Güney Kore'de İslam'ı benimseyen yerli halkın sayısında artış yaşanıyor. Seul Merkez Camii'ne her ay İslam'ın temel ilkelerini öğrenmek ve Müslüman olmak isteyen 5 ila 25 kişi başvuruyor. İslam'a yönelenlerin önemli bir bölümünü ise 20-40 yaş arasındaki gençler oluşturuyor.
Güney Kore'de kendi kültürlerinin ötesine geçerek İslam'ı benimseyenlerin sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Tahminlere göre, Güney Kore'de doğup büyüyen yaklaşık 45 bin kişi İslam dinini kabul etti. Bu kişiler arasında 2014 yılında Müslüman olan, 30'lu yaşlarındaki Yusuf da bulunuyor.
Yusuf, Güney Koreli erkeklerin önemli bir bölümünün evlilik amacıyla İslam'a yöneldiğini belirterek, özellikle başkent Seul'deki rekabetçi flört ve tanışma kültüründen hayal kırıklığı yaşayan bazı erkeklerin, İslam'ın sunduğu daha sade bir evlilik anlayışına ilgi duyduğunu ifade etti.
Seul'ün Itaewon semtinde bulunan Seul Merkez Camii'ne her ay İslam'ın temel ilkelerini öğrenmek amacıyla 5 ila 25 yeni Müslüman adayı geliyor. Eğitim programının sonunda katılımcılar, İslam'ın beş şartından ilki olan kelimeişehadeti getirerek resmen Müslüman olabiliyor. Yeni Müslüman olanların çoğunluğunu erkekler oluşturuyor.
İslam'ı seçen kadınlar ise evlilikten ziyade dinin sadeliğine ve temel inanç esaslarına dikkat çekiyor. Görüşülen kadınlardan ikisi, İslam'ın tek Tanrı inancını benimsemelerindeki en önemli etkenlerden biri olarak gösterdi.
30'lu yaşlarındaki Güney Koreli Areum ise İslam'ın büyüklere saygıyı esas alan yaklaşımının, kendi toplumunun geleneksel değerleriyle örtüştüğünü belirtti. Bu durumun, Müslüman olma kararını ailesine anlatmasını da kolaylaştırdığını söyledi.
Yusuf, Areum ve diğer Koreli Müslümanlar, yalnızca kendi kültürleriyle kendilerini tam anlamıyla gerçekleştiremediklerini dile getirdi. İslam'ın, genç Korelilerin geleneksel toplum yapısının karmaşıklığından uzaklaşmak ve farklı bir yaşam anlayışı benimsemek için yöneldiği seçeneklerden biri olduğu ifade edildi.
İslam'a yönelik önyargılarla mücadele
İslam'ı kabul eden birçok Güney Koreli için din değiştirme sürecinin önemli aşamalarından biri, İslam hakkındaki kalıplaşmış yargılarla mücadele etmek oldu. Yeni Müslümanlar, Güney Kore medyasında çoğu zaman olumsuz şekilde yansıtılan İslam'a ve Müslümanlara ilişkin önyargıları aşmaya çalıştıklarını belirtiyor.
Seul Merkez Camii yetkililerinden biri, camiye İslam hakkında bilgi edinmek amacıyla gelen Güney Korelilerin çoğunun 20-40 yaş aralığında olduğunu söyledi. Bu durumun, geleneksel toplumsal beklentilerden uzaklaşmak isteyen gençler arasında İslam'a yönelik ilginin arttığını gösterdiği değerlendiriliyor.
İslam'ın Kore'deki tarihsel geçmişi
İslam'ın Kore Yarımadası'ndaki geçmişi, ülkenin siyasi ve toplumsal tarihindeki değişimlerle yakından ilişkili. Dünyaya açılmanın arttığı dönemlerde Müslüman tüccarlar ve işçiler Kore'ye göç etti. Ancak geçmişte kesintisiz ve kalıcı bir yerli Müslüman topluluğu oluşmadığından, önceki dönemlerdeki Müslüman nüfuslar günümüzdeki Koreli Müslümanların doğrudan öncülleri olarak kabul edilmiyor.
Kore'ye gelen ilk Müslüman göçmenlerin, Silla Krallığı döneminde (MÖ 57-MS 935) yarımadaya ulaşan Orta Doğulu tüccarlar olduğu belirtiliyor.
Daha sonraki dönemlerde Goryeo Hanedanlığı (918-1392) ve Joseon Hanedanlığı (1392-1910) zamanlarında, Japon işgali döneminde (1910-1945), Kore Savaşı sırasında (1950-1953) ve 1970'lerdeki petrol krizi sonrasında da Müslüman topluluklar farklı dönemlerde varlık gösterdi.
Müslüman toplulukların Kore toplumuna entegrasyonu ve uyumu dönemlere göre değişiklik gösterse de iki taraf arasında kültürel etkileşim tamamen ortadan kalkmadı. Örneğin, Çinli Müslüman Huihui topluluğunun, bugün Güney Kore'nin en bilinen alkollü içeceklerinden biri olan sojunun üretiminde kullanılan damıtma tekniklerinin bölgeye taşınmasında rol oynadığı ifade ediliyor.
İslam'ın Kore'deki varlığı ve Müslüman toplulukların durumu, tarih boyunca siyasi gelişmelerden etkilendi. Kore tarihinde bazı dönemlerde İslam'ın uygulanmasına yönelik kısıtlamalar getirildi. Bunlardan biri, 1397-1450 yılları arasında hüküm süren Kral Sejong döneminde yaşandı. Kralın halka açık dini törenleri yasaklaması, Müslüman toplulukların zamanla asimile olmasına yol açtı.
