1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Aktay: "Mısır'da İhvan Kazandı"
Aktay: Mısırda İhvan Kazandı

Aktay: "Mısır'da İhvan Kazandı"

Yasin Aktay bugünkü yazısında Mısır'da yaşanan gelişmeleri yorumladı.

A+A-

Yasin Aktay yazısında Mursi'ye karşı darbe yapılırken İhvan'ın planlarda yanlış konumlandırıldığını ve ortaya böylesi bir direniş koyacağının hesaplanmadığını ifade etti. Mübarek'e karşı protestolarda bir liderin eksikliğini yaşayan eylemcilerin şimdi Mursi ile bu açığı da kapattığına dikkat çeken Aktay İhvan'ın 25 Ocak devriminin ideallerine bağlı kalan tek meşru kesim olarak kaldığının altını çizdi.

Mısır'da İhvan Kazandı

Yasin Aktay

Mısır'da her şey 'halkın direnilemeyen taleplerini karşılamak üzere duruma el koymak zorunda kalan silahlı kuvvetler' hikâyesine uygun olarak yazılmıştı. Ama kahrolası pis aksilikler, hesaba katılamayan 'öteki halkın akıl almaz inatçı direnişi', bütün hikâyeyi tersinden yazacak gibi görünüyor.

Oysa mizansen mükemmel görünüyordu. Arap Baharı sürecinin özgürlük sembolü Tahrir meydanında toplanan kalabalıklar giderek diktatörleşmiş, tek adamlığa doğru gitmekte olan bir despota karşı özgürlük talebiyle ayaklanıyordu. Havai fişek ve ışık gösterileriyle göğe yazılan sloganlar, protestocu kalabalıkların yaşamakta olduğumuz çağı çoktan atlamış olduğunu gösteriyordu bir yandan. Bir başka yandan çok ileri bir çağda yaşamakta olan bu halkın böyle bir diktatör tarafından yönetilmeyi hak etmiyor olduğunu anlatıyordu.

Bu tablo uluslar arası medya tarafından saatlerce canlı yayınlarla yansıtıldığında meydandaki kalabalıklardan çok daha önce dünya kamuoyunda bu kalabalıkların sesine kulak verecek bir 'müdahil' beklentisi oluşmuştu bile. Ordunun önünde müdahale için gereken bütün yollar döşenmişti böylece. Doğallıkla, orduya da istemeye istemeye, mecbur kalarak, halkın davetine icabet etmekten başka bir şey kalmıyordu.

11 Eylül 1980'de her yerde patlayan bombalarla, silahların 13 Eylül'de birdenbire nasıl sustuğunu biz Türkiye tecrübemizden gayet iyi biliyoruz. Ancak biz Türkiye'de o günün şartlarında o soruyu hemen soramadık bile. Oysa Cumhurbaşkanı Mursi'ye atfedilen eleştirilerin veya başarısızlıkların hepsinin sebebinin bizzat darbeyi yapanlar oldukları çok daha erken anlaşıldı. Mursi'nin yönetim başarısızlığının sembolü haline gelen benzin ve elektrik sıkıntısı darbeden sadece birkaç saat sonra giderildi. Çünkü benzin istasyonlarının büyük çoğunluğu bizzat ordu tarafından arz edilen akaryakıtı satıyor. Elektrik idaresi ise yine ordunun inisiyatifiyle krizin istenilen şekilde kontrollü olarak üretilmesi sağlandı. Onun dışında Mursi'ye yöneltilen şu veya bu eleştirini bu saatten sonra hiçbir geçerliliği yok. Sonuçta bir darbeyle devrilmiş oldu.

Mursi'ye darbe, hazırlıkları çok önceden başlatılmış, şartlarının oluşturulabilmesi için detaylı çalışmaların yapıldığı büyük bir operasyon. Bu operasyonda her şey hesaba katılmış da, sanırım bir tek şey hesaba katılmamış. Mursi'ye destek veren İhvan'ın direnecek olması hem de öyle böyle değil, muhtemelen Arap dünyasında eşi benzeri görülmemiş bir direnişe geçecek olması hesaba katılmamış.

