Aile telefonu: Geleceğime giden yol

Aile telefonu: Geleceğime giden yol

​​​​​​​Her sabah saat sekizi iple çekiyorum; bu, günün en sevdiğim saati olduğu için değil, ortak telefonumuzu kullanabildiğim tek zaman olduğu için.

Reem Abd’in WANN’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.


Ailemizde dokuz kişiyiz. Beşimiz —annem, üç erkek kardeşim ve ben— hepimiz aynı telefonu kullanıyoruz. Bu bir Redmi ve pil sağlığı normal bir telefonun %78’i kadar. Sık sık şarj etmemiz gerekiyor ve telefon oldukça yavaş çalışıyor. Onu kullanabildiğim her dakika benim için çok değerli.

Her sabah, ne kadar az zamanım olduğunun farkında olarak pencerenin kenarına oturup derslerimi takip etmek için eğitim platformuma hızla giriş yapıyorum. Gazze İslam Üniversitesi’ne bağlı Uygulamalı Bilimler Koleji’nde lisans düzeyinde Veri Bilimi ve Yapay Zekâ okuyorum. Derse ve yeni bir fikir sunan hocama dikkatimi vermek yerine kendimi telefonumla uğraşırken buluyorum. Not almadan ya da derste neler olup bittiğini tam olarak kavrayamadan internet bağlantısının kesileceğinden ya da telefonun şarjının biteceğinden endişeleniyorum. Ders bittikten sonra boşlukları kendi başıma doldurmaya çalışmak zorunda kalıyorum.

Sanki birkaç dakika gibi gelen bir sürede, kardeşim dersleri için telefona ihtiyaç duyuyor. Ardından annem, Mısır’daki kardeşimi ve Han Yunus’taki evli kız kardeşimi aramak için telefonu kullanıyor; ikisinin de iyi olup olmadığını kontrol ediyor. Sanki telefonda geçirdiğim birkaç dakikadan bir gelecek yaratmaya çalışıyormuşum gibi hissediyorum.

Dünyanın bazı bölgelerinde bir cep telefonu esas olarak bir eğlence aracı olabilir. Ancak benim ve diğer Gazzeli öğrenciler için, cep telefonu ders çalışmamızı sağlayan araçtır. Kısıtlı kaynaklara rağmen öğretim görevlilerimizle iletişim kurmamızı, derslerimize katılmamızı ve ödevlerimizi tamamlamamızı sağlayan şey budur. Burada, Gazze’de, cep telefonu öğrenimimiz için hayati önem taşıyan bir araçtır.

Bu sadece benim hikâyem değil; sınırların uzun süredir kapalı olması ve girişine izin verilen mallara getirilen kısıtlamalar nedeniyle Gazze’deki pek çok insan için ortak bir gerçeklik. Bunların arasında, elektronik ekipmanlardaki ciddi kıtlığın bir parçası olan, ithal edilen uygun fiyatlı cep telefonlarının sınırlı sayısı da yer alıyor. Bu kıtlık, zaten yüksek olan telefon fiyatlarını daha da artırdı; bazı modellerin fiyatı binlerce dolara ulaştı ve fiyatlar her gün yükseliyor.

Lisans eğitimime başlamadan önce, iyi organize edilmiş bir öğrenci hayatı sürmeyi hayal ediyordum. Hatta “benimle birlikte çalış” videoları çekeceğim bir YouTube kanalı açmayı bile planlıyordum. Bu videolarda içerik üreticisi, izleyicilerin de katılabilmesi ve motivasyon kazanabilmesi için kendini çalışırken çekiyor. Buradaki amaç, ortak bir odaklanma ortamı oluşturmak ve günlük faaliyetleri paylaşmaktır. Telefon sorunu, bu hedefimi gerçekleştirmemi engelledi. Dünyanın diğer bölgelerindeki öğrenciler, bilgisayar, telefon ve tabletlere erişebiliyor; bu da ders çalışma verimliliklerini ve dolayısıyla burs alma şanslarını artırırken, biz en temel eğitim kaynaklarına bile ulaşmak için çok daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyoruz.

Örneğin, arkadaşım Masa’nın hiç elektronik cihazı yok. Ne zaman ders çalışmak istese uzun bir yol kat etmek zorunda kalıyor; çünkü üniversitesi Gazze’nin kuzeyinde, o ise güneyde yaşıyor. Parası yettiğinde taksiye biniyor, ancak taksi ücreti ödememek için yolun yarısını sık sık yürüyerek gidiyor. Eve dönmeden önce üniversitenin çalışma salonunda bir veya iki saat kalarak ders kayıtlarını izliyor.

Başka bir tanıdığım olan Lana’nın bir telefonu olsa da, zayıf internet bağlantısı ve sık sık yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle verimli bir şekilde ders çalışamıyor. Elektrik kesintilerinin sık yaşandığı bir mülteci kampında yaşadığı için çevrimiçi derslere katılmak, ders materyallerini ve ders kayıtlarını indirmek (ki indirme işlemi genellikle bir saat sürüyor) ya da ödevlerini bitirmek onun için son derece zor.

Lana ve Masa istisna değil. Elektronik cihazların eksikliği, dengesiz internet bağlantısı ve sık elektrik kesintileri, Gazze’deki birçok öğrencinin günlük olarak karşılaştığı sorunlardır. En yeni teknolojiye ya da en pahalı telefona sahip olmayı arzulamıyorum. Sadece derslere kesintisiz katılmamı, korkmadan öğrenmemi ve dünyanın dört bir yanındaki öğrencilerle adil bir şekilde rekabet etmemi sağlayacak bir cihaza sahip olmayı umuyorum.

Sınır geçişlerinin yeniden açılması, bize sadece teknolojiye erişim imkânı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda şu anda burada ulaşılamayan eğitim fırsatlarından yararlanmak üzere Gazze’den ayrılmamızı da mümkün kılacaktır. Daha iyi ortamlarda öğrenim görme ve temel kaynakların eksikliğinden kaynaklanan kısıtlamalardan uzak bir gelecek inşa etme imkânına sahip olacağız. Bir öğrenci olarak en büyük hedefim, derslerime erişim imkânını kaybetme endişesi yaşamadan eğitimime devam edebilmek ve her öğrencinin sahip olması gereken kaynaklara kavuşmaktır.

Şu an için sabahlarım eskisi gibi geçiyor. Ortak kullandığımız telefonu kullanmak için sıramı beklemek üzere erken kalkıyorum. Bu, hayal ettiğim üniversite deneyimi değil. Ancak katıldığım her ders, yazdığım her paragraf ve yaşadığım her öğrenme anı, kendim için hayal ettiğim geleceğe bir adım daha yaklaşmamı sağlıyor.

* Reem Abd, Gazze’de lise mezunudur. Al-Salam Grubu’nda 11 İngilizce seviyesini tamamlamıştır. Gelecekte diş hekimi olarak çalışmayı umut etmektedir.

“Hayallerimi henüz gerçekleştirememiş olmam, tutkumu azaltmadı; aksine, kendimi ifade etme isteğimi daha da güçlendirdi,” diyor. “Kuşatma altındaki binlerce Filistinli gencin sesi olmanın yanı sıra, hayallerimi, hedeflerimi ve dileklerimi paylaşmak için yazıyorum. Dünyanın dört bir yanındaki insanlara ilham verecek hikâyeler yazmayı umuyorum.”

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir