Bu nişanelerde sizin için belli bir zamana kadar menfaatler vardır. Sonra bunlar, Beytül Atik olan Kabe´de son bulurlar. Hacc/33
Burada, "Allah'ın işaretlerinden" sayıldığı için kurbanlık hayvanlardan da bir yarar sağlanamayacağı konusunda meydana gelen yanlış anlama ortadan kaldırılmaktadır. Bu açıklama gerekliydi, çünkü Araplar, bu hayvanlardan faydalanmayı haram kabul ediyorlardı. Bu hayvanlar hacc sırasında kurban edilmek üzere işaretlendikleri andan itibaren onların sütü içilemez, üzerlerine ne binilebilir, ne de yük taşınabilirdi. Bu ayette bu yanlış anlama ortadan kaldırılmaktadır.
"Belli bir süreye kadar" sözlerinin neyi ifade ettiği konusunda görüş ayrılığı vardır. Bazı müfessirler, özellikle İbn Abbas, Katade, Mücahid, Dahhâk ve A'ta, bunun hayvanların kurban için işaretlendikleri (adandıkları) zaman olduğu görüşündedirler. Bu görüş yanlıştır, çünkü o zaman onlardan yararlanma konusunda verilen izin anlamsız olur. Urve bin Zübeyr ve A'ta bin Rabia'nın da içlerinde bulunduğu bir grup müfessir ise "belirli süre"nin hayvanın kurban edileceği zaman olduğu ve hayvan kurban edilinceye kadar onlardan yararlanıbileceği görüşündedir. Kişi bu hayvanlara binebilir, sütlerini içebilir, kıl ve yünlerini kesebilir vs. İmam Şafii, bu görüşü benimsemiştir. Hanefiler de gerektiğinde onlardan yararlanılabileceği, fakat yararlanmamanın daha iyi olacağı görüşündedirler.
TEFHİMUL KURAN
Fahruddîn er-Râzî Hac Suresi 33. ayetini şu temel esaslar çerçevesinde ele alınmaktadır:
1. "Birtakım Faydalar" (Menâfi‘) Ne Anlama Gelmektedir?
Râzî, ayette geçen menâfi‘ (faydalar) ifadesi hakkında âlimlerin görüşlerini aktarır ve değerlendirir:
İbn Abbas, Mücâhid ve çoğunluk müfessirlere göre bu faydalar; kurbanlık olarak sevk edilen hayvanların (hedy) ihtiyaç durumunda binilmesi, yük taşınması, sütünden faydalanılması veya yavrularından yararlanılmasıdır.
Şartlı Yararlanma: Râzî, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) "Muhtaç olursan ona (kurbanlık deveye) makul bir şekilde bin" hadis-i şerifini delil getirerek, kurbanlık hayvanlardan eziyet vermeksizin ve zaruret/ihtiyaç nispetinde faydalanmanın caiz olduğunu vurgular.
Dinî ve Dünyevi Ticari Faydalar: Bazı müfessirler buradaki faydayı sadece hayvanlar ile sınırlandırmayıp, ihrama girmeden önceki ticaret veya hac ibadeti esnasında elde edilen dinî/dünyevi menfaatler olarak da yorumlamışlardır; ancak Râzî, bağlamın ağırlıklı olarak kurbanlıklar (şeâir) üzerine olduğunu belirtir.
2. "Belirlenmiş Bir Süreye Kadar" (İlâ Ecelin Musemmen)
Râzî, bu ifadenin iki ana muhtemel manasını inceler:
İhrama Girme / Kurban Olarak İşaretleme Ânı: Hayvandan faydalanma süresi, onun kurbanlık (hedy) olarak adanması veya ihrama girilmesiyle sona erer. Bu andan itibaren hayvan üzerinde mülkiyet tasarrufları kısıtlanır.
Kurbanın Kesilme Vakti: Belirlenmiş süre, hayvanın Kâbe’ye ulaşıp kurban edileceği (Zilhicce'nin ilgili günleri) zamandır. O vakte kadar ihtiyaç halinde makul çerçevede yararlanılabilir.
3- Ayetteki mehill kelimesi; ihramdan çıkış yeri, kurbanın helal kılındığı veya kesiminin caiz/vacip olduğu yer ve zaman anlamına gelir.
Kâbe ve Harem Bölgesi: Râzî’ye göre kurbanların varacağı son nokta Kâbe (Beyt-i Atîk) ve onun etrafındaki Harem bölgesidir (Mina dâhil). Kurbanlar Harem sınırları içerisinde kesilerek ihram yasakları son bulur ve ibadet tamamlanmış olur.
Beyt-i Atîk İsmi: Râzî, Kâbe’ye neden Beyt-i Atîk (Eski/Azad Edilmiş Ev) dendiğine dair şu izahları sunar:
Yeryüzünde insanlar için kurulan ilk mabed (eski) olması.
Zorba ve mütecebbir hükümdarların tahakkümünden korunan/azad edilmiş (atîq) olması.
TEFSİRİ KEBİR