İhvan'ın direnişinin darbenin bütün ayarlarını bozmuş olduğu şimdiden görülüyor. Bu direniş daha şimdiden bir dizi kazanım elde etmiş bulunuyor. Hesaplara göre İhvan, en iyi ihtimalle bu darbeyi kabul etmekten başka çareleri olmadığından, engel olarak görülmüyordu.

İkinci ihtimal İhvan bu darbeye karşı çıksa da arkasında bu kadar büyük bir halk kitlesi toplaması mümkün olmayacağından şiddete yönelecek ve böylece kendi meşruiyetini ilelebet kaybederek darbenin gökte aradığı fırsatı yerde sunacaktı. O zaman muhtemelen darbeden hemen sonra İhvana yönelik geniş bir tutuklama kampanyası devreye girecek, teşkilat yasadışı ilan edilecek ve demokratik süreçten tamamen dışlanmış olacaktı. Bu hesap çok basit tabi, ama namaz kılan kalabalıklara ateş açıp karşı ateş bekleyenlerin veya o kalabalıkların yılıp dağılacaklarını düşünenlerin düzeyinde bir hesap.

Oysa İhvan gerçekten çetin ceviz çıktı. Direnmeye karar verdiğinde meydanlara topladığı kalabalık herkesi şaşırttı. Günlerdir sıcağa ve oruca rağmen meydanda toplanan kalabalıklar, kendilerine açılan ateşe rağmen barışçıl gösteri sınırlarından asla ayrılmayacaklarını ısrarla vurguluyorlar. Bu barışçıl ısrarları darbecileri daha fazla hata yapmaya itiyor ve zaten bin bir hile ve desise ile devşirdikleri meşruiyetlerini giderek yitirmelerine yol açıyor. Böylece Mursi yanlısı hareket giderek Tahrir'de Mursi'yi göndermek üzere toplanan kalabalıkları da safına çekmeyi başarıyor. Çünkü Tahrir'de toplananların bile büyük çoğunluğunun talebi böylesi bir askeri darbe değildi ve çoğu aldatıldığını hissediyor, görüyor.

Üç, 25 Ocak Devriminde çekinik davranmakla suçlanan İhvan, süreç içinde o devrimin bütün kazanımlarının geri alınmasına ve eski rejimin restorasyonuna karşı sergilenen direnişin liderliğini üstlenmiş durumda. Hali hazırda 25 Ocak devriminin 30 Haziran darbesi yemiş olduğunda eski devrimcilerden kimsenin kuşkusu yok ama Devrim'in İhvan dışındaki diğer tüm aktörleri şu anda tam bir suçluluk duygusu içindeler. Nihayetinde Devrim'in ideallerine bağlılık liyakati konusunda kendini kanıtlayan tek aktör olarak sahnede İhvan kalmış durumda. İhvan daha demokratik, daha özgürlükçü, daha çoğulcu ve daha ilerici Mısır'ın en liyakatli sözcüsü durumunda.

Dört, 25 Ocak Devriminin devrim olma niteliğinde sıkça zikredilen bir eksiklik vardı: lider yokluğu. Gerçekten Mübarek'e karşı hareketin bir lideri yoktu ve Mübarek karşıtlığından başka birleştirici bir yanı yoktu. Oysa bugün ayağa kalkmış olan kitleler için Muhammed Mursi, devrimin, meşruiyetin, adaletin, ve umudun sembolü olarak temayüz ediyor.

Mursi Cumhurbaşkanı olduğu halde zaten kendisini bu darbeye adım adım götüren bürokrasisine bile hükmedemeyen bir konumdaydı. Oysa şimdi devrik de olsa, hapiste de olsa restore edilmeye çalışılan eski rejime karşı muhalefetin birleştirici bir ifadesi. Hem Mursi hem İhvan Mısır'ın geleceğinde darbe sonrası geliştirdikleri direniş sayesinde iktidarda olduklarından çok daha gerçek bir güce ulaşmış durumdalar.

Yeni Şafak

HABERE YORUM KAT