Dünya Tabipler Birliği (WMA), Filistinli tutuklulara yönelik işkencelere ve Gazze’deki ihlallere Siyonist rejim doktorlarının karıştığı yönündeki iddialara rağmen Siyonist rejimin Tabipler Birliği’nin üyeliğini sürdürmesine izin veriyor. Çok sayıda sağlık çalışanı, uluslararası kuruluşu tıbbi etik ilkelerini uygulamamakla suçluyor.
Dünya Tabipler Birliği (WMA), Siyonist rejimin Tabipler Birliği’ni (IMA) üyelikten çıkarma veya üyeliğini askıya alma çağrılarını reddetmesi nedeniyle yoğun eleştirilerle karşı karşıya.
Filistinli tutuklulara yönelik işkencelere ve Gazze’deki ihlallere Siyonist rejim doktorlarının iştirak ettiği yönündeki belgelenmiş iddialara rağmen WMA’nın IMA’nın üyeliğini sürdürmesi, uluslararası sağlık çevrelerinde tepki çekiyor.
IMA Out! kampanyası kapsamında sağlık alanında faaliyet gösteren kuruluşların oluşturduğu koalisyon tarafından hazırlanan ve 6 bin 500 sağlık çalışanının imzasını taşıyan dilekçe, geçen ay Hollanda’nın Rotterdam kentinde düzenlenen WMA Genel Kurulu’na sunuldu. Dilekçede, IMA’nın uluslararası kuruluştan çıkarılması talep edildi.
Genel Kurul öncesinde yüzlerce doktor da protesto gösterilerine katıldı. Göstericilerden bazıları, Gazze’deki soykırım sürecinde hayatını kaybeden 18 bin Filistinli çocuğun isimlerinin yazılı olduğu kefen taşıdı.
Doktorlar, IMA’nın tıbbi etik standartlarını yerine getirmediğini ve Filistinlilere yönelik ciddi insan hakları ihlallerinde sorumluluk taşıdığını savunuyor. Eleştiriler arasında, Filistinli tutuklulara işkenceyi denetlediği öne sürülen doktorlara yaptırım uygulanmaması ve Siyonist rejimin hapishanelerinde Filistinli sağlık çalışanlarının öldürülmesine ilişkin iddiaların soruşturulmaması da bulunuyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuru
Savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve Filistinlilere yönelik insan hakları ihlallerinin soruşturulması için faaliyet yürüten Hind Rajab Vakfı (HRF), geçen ay Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) başvurdu.
Vakfın başvurusunda, Filistinlilere yönelik işkencelere Siyonist rejim doktorlarının yanı sıra IMA’nın ve rejimin sağlık ile savunma bakanlıklarından yetkililerin de iştirak edip etmediğinin soruşturulması istendi.
Bu başvurunun, WMA üyesi bir kuruluşun UCM’ye sevk edilmesi açısından bir ilk olduğu belirtildi.
İngiliz ve Yahudi kökenli emekli aile hekimi ve IMA Out! kampanyasının organizatörlerinden Dr. Jonathan Fluxman, Rotterdam’daki protestolara katıldı.
Fluxman, Middle East Eye’a (MEE) yaptığı açıklamada, WMA ve IMA’nın çok sayıda insan hakları kuruluşu tarafından kendilerine doğrudan iletilen, sağlık çalışanlarının işkenceye maruz bırakılması ve öldürülmesine ilişkin raporları soruşturmayı reddettiğini söyledi.
Bu durumun 30 yıldır devam ettiğini savunan Fluxman, WMA’nın Siyonist rejimdeki işkence iddialarına ilişkin raporları görmezden geldiğini öne sürdü.
Fluxman, “ABD ve İngiliz hükümetleri gibi davranarak Siyonist rejimin soykırımdan hesap vermeden kurtulmasına izin veriyorlar. Bana göre WMA, IMA’nın bu sürece dahil olmasında suç ortağıdır” ifadelerini kullandı.
“Siyonist rejime sınırsız hareket alanı tanındı”
Fluxman, WMA’nın IMA üyelerinin Filistinli tutuklulara yönelik işkence, kötü muamele ve ölümlerde olası rolünü derhal soruşturması gerektiğini belirtti.
Bunun tıbbi ilkelerin ve bu ilkelerin uygulanmasının savunulmasıyla ilgili olduğunu vurgulayan Fluxman, WMA’nın uluslararası tıbbi etik kurallarının koruyucusu olma rolünün ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini söyledi.
1947 yılında kurulan WMA, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Nazi Almanyası’ndaki doktorların savaş suçlarına katıldığının ortaya çıkmasının ardından tıbbi etik ilkelerini korumak amacıyla oluşturuldu. Kuruluş bünyesinde bugün 118 ülke temsil ediliyor.
