
Bilme arzusu ve komplo teorileri
Mehmet Garip Tanyıldızı, Epstein olayı üzerinden komplo teorilerine kapılmadan da eleştirel düşünmenin mümkün olduğunu savunuyor.
Mehmet Garip Tanyıldızı/Akşam
Komploya karşı
Epstein olayı komplo teorilerinin itibarının artmasına neden oldu. Bundan sonra, zaten popüler olan olayları komplo teorileri ile açıklama eğilimine karşı çıkmak zorlaşacaktır.
Meseleyi yorumlayan neredeyse herkes komplo teorisyenlerinin haklılık gururunu okşayacak sözler söylüyor. Aksini söylemek, kolaylıkla, komployu kuranların ekmeğine yağ sürmek veya onların nam-ı hesabına çalışmakla yaftalanabilir.
Olağan zamanlarda bile kendine geniş yer bulan komplo teorilerinin bu tür sansasyonel olayların ardından boy göstermesi gayet doğaldır. Özellikle bu olayda görüldüğü gibi veri yığınından kaynaklı bir karmaşayla karşı karşıya olduğumuzda komplo teorisine başvurma arzusunun artış göstermesinde şaşılacak bir şey yok.
Evet, Epstein hadisesi komplo teorilerini haklı çıkaracak birçok özellik taşıyor. Epstein'in stereotipi, sapkınlıklarının yanı sıra kurduğu ilişki ağı, finans çevrelerindeki etkinliği, küresel siyaset aktörleri üzerindeki etkisi, ezoterik yönü komplo teorileri için biçilmiş kaftan.
Peki ama bu durumda komplo teorilerinin galibiyetini kabul mü etmemiz gerekiyor? Bundan sonra komplo teorilerinin yöntemiyle mi olayları açıklamalıyız?
Hayır.
O halde muktedirlerin anlattığı hikâyeye olduğu gibi inanacak mıyız?
Yine hayır.
Muktedirlerin anlattığı hikâyeye itiraz etmek için komplo teorilerine muhtaç değiliz. Eleştirel bakmak, şüpheyle yaklaşmak için tek yöntem komplo teorileri değil.
Mesela belgelerin açıklanması olayı, açıklanma biçimi, kamuoyuyla paylaşılırken sansürlenenler, sansürlenmeyenler, paylaşılmayanlar, soruşturma süreçlerindeki çelişkiler komplo teorilerine başvurmaksızın sorgulanabilir.
Maalesef analiz etmek komplo teorisi üretmekten daha zordur.
Şunu görmek gerekiyor ki, Epstein hadisesi aslında aklen izah edilemeyecek bir yan taşımıyor. İnsan faktörünü hesaba kattığımızda küresel sistemin işleyişine uygun bir mekanizma kurulduğunu söyleyebiliriz. Bir grup insanın sapkın arzuları güç ve çıkar ilişkileriyle bir araya geldiğinde, olayların belirli bir yönde şekillenmesi gayet de mümkündür.
Günümüz insanı bu izahı kabul etmez.
Çünkü böyle baktığınızda konuyla ilgili her şeyi bilemezsiniz.
Komplo teorisine yönelten güdü, insanın her şeyi net ve kesin olarak bilme isteğinden kaynaklanıyor.
Modern insanın zihnindeki "kadir-i mutlak" boşluğu komplo teorisine alan açıyor.
Geleneksel dünyada nihai anlam ve nihai kudret yaratıcıya atfedilirdi. Modern dünyanın aygıtları bu boşluğu doldurmaya çalışsa da insan zihninde boşluklar kalıyor. Komplo teorileri tam da bu boşluğu dolduruyor.
Her şeyi gören, her şeyi planlayan, her ayrıntıyı hesaplayan görünmez bir irade tasavvuru... Bu tasavvur, bir bakıma modern dünyanın seküler kader anlayışıdır.
Komplo teorisi olağan olanı yeterli bulmaz. Olağan akış belirsizliklerle doludur, oysa modern insan her şeyi bilmek ister.
Ancak gerçek hayat böyle işlemez. Bazı şeyleri hiçbir zaman bilemeyebiliriz. Bazı olaylar ilanihaye aydınlatılmayabilir. Bunu kabul etmek zorundayız.
Bu bizi çaresiz bırakacak bir şey değil.
Teyakkuzda olmaya engel de değil.
Resmi anlatı ile komplo teorileri arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz.




HABERE YORUM KAT