Anlamak iyileştirir: Psikoterapinin sessiz hâli

Psikoterapi çoğu zaman bir oda, iki sandalye ve bir uzmanın sorduğu sorular olarak düşünülür. Oysa psikoterapi bundan çok daha geniş bir anlam taşır. Psikoterapi, insanın neden böyle davrandığını anlamaya yönelik bir çabadır. Yargıdan önce bağlamı görme, tepki vermeden önce hikâyeyi duyma disiplinidir. Ve bu yüzden bu kadar önemlidir; çünkü insan anladığında rahatlar.
Uzun ve stresli bir iş gününün ardından eve dönüyorsun. Yorgunsun. Zihnin hâlâ işte. Otobüste cam kenarına geçip başını yaslıyorsun. Ya müzik dinliyorsun ya da kitap okuyorsun. Kendi içine çekilmişsin.
Bir durakta üç çocuklu bir baba biniyor. Daha araç hareket etmeden çocuklar bağırmaya, zıplamaya, sağa sola koşmaya başlıyor. Gürültü artıyor, arada sana çarpıyorlar. Baba ise sanki orada değilmiş gibi. Ne bir uyarı ne bir müdahale.
Zihninden düşünceler geçiyor:
“Nasıl bir baba bu?”
“Hiç mi çocuklarını eğitmemiş?”
“Bu kadar sorumsuzluk olur mu?”
Sonunda patlıyorsun:
“Beyefendi, çocuklarınıza dikkat eder misiniz?”
Baba başını kaldırıyor ve sakin bir sesle cevap veriyor:
“Haklısınız, kusura bakmayın. Dün eşimi kaybettik… Çocuklar da annelerini.”
O an her şey değişiyor. Aynı çocuklar, aynı gürültü… Ama sen artık başka bir şey görüyorsun. Donup kalıyorsun ve bu kez sen özür diliyorsun. İşte o an, farkında olmadan bir psikoterapi yaşanıyor. Çünkü davranışın arkasındaki hikâyeyi görüyorsun.
Davranış Görünürdür, Hikâyesi Çoğu Zaman Gizlidir
Çoğu davranışın mutlaka bir nedeni vardır. Yaşanmışlıklar, travmalar, kayıplar… Hatta doğum sırası bile; ilk çocuk olmak, ortanca olmak ya da en küçük olmak, insanın dünyayla kurduğu ilişkiyi etkiler.
Bazen mesele psikolojik değil, biyolojiktir. Örneğin Morbus Pick gibi hastalıklarda kişi, belirli bir yaştan sonra küfretmeye, sınır tanımamaya, sosyal kuralları hiçe saymaya başlar. Toplum bunu çoğu zaman ahlaki bir bozulma gibi okur. Oysa ortada bir karakter sorunu değil, beynin ön bölgelerinde oluşmuş bir hasar vardır. Biz sonucu görürüz; nedeni ise gözden kaçar.
Mizaç: Değişmeyen Çekirdek, Değişen Hayat
Her davranışı yalnızca yaşantılarla açıklamak da eksiktir. Çünkü insanın bir de doğuştan getirdiği mizaç yapısı vardır. Mizaç, düşünce, duygu ve davranışların temelinde yer alan, değişmeyen yapısal çekirdektir.
Eğer mizaç bir çekirdek ise, kişilik o çekirdeğin ağaç olmuş hâlidir. Ebeveyn, eğitim, kültür, yaşanan olaylar ve travmalar bu ağacın toprağı, suyu ve iklimidir. Çekirdek aynı kalır; ama çevre değiştikçe ortaya çıkan ağaç da değişir.
Bu nedenle iyi ya da kötü mizaç yoktur; farkındalık vardır. Nasıl ki bir elma çekirdeğinden portakal beklemiyorsak, bir insanın mizacından da onun için imkânsız olanı beklememeliyiz. Bir kaplumbağadan tavşanın çevikliğini bekleyemeyiz. Ama kaplumbağanın daha temkinli, daha dayanıklı ve daha kararlı olduğunu biliriz. Mesele herkesi tavşan yapmak değil, kaplumbağanın gücünü fark edebilmektir.
Mizaç Bilgisi İnsanı Okumayı Öğretir
Bir insanın mizacını bildiğimizde, onun davranış ve tutumlarının altında yatan temel arayışı, hayattaki ana ve ara hedeflerini, algı ve dikkat önceliklerini, nereden ve nasıl motive olduğunu, olaylara hangi pencereden baktığını ve verdiği tepkilerin anlamını ve amacını daha doğru okuyabiliriz.
Böylece “Neden böyle yaptı?” sorusundan,
“Bu davranışla neyi koruyor, neye ulaşmaya çalışıyor?” sorusuna geçeriz.
Farkındalık tam da burada başlar.
İnsanlar kendi mizacını alt, orta ve üst düzeylerde yaşayabilir. Alt düzeyde dürtüsellik ve savunma hâkimdir; orta düzeyde uyum; üst düzeyde ise denge, bilinç ve olgunluk. Hedef, mizacı değiştirmek değil, onu en üst seviyede yaşayabilmektir.
Sonuç Yerine: Yargıdan Anlayışa
Bu nedenle “çocuklar böyledir”, “ergenler şöyledir”, “kadınlar…”, “erkekler…” gibi genellemeler çoğu zaman eksik ve hatalıdır. Asıl soru şudur: Hangi çocuk? Hangi ergen? Hangi kadın? Hangi erkek?
Psikoterapi, yalnızca bir terapi odasında yapılan teknik bir süreç değildir. Bazen bir otobüste, bazen tek bir cümlede, bazen de derin bir sessizlikte gerçekleşir. İnsanı iyileştiren şey çoğu zaman çözüm değil; anlaşıldığını hissetmektir.
Ve çoğu zaman başkasını anlamak, insanın kendisini de iyileştirir.







YAZIYA YORUM KAT