1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Pedro Sanchez: “Batı’nın göçmenlere ihtiyacı var”
Pedro Sanchez: “Batı’nın göçmenlere ihtiyacı var”

Pedro Sanchez: “Batı’nın göçmenlere ihtiyacı var”

New York Times’a bir makale yazan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez,Batı’nın göçmenlere ihtiyacı olduğunu belirterek “Çöküşü önlemenin tek yolu, göçmenleri mümkün olan en düzenli ve etkili yolla topluma entegre etmek.” dedi.

10 Şubat 2026 Salı 13:34A+A-

Batı’nın Göçmenlere İhtiyacı Var

Pedro Sanchez / New York Times - Çev: Evrim Yaban Güçtürk / Perspektif


 

Batı’nın insanlara ihtiyacı var. Şu anda nüfus artış oranı yükselen çok az ülke var. Göçü benimseyemezlerse, nüfusta ekonomilerini ve kamu hizmetlerini ayakta tutmalarını zorlaştıracak keskin bir düşüş yaşayacaklar… Çöküşü önlemenin tek yolu, göçmenleri mümkün olan en düzenli ve etkili yolla topluma entegre etmek.

Bir ulusun lideri olduğunuzu ve bir ikilemle karşı karşıya olduğunuzu düşünün. Ülkenizde, gündelik yaşamın sürdürülmesinde kritik öneme sahip yaklaşık yarım milyon insan yaşıyor. Yaşlı ebeveynlere bakıyorlar, küçük ve büyük şirketlerde çalışıyorlar, sofralarımıza gelen yiyecekleri yetiştiriyorlar. Onlar yaşadığınız toplumun bir parçası. Hafta sonları parklarda yürüyüş yapıyorlar, restoranlara gidiyorlar ve yerel amatör futbol takımlarında top koşturuyorlar.

Ancak bu yarım milyon insanı ülkenizdeki diğer insanlardan ayıran çok kritik bir şey de var: Orada yaşamalarına izin veren yasal belgeleri yok. Bu nedenle, ülkenizin vatandaşlarıyla aynı haklara sahip değiller ve aynı yükümlülükleri yerine getiremiyorlar. Yüksek öğrenim göremiyorlar, vergi ödeyemiyorlar ve sosyal güvenlik sistemine katkı sağlayamıyorlar.

Peki bu insanlarla ilgili olarak ne yapmalıyız? Bazı liderler hem yasadışı hem de zalimane operasyonlarla bu insanları yakalayarak sınır dışı etmeyi tercih ediyor. Hükümetimse farklı bir yol seçti: Göçmenlik statülerini düzenlemek için hızlı ve basit bir yol. Hükümetim geçtiğimiz ay, İspanya’da yaşayan yarım milyon kadar belgesiz göçmene, belirli koşullar altında geçici oturma izni alma hakkı tanıyan ve bu izinlerin bir yıl sonra yenilenebilmesini sağlayan bir kararname yayınladı.  

Bunu iki nedenle yaptık. İlk ve en önemli neden ahlaki olması. İspanya bir zamanlar göçmenlerin ülkesiydi. 1950’ler ve 1960’larda, 2008 mali krizinin ardından dedelerimiz, ana-babalarımız ve çocuklarımız daha iyi bir gelecek arayışıyla Amerika’ya ve Avrupa’nın diğer yerlerine göç etti. Şimdi de durum tersine döndü. Ekonomimiz gelişiyor. Yabancılar İspanya’ya göç ediyor. Kendi akrabalarımızın sınırlarımızın ötesinde bulmayı umdukları o misafirperver ve hoşgörülü toplum olmaya çalışmak görevimiz.

Bu düzenlemeye karar vermemizin ikinci nedeni ise tamamen pragmatik. Batı’nın insanlara ihtiyacı var. Şu anda nüfus artış oranı yükselen çok az ülke var. Göçü benimseyemezlerse, nüfusta ekonomilerini ve kamu hizmetlerini ayakta tutmalarını zorlaştıracak keskin bir düşüş yaşayacaklar. Gayri safi yurtiçi hasılaları durgunlaşacak. Kamusal sağlık ve emeklilik sistemleri zarar görecek ve en azından kısa ve orta vadede ne yapay zekâ ne de robotlar bunun önüne geçebilecek. Çöküşü önlemenin tek yolu, göçmenleri mümkün olan en düzenli ve etkili yolla topluma entegre etmek.

Bu kolay olmayacak. Farkındayız. Göç fırsatlar getirir, ancak aynı zamanda kabul etmemiz ve yüzleşmemiz gereken büyük zorluklar da ortaya çıkarır. Öte yandan, bu zorlukların çoğunun göçmenlerin etnik kökeni, ırkı, dini veya diliyle hiçbir ilgisi olmadığının farkında olmak önemlidir. Bu zorluklar kendi vatandaşlarımızı etkileyen aynı faktörlerden kaynaklanmaktadır: Yoksulluk, eşitsizlik, düzenlenmemiş piyasalar, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim engelleri. Biz de bu sorunları çözmeye odaklanmalıyız, çünkü bunlar yaşam tarzımıza yönelik gerçek tehditler. 

Günümüzde göçmenleri yasallaştırmayı kabul eden çok fazla hükümet yok. Ancak, genellikle düşündüğümüzden daha fazla insan bu fikri destekliyor. İspanya’da devam eden düzenleme çalışmaları, Katolik Kilisesi de dahil olmak üzere 900’den fazla sivil toplum kuruluşu tarafından desteklenen, vatandaşların öncülüğünde başlatılan bir girişim olarak başladı ve iş dünyası örgütleri ile sendikalardan da destek gördü. Daha da önemlisi, bu girişim halk tarafından sahipleniliyor: Yakın zamanda yapılan bir ankete göre, İspanyolların yaklaşık üçte ikisi göçün ülkemiz için bir fırsat veya bir gereklilik olduğunu düşünüyor.

MAGA tarzı liderler, ülkemizin bu kadar çok göçmeni kabul edemeyeceğini, bunun intihar niteliğinde bir hareket ve çökmekte olan bir ülkenin çaresizce yaptığı bir hamle olduğunu söyleyebilir. Bu liderlerin sizi kandırmasına izin vermeyin. İspanya hızla büyüyor. Ekonomimiz, üç yıldır üst üste, Avrupa’nın en büyük ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomi oldu. Avrupa Birliği’nde yaratılan her üç yeni işten neredeyse birini biz yarattık ve işsizlik oranımız yaklaşık yirmi yıldır ilk kez yüzde 10’un altına düştü. İşçilerimizin satın alma gücü de artarken, yoksulluk ve eşitsizlik seviyeleri 2008’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Bu refah, İspanyol vatandaşlarının sıkı çalışması, AB’nin ortak çabası ve göçmenleri gerekli partnerler olarak gören kapsayıcı bir programın sonucu. 

Bizim için işe yarayan şeyler, başkaları için de işe yarayabilir. Liderlerin, hepimizin karşı karşıya olduğu ikilemi vatandaşlarına açıkça anlatma zamanı geldi. Batılı ülkeler olarak, kapalı ve yoksul toplumlar mı, yoksa açık ve müreffeh toplumlar mı olacağımızı seçmeliyiz. Önümüzde iki seçenek var: Büyüme ya da gerileme. Büyüme derken de sadece maddi kazançtan değil, manevi kalkınmamızdan da bahsediyorum.

Hükümetler, aşırı sağın sıfır toplamlı düşüncesini benimseyip izolasyon, kıtlık, bencillik ve gerilemeye yönelebilirler. Ya da zorlukları olsa da tam da yüzlerce yıldır toplumlarımızın gelişmesini sağlayan bu gücü kontrol altına alarak bundan fayda sağlayabilirler. 

Bence hangisini seçmek gerektiği açık. Refahımız ve insan onurumuz için diğerlerinin de bu yolu izlemesini umuyorum.

 

 

 

 

HABERE YORUM KAT