1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Gazze’de “Barış” adına kurulan işgal ekonomisi
Gazze’de “Barış” adına kurulan işgal ekonomisi

Gazze’de “Barış” adına kurulan işgal ekonomisi

Barış, yatırımcılar için istikrar, işgalciler için düzen, sömürgeleştirilenler için sessizlik anlamına gelir. Buna Barış Kurulu demek, ölüleri aşağılamak ve yaşayanları tehdit etmek demektir.

29 Ocak 2026 Perşembe 20:16A+A-

Bu yazı, Gazze’de yaşanan soykırımın eşzamanlı olarak “yeniden inşa” ve “barış” söylemleriyle nasıl örtüldüğünü ele alıyor. Barış Kurulu adı altında sunulan planların, Filistinlileri sürecin dışına iten sömürgeci ve kapitalist bir mantıkla şekillendiğini ortaya koyuyor. Tarihsel örnekler ve hukuki çerçeve üzerinden, kalkınma projelerinin nasıl bir işgal ekonomisine dönüştüğünü tartışıyor. Metin, barışın kimin için ve ne pahasına inşa edildiği sorusunu ısrarla gündemde tutuyor.

Jwan Zreiq’ın Middle East Monitor’da yayınlanan yazısı, Barış Hoyraz tercüme etti.


Donald Trump Gazze'den bahsederken geçmiş zaman içeren cümleler kuruyor. Fakat şiddet halen devam ediyor. Ateşkes ilan ediliyor fakat bazı şeyler görmezden geliniyor. El-Cezire'nin haberine göre, yeniden inşa planlarının dolaşıma girdiği gün, Gazze'de dört Filistinli daha öldürüldü. Sahada şiddet tüm hızıyla sürerken yukarıdakilerin kalkınma projeleri mantar gibi çoğalıyor.

Trump Gazze'yi bir kalkınma fırsatı olarak çerçeveliyor. Ve şöyle diyor: “Bu kurul tamamen oluşturulduğunda istediğimiz hemen her şeyi yapabiliriz ve bunu Birleşmiş Milletler ile birlikte yapacağız.” İstediğimiz her şeyi… Güç, kendine hareket etme iznini yine kendisinden alıyor. Filistinliler bu sürecin dışında tutuluyor. Adalet aranmıyor ve önemsenmiyor. İsrail'in Gazze'de soykırım yaptığını bildiren aynı BM, yine aynı sömürgeci güçlerin “Gazze'yi yeniden inşa etme” girişimlerini memnuniyetle karşılıyor.

Sömürgeci Kapitalist Yol Haritası

Barış Kurulunun dili, denenmiş bir repertuvara aittir. Milletler Cemiyeti Mandası sistemi, kaynakları sömürürken halkları özyönetime “hazırlayacağına” söz verdi. Oslo Anlaşmaları, idari bölgeler ve ekonomik protokoller aracılığıyla işgali resmileştirdi. Irak'ın 2003 sonrası yeniden inşası, ülkeyi özel taşeronlara açarken Iraklılar kendi altyapıları hakkındaki kararlardan dışlandılar. Her durumda, kalkınma ve yardım hamleleri, yabancı denetimine uluslararası meşruiyet sağladı.

Mekanizmalar belirgindir. Özel ekonomik bölgeler yabancı yatırımcılara vergi teşvikleri sunarken, yerel işgücü ucuzlatılır ve kontrol edilir. Kamu-özel ortaklıkları, bölgeleri on yıllar boyunca uluslararası finans kuruluşlarının borç boyunduruğu altına sokar. İnsani yardım koridorları, yıkımdan kâr eden özel yükleniciler tarafından yönetilir. Kalkınma kredileri, ekonomik egemenliği kısıtlayan şartlarla verilir. Bu model, 1980'lerde ve 1990'larda Zambiya'dan Jamaika'ya kadar birçok ülkeyi, sosyal harcamaların kesintiye uğradığı ve devlet varlıklarının özelleştirildiği borç kolonilerine dönüştürdü. Afganistan'da çatışma sonrası yeniden yapılanma, Afganistan'ın kontrolü asgari düzeyde kalırken, uluslararası yüklenicilere milyarlarca dolar aktardı.

Gazze'nin açık deniz gaz rezervleri, bu konudaki çıkarları açıkça ortaya koyuyor. 2000 yılında keşfedilen Gazze deniz sahası, tahmini olarak bir trilyon fit küp doğalgaz barındırıyor. Filistinliler, yirmi yılı aşkın bir süredir bu kaynakları çıkarma ve bunlardan kâr elde etme imkânından mahrum bırakılıyor. İsrail, güvenlik endişelerini gerekçe göstererek Gazze'nin deniz alanları üzerindeki kontrolünü sürdürüyor ve çalışmaları engelliyor. Şimdi yeniden inşa planları etrafta dolaşırken, bu rezervleri kimin kontrol edeceği sorusu hâlâ cevapsız kalıyor. Önemli gaz rezervlerine sahip, nüfusu yerinden edilmiş ve yönetim yapıları yıkılmış bir bölgeden bahsediyoruz. Bundan sonra ne olacağını tahmin edebiliyor musunuz?

Raporlara göre, ABD ve Körfez ülkeleriyle bağlantılı şirketler şimdiden sözleşmeler için pozisyon almaya başladı. Bombardımanı silahlandıran ve finanse eden aktörler, enkazın temizlenmesinden de kâr elde edecek. Filistinliler, yönetilecek, yerinden edilecek ve istikrara kavuşturulacak bir nüfusa indirgenmiş durumda ve Gazze yeniden inşa edilecek. Filistinlilere danışmıyorlar. Hiçbir zaman egemen bir halk olarak tanınmıyorlar.