Üye ülkelerin, doktorların işkenceye katılmasını yasaklayan ve işkenceyi açıkça kınamalarını zorunlu kılan 1975 tarihli Tokyo Bildirgesi de dahil olmak üzere WMA’nın mesleki kurallarına uyması gerekiyor.
WMA tarihinde bir kuruluşun üyeliğinin askıya alınmasına ilişkin son örnek 1976 yılında yaşandı. Apartheid döneminde doktorların işkenceye iştirak etmesi nedeniyle Güney Afrika’nın iki genel kurula katılması engellenmişti.
IMA’nın sorumluluğunun gündeme getirilmesine yönelik ilk girişim ise 2009 yılında gerçekleşti. 43 ülkeden 725 doktor, insan hakları kuruluşlarının hazırladığı bulguları WMA’ya sundu. O yıl genel kurul Tel Aviv’de düzenlenmişti.
Ancak o dönemde hem IMA hem de WMA başkanlığını yürüten Yoram Blachar, Siyonist rejim doktorlarının işkenceye iştirak ettiği yönündeki iddiaları reddederek bunları karalayıcı olarak nitelendirmişti.
2016 yılında da İngiltere merkezli 71 doktor, WMA’dan IMA’nın üyeliğini askıya almasını istedi. Ancak bu çağrı da sonuçsuz kaldı.
Siyonist rejimdeki doktorların yüzde 90’ından fazlasını temsil eden IMA’nın mevcut başkanı Zion Hagay, WMA’nın Sosyal ve Tıbbi İşler Komitesi’ne başkanlık ediyor. IMA Genel Müdürü Leah Wapner ise WMA’nın finans ve planlama, sosyal ve tıbbi işler ile tıp etiği komiteleri dahil çeşitli birimlerinde danışmanlık görevleri yürütüyor.
Fluxman, WMA’nın IMA’yı koruduğunu savunarak, “30 yıllık üyelik ve diyalog neye yol açtı? Durum daha da kötüleşti ve IMA’ya istediğini yapması için sınırsız hareket alanı tanındı” dedi.
MEE’nin haberine göre, Ekim 2023’ten bu yana Siyonist rejimin saldırılarında yaklaşık bin 700 sağlık çalışanı hayatını kaybetti.
Güney Afrika’dan IMA’nın üyeliğinin sonlandırılması girişimi
IMA’nın WMA üyeliğinin askıya alınması yönündeki girişime geçen yıl Güney Afrika Tabipler Birliği (SAMA) öncülük etti.
Ancak SAMA’nın önerisi, WMA’nın IMA’yı üyelikten çıkarma konusunu değerlendirmeye alması için gereken çoğunluğu sağlayamadı.
Bunun yerine WMA, Siyonist rejim hükümetine Gazze’de sağlık hizmetlerini ve sağlık çalışanlarını koruma çağrısı yapan bir karar kabul etti. Ayrıca tüm üyelerinden hastanelere ve sağlık personeline yönelik saldırıları kınayan kamuoyu açıklamaları yapmalarını istedi.
Ancak habere göre IMA bu çağrı karşısında sessizliğini korudu.
SAMA Başkanı Dr. Mvuyisi Mzukwa, MEE’ye yaptığı açıklamada, kuruluşunun IMA’ya karşı kendi yöntemleriyle mücadele etme kararı aldığını belirtti.
Mzukwa, IMA ile ilişkilerini resmen kesen ilk tabipler birliğinin kendileri olduğunu söyledi. Bu adımın ardından İngiliz Tabipler Birliği ve Türk Tabipleri Birliği de IMA ile ilişkilerini sonlandırdı.
Mzukwa ayrıca, başkanlığını Siyonist rejimden bir doktorun yürütmesi nedeniyle WMA’nın Taipei Etik Çalışma Grubu’ndan çekildiklerini belirtti.
IMA’nın WMA yönetim yapısında yer almasının, hakkındaki iddialar nedeniyle büyük sorun oluşturduğunu ifade eden Mzukwa, “IMA’nın varlığı WMA’nın itibarına zarar veriyor. Bu tartışmalar çözüme kavuşana kadar üyeliği askıya alınmalıydı” dedi.
Güney Afrikalı doktorun Rotterdam’a katılması engellendi mi?
Mzukwa, bu yılki WMA Genel Kurulu’na daha erken giderek diğer üye kuruluşları IMA’ya yönelik boykot çağrısına katılmaya ikna etmeyi planladığını, ancak vize sorunları nedeniyle kendisinin ve Güney Afrikalı meslektaşlarının çoğunun toplantıya katılamadığını söyledi.
Vize başvurusunu zamanında yaptığını belirten Mzukwa, belgenin normalde Durban’a gönderilmesi gerekirken Pretoria’ya gönderildiğini ve genel kurul öncesinde teslim almasının mümkün olmadığını ifade etti.
