbir anlam ifade etmeyen bir sınır. Hattın konumu sürekli değişiyor, erişilebilir olması gereken mahalleler de askerî bölgeler haline geliyor. Sözde geri çekilmeye rağmen İsrail’in varlığının yoğunlaştığı Gazze’nin doğusunun büyük bir kısmı da bu mahalleler arasında bulunuyor. İsrail güçleri çizgiyi geçen herkesi vurma hakkını saklı tutuyor ve hattın yanlış tarafında kalan Filistinliler açısından bu sınır, İsrail kontrolünün giderek genişlediği Gazze’de her geçen gün küçülen bir alanı işaret ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasında askerî varlığını sürdürüyor. Ateşkes, İsrail’in geri çekilmesini ve yerinden edilmiş Filistinlilerin mahallelerine dönmesini içermeliydi. Bunun yerine, İsrail ordusu Gazze’nin kuzeyindeki evleri ve altyapıyı yerle bir ederek sarı hattı tahliye edilmesi gereken bölgeye doğru daha da derinleştiriyor.

Tüm bunlar, kapsamlı olması gereken bir barış planının ilk aşamasında gerçekleşti. Bu aşama Gazze’ye her gün 600 yardım kamyonunun girmesi, Refah sınır kapısının açılması, İsrail güçlerinin önceden belirlenmiş pozisyonlara çekilmesi, İsrailli rehinelerin serbest bırakılması ve Filistinli tutukluların takas edilmesi gibi belirli taahhütleri içeriyordu. Başlarda bu taahhütlerin bir kısmı yerine getirildi: Hayatta kalan rehineler evlerine döndü ve Filistinli tutuklular serbest bırakıldı. Ama birkaç hafta içinde yardım kamyonlarının sayısı ihtiyaç duyulanın çok altına düştü, Rafah Kapısı yeniden kapatıldı ve İsrail saldırıları şiddetlendi. Verilen sözlerle yerine getirilenler arasındaki uçurum, karşılıklı tavizlere dayanan bir ateşkes çerçevesi ile taraflardan birinin tam askerî kontrolü elinde tuttuğu bir gerçeklik arasındaki temel kopukluğu gösteriyor.

Anlaşmanın Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail’in daha fazla geri çekilmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemek üzere bir “Barış Kurulu”nun kurulmasını içeren ikinci aşaması kısa bir süre önce Başkan Trump tarafından duyuruldu. Trump’ın özel elçisi Steve Witkoff, yeniden inşanın günlük operasyonlarını yönetmek üzere atandı. Uluslararası isimler bir araya getirildi ve Filistinli teknokratlar gelecekteki geçici yönetimi üstlenmek üzere seçildi. Her şey çok resmi ve organize görünüyor. Ancak yüzeyi biraz kazıyınca, bu açıklamaların ne kadar boş olduğu ortaya çıkıyor. İsrail hâlâ ikinci aşamanın şartlarını tartışırken, Filistinliler teknik olarak barış zamanında ölmeye devam ediyor. Gazze’deki insani durum felaket düzeyinde. Ateşkesin ardından kıtlık koşulları biraz hafiflemiş olsa da durum her an değişebilir. İsrail, Sınır Tanımayan Doktorlar ve Oxfam da dahil olmak üzere 30’dan fazla yardım kuruluşunun Gazze’de faaliyet göstermesini yasaklamaya devam ederken, anlaşmanın kırılganlığı daha da belirginleşiyor. Yardım altyapısının büyük bir kısmı artık yok. Başka bir deyişle, ikinci aşamanın başlaması için gerekli koşullar oluşmadı.

Uluslararası toplum, teknik olarak öncekinden daha az şiddet içeren bir durumu barış olarak adlandırmaya razı olduğunda, ateşkes de böyle bir şey olur. 

Neredeyse tamamı yerinden edilmiş, hasarlı binalarda veya derme çatma barınaklarda yaşayan Gazze halkı için savaş ile ateşkes arasındaki fark artık akademik bir mesele haline geldi.

Filistinlilerin mevcut çerçevede bekleyebilecekleri en iyi düzenleme bu olabilir: Kimseyi tatmin etmeyen, ancak bir şekilde idare edilen bir statüko. Yerinden edilme sürüyor, güvenlik yok ve ölümler devam ediyor, ancak uluslararası müdahaleyi tetiklemeyecek hızda. İsrail güçleri, ölümcül saldırılarını Filistinlilerin provokasyonlarına karşı bir güvenlik önlemi olarak gerekçelendiriyor. Önemli olan, idare edilen bu yıkımın, ateşkesin diplomatik çerçevesini korumak için yeterince düşük, ancak taktiksel baskıyı sürdürmek için de yeterince yüksek olması. Böylelikle İsrail, tam ölçekli bir savaşın siyasi maliyetini üstlenmeden askerî varlığını sürdürebiliyor.

Bu düzenlemeyi bu kadar açıklayıcı kılan şey, uluslararası toplumun başarı tanımını temsil ediyor olması. Gazze savaşının sona ermesi günlük ölüm sayısının azalması, aralıklı yardım teslimatı, rehinelerin kısmi olarak serbest bırakılması olarak görülüyor. BM Güvenlik Konseyi bu çerçeveyi onayladı, uyumu denetlemek için gözlemciler görevlendirdi ve çerçeveye yasal meşruiyet kazandırdı. Savaş ve barış arasındaki uçurum, ilke meselesi olmaktan çıkıp tempo meselesine dönüştü: Aynı askerî kontrol ve yerinden edilme, aynı yapısal ölüm makinesi, sadece diplomatik ilerleme iddiasında bulunulabilecek bir düzeye göre yeniden ayarlandı. Gazze, aşamalar arasındaki farkın, koşulların sürekliliğinden daha az önemli olduğunun farkında. Bu çerçeve acıyı sonlandırmayacak kadar ağır, ama göz ardı edilebilecek kadar kontrollü kılarak işliyor.

 

 

 

HABERE YORUM KAT