Sistem Tasarlandığı Gibi İşliyor

Filistinli hukukçuların değerlendirmelerini de içeren hukuki analizler, planın Filistinlilerin katılımı olmadan hazırlandığını doğruluyor. Plan, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını ihlal etmektedir. Planın hukuki dayanağı kasıtlı olarak belirsiz bırakılmıştır. Yetki, Filistinlilerin rızasından veya BM Güvenlik Konseyine barışa yönelik tehditleri belirleme ve uluslararası güvenliği yeniden tesis etmek için askerî ve askerî olmayan eylemleri onaylama yetkisi veren VII. Bölüm kapsamındaki zorlayıcı BM Güvenlik Konseyi yetkilerinden kaynaklanabilir. Açıklığa kavuşturulmaması da taktiksel bir tercihtir. Çünkü belirsizlik, hesap verme yükümlülüğü olmaksızın hâkimiyet kurulmasını mümkün kılmaktadır.

BM’nin suç ortaklığı bir başarısızlıktan değil, yapısal işleyişinden kaynaklanıyor. Güvenlik Konseyi, ABD’ye veto yetkisi tanıyor; ABD bu yetkiyi Filistin ile ilgili kararlarda İsrail’i hesap verebilirlikten korumak için en az 49 kez kullandı. Uluslararası hukuk, onu kimin ihlal ettiğine bağlı olarak ya uygulanabilir ya da hükümsüz hale geliyor. Uluslararası Adalet Divanı soykırıma dair kararlar açıklıyor, ancak bu kararlar uluslararası barış ve güvenliği korumakla görevli aynı organ (BMGK) tarafından görmezden geliniyor. Zaten sistem bu şekilde çalışması için tasarlanmıştır.

Plan ayrıca İbrahim Anlaşmalarından bu yana yoğunlaşan daha geniş bölgesel dinamikleri de pekiştiriyor. İsrail ile BAE, Bahreyn, Fas ve Sudan arasında 2020 yılında imzalanan normalleşme anlaşmaları, ekonomik entegrasyon, İran'a ilişkin endişelerden kaynaklanan ortak güvenlik çerçeveleri ve savunma işbirliği üzerine kurulmuştu. Bu anlaşmalar Filistinlileri kenara itti ve onların kendi kaderini tayin etme taleplerinin değerlendirilmesini erteledi. Gazze'nin yeniden inşası bu mantığı genişleterek bölgeyi bölgesel yatırım ve kontrol için bir alan olarak konumlandırıyor. Mısır ablukayı sürdürüyor. Körfez ülkeleri finansal destek sağlıyor. İsrail güvenlik aygıtını sağlıyor. Hepsi birlikte, yeniden yapılanmanın kalıcı bir dış otorite altında ilerlediği ve Filistinlilerin siyasi taleplerinin önemsiz hale geldiği koşullar oluşturuyor.

Filistinlilerin Talepleri

Filistinlilerin sesleri uluslararası söylemden sistematik olarak dışlanıyor, ancak talepleri çok açık. Gazze ve Batı Şeria'daki sivil toplum örgütleri şunları dile getiriyorlar: işgalin sona ermesi, mültecilerin geri dönüş hakkı, kaynaklar üzerinde egemenlik, dış yönetim olmadan kendi kaderini tayin hakkı. Bu talepler uluslararası hukuka dayanıyor, ancak Barış Kurulunun korumayı amaçladığı çıkarları tehdit ettiği için gerçekçi olmadığı gerekçesiyle reddediliyor.

Savaş devam ediyor. Katliamlar sürüyor. Gazze, yönetilmesi gereken bir saha olarak görülüyor; zira halkının sessizce katlanması, ancak yönetilebilecek kadar hayatta kalması bekleniyor. Filistinliler ölürken Gazze'den geçmişteki bir trajedi olarak bahsetmek stratejik bir hamle. Güç, şiddet devam ederken ilerliyor. Cesetler gömülürken planlar ve projeler yapılıyor.

Topraklar bombalarla ve yasalarla/politikalarla temizlendiğinde, ‘kapitalizm ve sömürgecilik’ bir noktada buluşur. Egemenliğin yerini ‘kalkınma’ alır. Soykırımı ‘yatırım fırsatları’ izler. Gazze bir projeye, bir pazara, bir bölgeye dönüşür. Kendi geleceğini belirleyen siyasi bir topluluk olarak tanınma hakkı Filistinlilerin elinden alınır.

Bu çerçevede barış, yatırımcılar için istikrar, işgalciler için düzen, sömürgeleştirilenler için sessizlik anlamına gelir. Buna Barış Kurulu demek, ölüleri aşağılamak ve yaşayanları tehdit etmek demektir. Güç tahakküm kuruyor ve maalesef bu tahakküme 'barış' demekte ısrar ediyor.

 

Jwan Zreiq, Ürdün'de yaşayan Filistinli bir yazardır. Dijital ürün geliştirme alanında deneyime sahip olan yazar, kişisel ve politik denemelerinde kimlik ve dilin sömürgecilik karşıtı bir araç olarak kesişim noktalarını ve iktidar sistemlerini araştırmaktadır.

HABERE YORUM KAT