
Almanya'nın BMGK'daki konumunu kaybetmesi, işgalci İsrail'e desteğiyle ilişkilendiriliyor
Uzmanlar, Almanya'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2027-2028 dönemi geçici üyeliğine seçilememesinin ardındaki temel etkenin soykırımcı İsrail'e koşulsuz desteği olduğunu ve bunun ülkenin uluslararası itibarını zedelediğini belirtti.
Almanya, BMGK'ye geçici üyelik için yapılan oylamada Portekiz ve Avusturya'nın gerisinde kalarak 15 üyeden oluşan Güvenlik Konseyine seçilemedi.
Merkezi ABD'de bulunan düşünce kuruluşu Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsünün Başkan Yardımcısı Dr. Trita Parsi ve Almanya'da bağımsız gazetecilik yapan James Jackson, Almanya'nın BMGK geçici üyeliğine seçilememesini ve bunun arkasındaki nedenleri AA muhabirine değerlendirdi.
Uzmanlar, Almanya'nın özellikle işgalci İsrail'in Gazze'deki soykırımına verdiği destek nedeniyle Küresel Güney ülkeleri başta olmak üzere uluslararası toplumun güvenini kaybettiğini vurguladı.
Parsi, Almanya'nın Güvenlik Konseyine seçilememesinin tarihi mağlubiyet olduğunu belirterek Almanların tarihsel bakımdan BM'nin en büyük bağışçılarından olduklarına ve uluslararası hukukun çok güçlü savunucuları olarak haklarında hep olumlu algının bulunduğuna dikkati çekti.
Almanya'nın genellikle geçici üyelik için aday olduğunda bu zamana kadar hep kazandığını dile getiren Parsi, "Bugünkü politik ortamda bile Almanlar, bunun bir sorun olmayacağı konusunda çok yüksek beklentilere sahipti ancak Almanların yalnızca yenilmediği, Portekizliler ve Avusturyalılar tarafından açık ara mağlup edildiğini gördük." dedi
"Uluslararası toplum, Almanya'ya olan inancını kaybetti"
Parsi, bunun BMGK'nin ve uluslararası toplumun Almanya'ya inancını derinden kaybetmiş olmasının açık yansıması olduğuna işaret ederek, bunun temel nedeninin bu ülkenin işgalci İsrail'in Gazze'deki soykırımına verdiği destek ve uluslararası hukuku daha geniş çapta zayıflatması olduğunu söyledi.
Yalnızca Gazze'de değil Venezuela ve İran'a karşı saldırılarda da Almanya'nın benzer tutum sergilediğini belirten Parsi, Almanlar koltuğu kaybetme gerekçeleri olarak Rusya'ya karşı Ukrayna'ya verdikleri desteği gösterseler de Portekiz ve Avusturya'nın da Kiev'e desteği göz önüne alındığında Almanya'nın iddialarını doğrulayan hiçbir kanıtın bulunmadığını ifade etti.
Parsi, "Tüm bunların temelinde Almanların uluslararası hukuku az çok terk etmiş olmaları gerçeği yatıyor. Uluslararası hukuku uygularken giderek daha keyfi davranıyorlar.İşgalci İsrail'e ve soykırımına verdikleri destek, diğer ülkelerin Almanya'ya inancını derinden kaybetmesine neden oldu." diye konuştu.
"Alman toplumu İsrail'in soykırımına güçlü şekilde karşı"
Parsi, tüm anketlerin Alman toplumunun katil İsrail'in soykırımına güçlü şekilde karşı olduğunu gösterdiğini söyledi.
Alman toplumunda katil İsrail hakkındaki bakış açılarının bu soykırım nedeniyle çok olumsuz olduğunu belirten Parsi, Alman kamuoyu ile medyasının İsrail'e destek konusunda çelişki içinde bulunduğunu dile getirdi.
Parsi, "Bu yenilgi, 2003'te ABD'nin Irak işgaline karşı çıkarak uluslararası hukuk için ayağa kalkan Almanya için bir uyanışa vesile olacak mı?" şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:
"Almanya, 2003'teki o pozisyonunu terk etti. Çıkarılması gereken net ders şu: Katil İsrail ne yaparsa yapsın işgalci İsrail'i savunmaya devam etmek istiyorlarsa Almanya'nın uluslararası güvenilirliğini, uluslararası yumuşak gücünü ve uluslararası konumunu yok edecekler. Tıpkı Amerika Birleşik Devletleri'nin işgalci İsrail'e ve soykırıma verdiği destek sonucunda kendine büyük zarar vermesi gibi. Bu, Almanların yapması gereken bir seçim. Soykırım yapan bir ülke için kendi konumlarını, kendi güvenilirliklerini feda etmek istiyorlar mı? Bunu kesinlikle düşünmeye bile gerek yok."
"Alman dış politikası için emsalsiz bir aşağılanma"
Gazeteci Jackson da BMGK koltuğunu kaybetmenin "Alman dış politikası için emsalsiz bir aşağılanma" olduğunu söyledi.
Başbakan Friedrich Merz ve Dışişleri Bakanı Johann Wadephul'un bu koltuk için çok ciddi kampanya yürüttüklerini anlatan Jackson, "Bu, Almanya'nın özellikle Küresel Güney ülkeleri nezdindeki itibarının önemli bir kısmını kaybettiğini gösteriyor. Almanya'nın işgalci İsrail'e koşulsuz desteğinin bunda etkili olduğunu düşünüyorum hatta Dışişleri Bakanı bile bunun bazı oyların kaybedilmesine yol açan şeylerden biri olduğunu kabul etti." ifadelerini kullandı.
Jackson, Almanya'nın katil İsrail'e verdiği desteğin aynı zamanda Ukrayna'ya verdikleri destekle ikiyüzlülük olarak da anlaşılması gerektiğini savunarak, "Çünkü Rusya'ya yaptırımlar için çok zorladılar ve katil İsrail'i AB'deki yaptırımlarda savundular. Küresel Güney ülkeleri, bu ikiyüzlülüğü görüyor ve 'tarihsel sorumluluk' bahanelerine aldırış etmiyorlar." diye konuştu.
"İtibarlarını düzeltebilirler ama bunu yapacaklarını düşünmüyorum"
Alman politika yapıcıların,katil İsrail'e desteği sorgulamaya başladıklarını ve özellikle Sosyal Demokrat Partinin (SPD) dış politika sözcüsünün katil İsrail'e destek politikasında değişiklik çağrısında bulunduğunu kaydeden Jackson, "Almanya'nın tarih ne olursa olsun insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiğine dair giderek artan yüksek sesleri dinleme zamanının geldiğini düşünüyorum." dedi.
Almanya'nın uluslararası güvenilirliğini yeniden inşa edebileceğini ancak başarısız BMGK seçiminin utancından sonra bile yaptıkları gibi üst düzey işgalci İsrailli politikacılara karşı yaptırımları engellemeye devam ederlerse itibarlarını toparlamanın uzun zaman alacağına dikkati çeken Jackson, "Almanya'nın, aşırılıkçı yerleşimci hareketinin lideri olan katil İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'e karşı yaptırımları engellediği bildirildi yani itibarlarını düzeltebilirler ancak bunu yapacaklarını düşünmüyorum." değerlendirmesinde bulundu.


HABERE YORUM KAT