Mzukwa, toplantıda IMA’nın üyelikten çıkarılması için konuşma yapmaya hazırlandığını belirterek, katılımının engellenmesi amacıyla kendisi hakkında istihbarat toplanmış olabileceğinden şüphelendiğini dile getirdi.
MEE, Hollanda Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin görüş istedi ancak haber yayımlanana kadar yanıt alamadı.
Güney Afrika hükümetinin tutumuyla paralellik taşıyan Mzukwa’nun açıklamaları, Pretoria yönetiminin 2023 yılında Uluslararası Adalet Divanı’nda Siyonist rejime karşı soykırım suçlamasıyla dava açmasının ardından da gündemde kalmıştı.
Ebu Safiye dosyasında IMA’nın açıklaması
Mzukwa, SAMA, IMA ve WMA temsilcilerinin temmuz ayı sonunda Filistinli çocuk doktoru ve Gazze’deki Kemal Advan Hastanesi’nin eski müdürü Dr. Hussam Ebu Safiye’nin durumunu ele almak üzere bir toplantı yaptığını da aktardı.
Aralık 2024’ten bu yana Siyonist rejim tarafından alıkonulan Ebu Safiye’nin ağır işkence ve darplara maruz kaldığı belirtiliyor.
Mzukwa, doktorun durumuna ilişkin bilgiye erişimin engellenmesi, tıbbi tedaviye ulaşamaması ve sağlık durumunun belirsizliği konusunda endişelerini dile getirdiklerini söyledi.
IMA’nın, Siyonist rejim makamlarından tıbbi muayene yapılmasını ve dışarıdan doktorların Ebu Safiye’nin tutulduğu cezaevine girmesine izin verilmesini talep ettiğini kendilerine bildirdiğini aktaran Mzukwa, ancak bu talepleri destekleyen herhangi bir kanıt sunulmadığını ifade etti.
“Siyonist devletin dayanaklarından biri”
King’s College London’da fahri kıdemli öğretim görevlisi olan ve Filistinli tutukluların alıkonulması ile işkenceye maruz bırakılmasının psikolojik etkileri üzerine araştırmalar yürüten Derek Summerfield, yaklaşık 20 yıldır WMA’nın IMA’yı üyelikten çıkarması çağrısında bulunuyor.
Summerfield, WMA ve IMA’yı etik açıdan yozlaşmış iki kuruluş olarak nitelendirerek, WMA’nın uzun süredir bu konuda sorumluluk almaktan kaçındığını savundu.
Siyonist rejim doktorlarının işkenceye iştirak ettiğine ilişkin uzun yıllardır biriken kanıtlar bulunduğunu belirten Summerfield, IMA’nın Gazze’deki soykırıma karışan doktorları koruduğunu öne sürdü.
Summerfield, IMA’yı “Siyonist devletin dayanaklarından biri” olarak tanımladı.
Fluxman da IMA’nın etik politikasının, doktorların WMA ilkelerinden sapmasına ve sağlık hizmetlerinin sunulması ile sağlık personelinin korunması konusunda askeri ve güvenlik yetkililerinin kararlarını esas almasına izin verdiğini iddia etti.
Fluxman’a göre bu yaklaşım, WMA’nın tıbbi tarafsızlık ilkeleriyle de çelişiyor.
Haberde, IMA’nın Gazze’deki sağlık kuruluşlarına ve sağlık çalışanlarına yönelik devam eden saldırılar karşısında sessiz kaldığı, ayrıca Siyonist rejimin eylemlerine yönelik uluslararası sağlık kuruluşlarından gelen eleştirilere sık sık karşı çıktığı ifade edildi.
Hastanelere yönelik saldırılara destek veren doktorlar
Bu yılki WMA Genel Kurulu sırasında IMA, kongre merkezinin dışına boykot çağrılarına karşı çıkan ve 7 Ekim 2023 saldırılarının hatırlanmasını isteyen pankartlar astı.
Kasım 2023’te IMA Başkanı Profesör Zion Hagay, ateşkes çağrısında bulunmayı reddetmiş ve Gazze’deki hastanelere yönelik askeri saldırıları, Hamas mensuplarının “terör üslerinden çıkarılması” gerektiğini ileri sürerek savunmuştu.
Aynı ay 81 Siyonist rejim doktoru hastanelerin bombalanmasını destekleyen bir mektuba imza attı. Habere göre IMA, WMA’nın sağlık kuruluşları ve sağlık çalışanlarının korunmasına ilişkin ilkeleriyle çelişen bu açıklamayı kınamadı.
Öte yandan IMA Etik Bürosu’nun üst düzey üyelerinden ve Siyonist rejim Cezaevi Servisi’nin baş sağlık görevlisi Dr. Liav Goldstein’ın, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından 7 Ekim sonrasında binlerce Filistinli tutukluya uygulanan aç bırakma politikasını onayladığı ileri sürüldü.
