1. YAZARLAR

  2. İSMAİL CEYRAN

  3. Görüngü dünyasında örtülen hakikat
İSMAİL CEYRAN

İSMAİL CEYRAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Görüngü dünyasında örtülen hakikat

08 Şubat 2026 Pazar 10:45A+A-

Günümüz insanı bilgi eksikliğinden değil, hakikatle bağını koparmış olmaktan mustariptir. Mesele cehalet değil; cehaletin organize edilmesidir. Hakikat yok edilmemiştir; zira hakikat yok edilemez. Fakat görünmez kılınmış; gürültünün, hızın ve görüntünün arkasına itilmiştir. Enformasyon çoğalmış, kelimeler yığılmış ve bununla birlikte anlam geri çekilmiştir. İnsan konuşur hâle gelmiş, fakat söz söyleyemez duruma düşmüştür.

İnsan, çoğu zaman hakikatle arasında teorik bir tercihle mesafe koymaz, ondan yorgunlukla uzaklaşır. Geçim telaşı, statü kaygısı, görünür olma arzusu, beğenilme ihtiyacı… Kalbi kuşatan bu ince perdeler, insanı inkâra sürüklemeden de hakikatten mahrum bırakabilir. Böylece kişi, yanlış bir hayat yaşadığını fark etmeden ömrünü tüketir. İçinde sürekli eksilen bir anlam, tarif edemediği bir sıkışma ve susturamadığı bir boşluk taşır. Hakikat çağırır fakat çağrı gürültüye çarpar. İnsan o zaman, kendini kaybettiğini anlamasın diye daha çok oyalanır, daha çok hızlanır, daha çok konuşur.  Kurtuluş, kalbin yönünü yeniden tayin edebilmekte tecelli eder. İnsan hangi istikamete yüzünü dönerse, hayatı da oraya akar. Kalp hakikate çevrildiğinde dağınık parçalar toplanır, anlam yerini bulur ve varlık sahibinin çağrısına cevap veren bir imkâna dönüşür.

Modern dünya, hakikati inkâr ederek değil, işlevsizleştirerek yönetir. Hakikat bir ölçü olmaktan çıkarılır; yerine üretilmiş gerçeklikler, simülasyonlar ve algılar ikame edilir. Böyle bir düzende kitle, sorumluluk taşıyan toplumsal özne değil; yönlendirilen, tüketen ve tekrar eden bir kalabalıktır. Çok paylaşır ama şahitlik etmez. Çok konuşur ama hakikatin çağrısına kulak vermez. Çünkü hakikat, sessizlik ve hesap bilinci ister. Aklın mutlaklaştırılması hakikati yüceltmez; insanı ilahlaştırır. Oysa akıl, hakikati inşa etmek için değil, hakikate teslim olmak için verilmiştir. Akıl, vahyin önüne geçtiğinde hikmet üretmez; kibir üretir. İnsan yalnızca bilmekle değil, amel etmekle var olur. Bugün dolaşıma sokulan bilginin büyük kısmı ilim değildir; bağlamından koparılmış, sorumluluk üretmeyen enformasyondur. İlim ise insanı dönüştüren, onu varlık karşısında edebe çağıran bir duruştur. İslam ahlakı insan onurunu pazarlık konusu yapmaz. Masumun hakkı, güce ve servete göre şekil almaz. Çocuğun, kadının, mazlumun dokunulmazlığı; hukuki bir lütuf değil, ilahi bir emirdir. Ahlaksızlık bireysel bir sapma olarak sunulduğunda, sistem kendini temize çıkarır. Oysa ahlaksızlık çoğu zaman toplumsal çürümenin kurumsallaşmış hâlidir. Din, bu yüzden yalnızca inanç değil; hesap, sorumluluk ve adalet çağrısıdır. Gizli-açık her fiilin kayda geçtiği bir bilinçtir.

Özgürlük, ahlaki sorumluluktan koparıldığında özgürlük olmaktan çıkar; güçlünün tahakküm aracına dönüşür. Hevânın yönettiği tercih, irade değildir. Din, insanın iradesini baskı altına almaz; onu arındırır. Özgürlük, her istenileni yapabilmek değil; hakikate uygun yaşayabilme kudretidir. Nefsin değil, hakikatin rehberliğinde yürüyebilmektir. Batı, kendi tarihsel tecrübelerini evrensel normlar ilan etmiş; yalnızca teknoloji değil, bir yaşam biçimini ve varlık tasavvurunu da ihraç etmiştir. Bu dayatma, çoğu zaman ilerleme söylemiyle meşrulaştırılmıştır. Oysa din, beşerî ölçülere sığdırılamaz. Hakikat, ölçülemez; ona teslim olunur. Vahiy, çağlara göre şekil alan bir metin değil; çağları şekillendiren ilahi hitaptır.

Bugün yapılması gereken yeni kavramlar icat etmek değildir. Yapılması gereken, hakikatin bizi yeniden inşa etmesine izin vermektir. Din, ameli ahlaka; ahlakı adalete; adaleti insanın kendisiyle ve Rabbiyle barışına dönüştüren ilahi bir imkândır. Kur’an ve sünnet rehberliğinde yaşanan hakikat, insanı simülasyonun, algının ve sahte özgürlüklerin tuzağından çıkarır. Çünkü hakikat, ancak yaşandığında açığa çıkar ve insan, ancak hakikate teslim olduğunda gerçekten insan olur.

 

YAZIYA YORUM KAT