1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Zihin Hücrelerini Öldürücü Atatürk Kültçülüğü ve Koronavirüs
Zihin Hücrelerini Öldürücü Atatürk Kültçülüğü ve Koronavirüs

Zihin Hücrelerini Öldürücü Atatürk Kültçülüğü ve Koronavirüs

Atatürk kültçülüğünün zihin hücrelerini öldürücü, düşünceyi dumura uğratıcı bir virüs olduğunu söyleyen Doğan, koronavirüs gündeminde de bu Atatürkçü bakışa yakinen maruz kaldığımızı belirtiyor.

23 Mart 2020 Pazartesi 12:59A+A-

KARAR / Mehmet Doğan

Atatürk kültçüleri, CHP’ciler ve virüs

Sosyal medyada korona belâsından Atatürk sayesinde kurtulacağımıza dair mesajlar yayılıyor. Altına da “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”, yazılıyor. Tabiî Atatürk veya Anıtkabir resmi de ihmal edilmiyor. 

“En sahte mürşit” nedir peki? El cevap: “Atatürk kültçülüğü”dür. 
Türkiye’de pozitivizmi Atatürk resmen yükseltmeye çalıştı. Bu vecizenin bütününü okumak lâzım “Hayatta en hakiki mürşit müsbet ilimdir, fendir.”
Tabiî vecizeyi DTCF (Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi) binasının alnına yazarken “müsbet” kelimesinde tasarrufa gidilmiştir. Çünkü bu fakülte sosyal ‘ilim’lerle ilgilidir. Hiçbir müsbet ilim dalı burada öğretilmez!

“Müsbet ilim” deyip duruyoruz. Bu bir de “menfî ilim” olduğu düşüncesini çağrıştırıyor. Bir anlamda DTCF’de okutulan ilimler “menfî” ilimlerdir!
Yok mu bunun Türkçesi? Müsbet, yalın anlamıyla düşünülürse, “olumlu” demektir. Ama kimse “olumlu ilim” demiyor. Buradaki müsbet ilim, deneye dayanan ilim demektir. Bu durumda ya tecrübî ilim diyeceğiz ya da deneyli/deneysel ilim. 
CHP’nin televizyonunda, “iktidar partisinin seçmeni yaşlı, sonuçta en çok o parti etkilenecek” deyu bir hanımcağızın göbek atmadığı kalmış. Bu sevindiriklik hangi iz’anla izah edilebilir? Buna CHP’lilik değil, cehepecilik demek lâzım! Bu iz’ansızlığı da kültçülükte aramamız gerekiyor. 
Tecrübî ilim dedik de Sabunî’nin “Mücerrebname”si neyin nesi? 
Mücerreb, “tecrübe edilmiş” demek. Amasyalı meşhur tabip Şerafeddin Efendi, tecrübelerinden yola çıkarak böyle bir eser yazmış. Hay Allah! Pozitivizm 19. Yüzyılın işi, Sabunî 15. Asırda yaşamış. 

Su durumda, ilk pozitif ilimcimiz Sabunî! Atatürk’ün 7 ceddinden önce!
Adam üşenmemiş, deneylerinin resmini yapmış (veya bir nakkaşa çizdirmiş). Hepsi de sakallı, şarıklı, cübbeli, şalvarlı. Anlayacağınız, pozitif ilimde yeri olmayan adamlar! 

Salgın hastalıklardan kurtulmanın yolunu da şöyle anlatmış:
Ellerini onat yu/Ellerini doğru, iyi yıka.
Galebeliğe girme/Kalabalığa girme.
Selâmı uzakça vir/Uzaktan selâm ver.
Eyi yi vü eyi iç/İyi ye ve iyi iç, yani iyi beslen.
Haste isen yativir/Hasta isen yatıver!
Taşrada yüzün ört/Dışarıda yüzünü ört!
Biiznillah nesne dokunmaz/Allahın izniyle, bir şey dokunmaz!
Dönelim “kültçülük virüsü”ne… Atatürkçülük ideoloji olarak 1990’larda, 28 Şubat döneminde bitti. 28 Şubatçılar son bir gayretle atatürkçülüğü hayata döndürmeye çalıştılar, sonuç değişmedi. 20. Yüzyılın ilk çeyreğinin ideolojisi ile bugünün meselelerine çözüm getirmek, en önce Atatürk’ün vecizesine aykırı. Atatürkçülük ideolojisinin bittiği, 2002 seçimlerinden halkın oyuyla netleşti. Fakat bu iflah olmazlar, ideolojik saldırılarını devam ettirdiler. 2007 seçimleri mağlubiyet ideolojisinin sonunu ilan etti. 

Peki şimdiki ne? Şimdiki Atatürk kültçülüğü! Tanrısal bir Atatürk sembolü oluşturuluyor. Buna düpedüz “kült” denir. Atatürk kültünün merkezi Anıtkabir. O yüzden ha bire oradaki turnikeleri çevirmeye çalışıyorlar. Her yerde onu temsil eden heykeller, büstler, köşeler var. Okullar bu kültçülüğün bulaştırma (infecte) alanı. Son olarak evlerde Atatürk köşesi oluşturma hamlesi dikkat çekici. Küçük bir Atatürk büstü, bazı kitaplar, resimler vs. Haydi bakalım, evinizin bir köşesini külte tahsis edin, her gün bağlılığınızı gösterin! 

Kimse Atatürk’ün ne yaptığını, neyi neden yaptığını araştırmıyor. 
Mesela şimdi ben desem ki, “Ey ahali, anayasa demek Kur’an’daki naslar, hükümler demektir” bu hırbolar hemen saldırırlar. 
“Anayasa Kur’an’daki naslardır” diyen de Atatürk (bakınız: Balıkesir Hutbesi), dine ve Kur’an’a karşı burada yazmayı uygun bulmadığımız cümleleri kuran da o. Tabiî arada zaman var, konjonktür meselesi var. 
Sebebini araştıran bir Atatürk kültçüsü gördünüz mü? 
Onlar araştırmazlar, bilmek istemezler. Türkiye’de pozitif ilim kavramına en uzak düşenler Atatürk kültçüleridir. Bir pozitif ilimci asla kabirlerden medet ummaz. Bunlar gerçek pozitivist olsalar, Atatürk kültçüsü olmazlar zaten. Bu ülkede müsbet ilime en büyük düşmanlık Atatürk kültçülerinden geliyor, işte son korona vakasında da bu görüldü! 

Atatürk kültçülüğü zihin hücrelerini öldürücü, düşünceyi dumura uğratıcı bir virüs. Her zaman maruz kalma tehlikesi var! Beyin hücrelerinize sirayet etmeden, tedbirinizi alın!

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

6 Yorum