1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Doğrusu ben, kendimden sonra yerime geçecek yakınlarımdan en­dişelendim"
"Doğrusu ben, kendimden sonra yerime geçecek yakınlarımdan en­dişelendim"

"Doğrusu ben, kendimden sonra yerime geçecek yakınlarımdan en­dişelendim"

"Doğrusu ben, kendimden sonra yerime geçecek yakınlarımdan en­dişelendim. Hanımım da kısır.  Bana, yerime geçecek bir oğul lütfet." (Meryem/5)

15 Ocak 2026 Perşembe 07:48A+A-

 

وَاِنّ۪ي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاء۪ي وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِرًا فَهَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّاۚ ﴿٥﴾

5- Doğrusu ben, kendimden sonra yerime geçecek yakınlarımdan en­dişelendim. Hanımım da kısır.  Bana, yerime geçecek bir oğul lütfet. 

 يَرِثُن۪ي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَۗ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا ﴿٦﴾

6- "Bana mirasçı olsun, Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl."

Hz. Zekeriyya durumunu anlattıktan, dilekçesini sunduktan sonra neden korktuğunu açıklıyor ve dilediğini somut olarak arzediyor. Korkusu ölümünden sonra arkada bırakacakları ile ilgilidir. Onların mirasına istediği biçimde sahip çıkmayacaklarından korkmaktadır. Onun başta gelen mirası, üstlendiği ve yürüttüğü hakka çağrı misyonudur. Çünkü O, İsrailoğullarının önde gelen peygamberlerinden biridir. Diğer bir mirası, gözetimi altındaki yakınlarıdır. Bu yakınlarından biri üzerine titrediği Hz. Meryem’dir. Çünkü bu kadın, sorumlusu olduğu mabedin bakımını yürütmektedir.  İşte Hz. Zekeriyya, bu mirasının tümünden yana, yerini alacak olan yakınlarından endişelidir. Bu miras karşısında tavırlarının kendi tutumu gibi olmayacağından korkmaktadır. 

Eşinden çocuğu olmamıştır. Bu yüzden mirasına sahip olmak üzere yetiştireceği, yerine geçirmek amacı ile eğitebileceği bir evladı yoktur.

İşte Hz. Zekeriyya’nın korkusu, endişesi budur. Ne istediğine gelince Rabbinden kendisini aratmayacak, onun, babalarının ve atalarının peygamberlik mirasına gerektiği gibi sahip çıkacak, hayırlı bir evlat istiyor. Okuyoruz:

“Bana kendi katından yerimi tutacak bir oğul bağışla. Bu oğul, benim ve Yakuboğullarının mirasını sürdürsün.”

Hz. Zekeriyya, yüce Allah’ın bu seçkin peygamberi, yaşlılığının son günlerinde Rabbinden istediği bu evladın nasıl bir insan olması gerektiğini, onun hangi meziyetle bezenmesi gerektiğini belirtmeyi de unutmuyor.

 FİZİLALİL KUR’AN

Ya Rabbi ben kendime bir şey isteyecek, bir şey talep edeceğim ama ben çok yaşlıyım, karım da kısır. Bana katından, hazinenden bir velî lütfet. Bana bir dost, bir halef, bir yardımcı, bir evlât ver ya Rabbi. Benim yolumu takip edecek, benim dâvâmı sürdürecek, benim dinimi yaşatacak, benim mirasıma sahip çıkıp onu gelecek nesillere aktaracak bir evlât ver ya Rabbi. 

Zekeriya (a.s): Ya Rabbi bana bir evlât ver ki o evlât bana vâris olsun derken elbette malına mülküne değil dinine, yoluna vâris olmasını istiyordu. Ya Rabbi bana bir evlât ver ki Yâkup ailesine vâris olsun, ve de ya Rabbi Sen ondan razı ol. Senin kendisinden razı olacağın bir evlât ver bana ya Rabbi. 

Allah’ın elçisi hayattayken gözleriyle yolunun takipçisini görmek ve arkasından emin olmak istiyordu. Allah’ın elçilerinin tümünde aynı endişeyi görüyoruz. Kendilerinden sonra kendi misyonlarını üstlenecek, kendi dâvâlarına sahip çıkacak, yollarını kaybetmeyecek bir oğlu, bir varisi hepsi de görmek istemektedirler.  Çevrelerinde, akrabaları arasında böyle kendi kulluklarını devam ettirecek birilerini göremeyince de üzülüyorlar. 

İşte Zekeriya (a.s) da kesin biliyor ve inanıyordu ki Allah kendi dinini, kendi dâvâsını yeryüzünde sahipsiz bırakmayacaktı ama yine de bir vâris isteyerek bunu hayattayken gözleriyle görmek istiyordu. Çünkü Âl-i İmrân sûresinde anlatıldığına göre Rabbimizin Meryem’e ihsanlarını görmüş, daha önce yine Rabbimizin yaşlılık döneminde üstelik karısı da çok yaşlı iken ama İbrahim (as)’ın karısı kısır değil, sadece yaşlıydı ona bir evlât lütfettiğini biliyordu. Bunu bildiği için Rabbine dua dua yalvarıyor, bir evlât istiyordu.

  BASAİRUL KUR’AN

HABERE YORUM KAT

3 Yorum