Müslüman göçmenlerin ve yerli halktan İslam'ı kabul edenlerin toplum tarafından benimsenmesi de dönemin koşullarına bağlı olarak değişti. Güney Kore tarihinde modern dönemde İslam'ı kabul eden ilk 250 yerli Korelinin, Kore Savaşı'na katılan Türk Müslüman askerlerinin varlığından ve yardımlarından etkilendiği belirtiliyor.
1990'lardan itibaren yeni bir dönem
Güney Kore'de yerli halkın İslam'a yönelmesindeki son dönem dalgası 1990'larda başladı. Bu gelişme, ülkedeki genel dini eğilimlerle de paralellik gösteriyor. Güney Kore'de herhangi bir dine mensup yerli nüfusun oranı 1960'lardan itibaren istikrarlı şekilde arttı.
Ancak Hristiyanlık gibi ülkeye dışarıdan gelen diğer dinlerin toplumda yaygınlaşması, büyük ölçüde Kore kültürüne uyarlanarak gerçekleşti. İslam ise günümüzde Kore toplumunun geleneksel kültüründen hem görünür hem de düşünsel açıdan farklı bir konumda bulunuyor. Bu farklılık, bazı Güney Koreliler açısından İslam'ı cazip kılan unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Bununla birlikte, Kore kültürü ile İslam arasındaki belirgin mesafenin giderek azaldığına yönelik işaretler de bulunuyor. Ülkede İslam'ı kabul edenlerin sayısındaki sınırlı ancak istikrarlı artışa paralel olarak Koreli Müslüman sosyal medya fenomenleri de öne çıkıyor.
Özellikle Güney Kore'deki Endonezya topluluğu içerisinde, Endonezyalı kadınlarla evlenen Koreli erkeklerin TikTok hesapları büyük ilgi görüyor. Müslümanlığı benimseyen Koreli sosyal medya fenomenlerinin binlerce takipçisi bulunuyor. Bazı içerik üreticileri, Korecede sevgili veya yakın erkek için kullanılan "oppa" ifadesini Müslüman kimliğiyle birleştiren paylaşımlarıyla dikkat çekiyor.
Koreli Müslüman kadın fenomenler de yaşam tarzı içerikleriyle geniş kitlelere ulaşıyor. Bu isimler, başörtüsünü Kore'nin geleneksel kıyafeti hanbok ile bir araya getirerek İslam ve Kore kültürünü buluşturan bir tarz ortaya koyuyor.
İslami ve Kore kültürüne ait giyim tarzlarının bir arada kullanılması, dinin yerli halk arasında daha fazla benimsenmesine katkı sağlayabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Koreli Müslüman fenomenler İslam'ın tanıtımında etkili oluyor
Bu alandaki dikkat çekici isimlerden biri Ayana Jihye Moon. Kore kökenli Moon, çocukluk döneminde Irak Savaşı sırasında İslam hakkında duyduklarından etkilenerek genç yaşlarında Müslüman oldu. Daha sonra yükseköğrenim gören Moon, Endonezya'ya yerleşerek Koreli Müslüman moda fenomeni olarak tanındı.
Bir diğer popüler isim ise Müslüman olma sürecini YouTube videolarında anlatan Daud Kim. Her iki fenomen de hem Güney Kore'de hem de uluslararası alanda geniş takipçi kitlelerine sahip.
Kendi deneyimlerini açıkça paylaşmaları ve farklı kültürel kimlikleriyle öne çıkmaları, İslam'ın Güney Koreliler tarafından daha yakından tanınmasına yardımcı oluyor. Bu sayede geleneksel dini tanıtım yöntemleriyle ulaşılması zor olan kesimlere de erişilebiliyor.
Yusuf ise bazı kişilerin Müslümanlığı kabul etme gerekçelerini sorgulasa da başlangıçtaki motivasyonu ne olursa olsun herkesin İslam'ı tanımaya ve araştırmaya açık olduğunu belirtiyor.
Kendisinin de İngilizce konuşma kulübünde tanıştığı Müslüman arkadaşları sayesinde İslam'a ilgi duymaya başladığını anlatan Yusuf, yabancı bir dil öğrenmenin ve ardından yeni bir dini keşfetmenin, Kore'nin kendi içine kapalı kültürel sınırlarını aşmasına yardımcı olduğunu ifade ediyor.
Müslüman topluluğu yeni bir aidiyet duygusu oluşturuyor
Bazı çevrelerde İslam'ı kabul eden Korelilerin toplumdan uzaklaşabileceği veya dışlanabileceği yönünde endişeler dile getirilse de yeni Müslüman olan kişiler, bu süreçte daha güçlü bir topluluk ve aidiyet duygusu kazandıklarını söylüyor.
Bazı Koreli Müslümanlar, din değiştirdikten sonra tanıdıkları ve iş arkadaşları tarafından ayrımcılığa veya dışlanmaya maruz kaldıklarını kabul ediyor. Ancak katıldıkları Müslüman topluluğunun sunduğu dayanışma ve desteğin bu zorlukları aşmalarına yardımcı olduğunu belirtiyor.
Areum ise hayatının tamamını Güney Kore'de geçirmesine rağmen Seul'deki camiyi ilk kez ziyaret ettiğinde kendisini nihayet evine dönmüş gibi hissettiğini ifade etti.

