1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Biz sana Kur´an'ı sıkıntıya düşesin diye gönderme­dik"
"Biz sana Kur´an'ı sıkıntıya düşesin diye gönderme­dik"

"Biz sana Kur´an'ı sıkıntıya düşesin diye gönderme­dik"

"Biz sana Kur´an'ı sıkıntıya düşesin diye gönderme­dik." (Taha/2)

11 Mart 2026 Çarşamba 07:39A+A-

TA-HA SURESİ 

Hamd yalnız ve yalnız âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm Allah’ın Rasûlüne ve Onun pak aile halkına ve ashabına olsun. Rabbimiz bizden kabul buyur. Çünkü sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla.

طٰهٰۜ ﴿١﴾

1- Ta Ha 

مَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لِتَشْقٰىۙ ﴿

2- Biz sana Kur´an'ı sıkıntıya düşesin diye gönderme­dik.

اِلَّا تَذْكِرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۙ ﴿٣﴾

3- Biz onu ancak, Allah´tan korkup ona itaat edene bir öğüt olsun di­ye indirdik.

Sure, Arap alfabesinin iki harfi ile başlıyor. Bu harfler, anlamlı bir cümle oluşturmayan, birbirinden kopuk harflerdir. Böyle başlayan diğer surelerde dediğimiz gibi bu kopuk harflerin anlamı şudur: Bu sure -tıpkı bu Kur’an gibi- gördüğünüz bu harflerin bileşiminden oluşur. 

Bu iki harfin hemen arkasından böyle kopuk harfler ile başlayan surelerin tümünde. olduğu gibi “Kur’an” gündeme geliyor. Bu gündeme geliş, Peygamberimize yönelik bir “seslenme” biçiminde karşımıza çıkıyor. 

Biz sana bu Kur’anı, mutsuzluğunun gerekçesi ya da sebebi olsun diye indirmedik. Onu okurken ve gereklerini yerine getirirken sıkıntıya düşesin diye bu kitab’ı sana indirmiş değiliz. Bu kitab’ı sana indirmekle seni, gücünü aşan bir yükün, ağır bir sıkıntının altına sokmak istemedik. Bu kitap zorluk çekmeden okunabilen, rahat anlaşılır, akıcı ifadeli bir kitaptır. Getirdiği yükümlülükler de insan gücünü aşmaz. Sana yapabileceğin görevler yüklüyor. Onun gücünün sınırları içinde kalan buyrukları yerine getirmek bir sıkıntı değil, tersine bir nimettir; yücelikler alemi ile ilişki kurma fırsatıdır; güç ve güven arama girişimidir. 

Ayrıca biz sana bu Kur’anı, ne insanlarla ilişkilerinde sıkıntıya düşesin, ne de insanlar ona inanmıyorlar diye mutsuz olasın diye indirmedik. Senin görevin, insanları zorla bu kitab’a inandırmak değildir. Onlar hesabına hayıflanmanı da istemiş değiliz. Çünkü bu kitab’ın fonksiyonu öğüt vermek ve uyarmaktır.

Allah’dan korkanlar, kendilerine öğüt verildiğinde öğüt alırlar, Rabblerinden çekinerek günahlarının bağışlanmasını dilerler. Peygamberin görevi işte bu noktada sona erer. O kalplerin kilitli kapılarını açmakla, gönüllere ve vicdanlara egemen olmakla yükümlü değildir.

  FİZİLALİL KUR’AN

Peygamberim, biz bu Kur’an’ı sana sen bedbaht olasın diye indirmedik. Bu kitabı sana haşyet sahibi olanlara,  Rab’lerinin arzularını yerine getirme konusunda duyarlı olanlara, Rab’leri için bir hayat yaşamak isteyenlere bir yol gösterici, bir hayat programı, bir şeref, bir öğüt, bir hatırlatma olsun diye gönderdik. Kitabın indiriliş sebebi budur. 

Öyleyse ey peygamberim, ne oluyor sana? İnsanlar bu kitaba yönelmediler diye, bu kitabın istediği  gibi adam olmadılar diye niye kendi kendini yiyip bitiriyorsun? Biz bu kitabı herkesi zorla müslüman yapasın diye, olmazlarsa da kendi kendini yiyip bitiresin diye göndermedik. Senin görevin bu değildir. Sen ancak haşyet duyanları bu kitapla uyarmakla görevlisin buyurunca Rasûlullah efendimiz rahatladı, müslümanlar rahatladı. 

Çünkü anladılar ki bu kitap onları mutsuz etmeyecekti, bedbaht etmeyecekti. Sıkıntıları çoğalsa da, inanmayanların kendilerine işkenceleri artsa da, gariban müslümanlar, Bilallar, Ammarlar, Süheyb-i Rumiler asla mutsuz olmayacaklardı. Çünkü bu kitap onlar için bir şerefti, bir müjdeydi. Onlar bu kitabın âyetlerine iman ettikçe, bu kitabı hayat programı bildikçe, bu kitapla yol bulmaya çalıştıkça, bu kitabın istediği hayatı yaşamayı sürdürdükçe bu kitap onlar için bir rahmet olacaktı.

BASAİRUL KUR’AN

HABERE YORUM KAT