IMA’nın Siyonist rejimin uluslararası itibarını korumaya yönelik tutumuna ilişkin bir başka örnek de Mayıs 2024’te yaşandı.
IMA Başkanı Hagay, Gazze’deki Şifa Hastanesi’nde ortopedi bölümünün başkanlığını yapan Filistinli cerrah Dr. Adnan el-Burş’un cezaevinde hayatını kaybetmesi üzerine Siyonist rejim Cezaevi Servisi’ne mektup yazdı.
İngiliz Tıp Dergisi’nde el-Burş’un ölüm koşullarına ilişkin yayımlanan eleştirel makalenin ardından Hagay, iddiaları çürütebilecek bilgilerin kendileriyle paylaşılmasını istedi. Mektubunda, söz konusu iddianın Siyonist rejimin dünya genelindeki itibarına ve imajına ciddi zarar verdiğini belirtti.
Sde Teiman: İşkence ve kötü muamele iddialarının odağı
Gazze’deki soykırımın başlangıcında gözaltı merkezine dönüştürülen, Necef Çölü’ndeki Siyonist rejime ait Sde Teiman askeri üssünden bilgi sızdıran kişiler, burada Filistinli tutuklulara yönelik sistematik kötü muamele ve işkence uygulandığını belgeledi.
İddialara göre Siyonist rejim doktorları, tutukluların tıbbi tedaviye erişiminin engellenmesinde de rol oynadı.
Tanıklıklarda, tutukluların çıplak halde ve kelepçeli biçimde tutulduğu, tuvalete gitmelerine izin verilmediği için bez giymeye zorlandığı anlatıldı. Bazı tutukluların ise çoğu zaman anestezi uygulanmadan uzuvlarının kesilmesine maruz kaldığı bildirildi.
Söz konusu merkezde, çoğunluğu sivil olan binlerce Gazzelinin yanı sıra sağlık ve insani yardım çalışanlarının da tutulduğu belirtildi. Bu kişilerin, temel hukuki güvencelerden mahrum bırakılmalarına ve suçlama ya da yargılama olmaksızın alıkonulmalarına imkân tanıyan “hukuka aykırı savaşçılar” yasası kapsamında tutulduğu ifade edildi.
Merkezde gözaltında bulunan bazı kişilerin hayatını kaybettiği de aktarıldı.
IMA Etik Kurulu Direktörü Yossi Walfisch ise kötü muamele iddialarını reddederek tutuklulara “uygun tıbbi bakım” sağlandığını savundu.
Dr. Adnan el-Burş da Sde Teiman’da tutulduktan sonra Ofer Cezaevi’ne nakledilmiş ve burada hayatını kaybetmişti. Serbest bırakılan ve el-Burş’la karşılaştıklarını söyleyen Filistinli tutukluların tanıklıklarına göre doktor, cezaevinde ağır biçimde darbedilmiş, işkenceye ve defalarca cinsel saldırıya maruz kalmıştı.
Hind Rajab Vakfı, Sde Teiman’daki işkence ve kötü muamele uygulamalarına sağlık personelinin katılımının münferit değil, yapısal nitelikte olduğunu savundu.
Vakfın Genel Müdürü Dyab Abou Jahjah, Siyonist rejim doktorlarının zincire vurulmuş hastaları tedavi etmeyi kabul ederek tıbbi tarafsızlıklarını terk ettiklerini söyledi.
Abou Jahjah, “İşkenceye kurumsal koruma sağladığı öne sürülen bir kuruluşun WMA bünyesinde neden hâlâ kabul gördüğünü açıklamak zorunda” ifadelerini kullandı.
IMA üyelerinin bu ihlallere iştirak ettiğinin tespit edilmesi halinde bunun WMA’nın mesleki kuralları, değerleri ve yönergelerinin yanı sıra uluslararası insancıl hukukun da ihlali olacağını belirtti.
WMA: “Kapsayıcılık kimliğimizin merkezinde”
WMA, MEE’ye yaptığı açıklamada kapsayıcılığın kuruluşun kimliğinin temelinde yer aldığını belirtti.
Açıklamada, hastaların yanı sıra görev yaptıkları her yerde sağlık personelinin, doktorlar da dahil olmak üzere, korunmasının öncelik olduğu ifade edildi.
WMA, Siyonist rejimin Tabipler Birliği’nin de aralarında bulunduğu üyelerinin, kendi hükümetleri söz konusu olduğunda dahi adaletsizlikleri ve tıbbi tarafsızlık ihlallerini düzenli olarak eleştirdiğini savundu.
MEE’nin IMA’dan da konuya ilişkin görüş talep ettiği ancak haber yayımlanana kadar yanıt alamadığı bildirildi.

