
“Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur”
“Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Bunların her biri bir yörüngede (felekte) yüzmektedir.”

“Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Bunların her biri bir yörüngede (felekte) yüzmektedir.” (Enbiya: 33)
Gece ve gündüz evrensel iki mucizedirler. Güneş ve ay insanın yeryüzündeki hayatı ile bütün hayatı ile sağlam ilişkileri bulunan önemli iki gök cismidirler. Gece ve gündüzün dönüşümü, güneş ve ayın hareketleri, hem de bir kez bile şaşmayan bir dikkatle, bir an bile duraksamayan bu süreklilikle. Evet bunlar üzerinde düşünmek, insan kalbini yasalar sisteminin birliğini, iradenin birliğini, her şeye gücü yeten ve her şeyi yönlendiren yaratıcının birliğini kavramaya iletecek son derece önemli etkenlerdir.
Evet O Allah geceyi de, gündüzü de, ayı da, güneşi de yaratandır. Bunların sahibi ve yaratıcısı da Allah’tır. O zaman insanlara ne kaldı? Hayır hayır, onlara tek bir şey kaldı, o da böyle bir Allah’a teslimiyet, böyle bir Allah’a kulluk. Göklerin ve yerin, göktekilerin ve yerdekilerin, arzın ve semanın, gecenin ve gündüzün, ayın ve güneşin, tüm varlıkların teslim olup boyun büktükleri böyle bir Rabbe insanlar da teslim olup, boyun büküp, kulluk etmek zorundadırlar.
Evet tüm varlıklar Allah’ın belirlediği bir programı yaşarlar, uygularlar. Bu varlıkların tamamı böyle iken sadece insanlar Rablerinin bu dünyada imtihan gereği kendilerine verdiği iradeleriyle isterlerse Allah’ın yarattığı dinini, Allah’ın kendileri için belirlediği hayat programını kabul ederler, istemezlerse de reddederler. Diğer varlıklardan farklı yaratmıştır Rabbimiz insanları. Kul olmaya da, isyan etmeye de iradeleri vardır. Öyleyse tüm varlıklar Rablerinin kendileri için belirlediği programını icra edip dururlarken isterlerse insanlar Rablerine kulluğu terk etsinler. İsterlerse Rablerine isyana yönelsinler. Bu, insanların kendi kendilerini ateşe atmaktan başka Allah’a hiçbir zarar veremez.
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî’nin bu ayete getirdiği temel yorumlar şu şekildedir:
1. "Gök Cisimlerinin Yüzmesi" ve Akıl Sahibi Varlık Kipi ile zikredilmeleri
Ayetin sonunda yer alan ve "yüzmektedirler" anlamına gelen يَسْبَحُونَ (yesbehûne) fiili, Arapçada dişil veya cansız varlıklar için kullanılan kalıptan değil; akıl sahibi çoğul erkek şahıslar (müzekker-âkil) için kullanılan kalıptan seçilmiştir.
Zemahşerî bu edebi seçimi şöyle açıklar:
Güneş, ay, gece ve gündüz aslında cansız varlıklardır. Ancak onlar, tıpkı akıllı ve iradeli varlıklar gibi kendilerine çizilen sınırları hiç şaşmadan, tam bir itaatle yerine getirirler.
Gökyüzündeki bu kesintisiz, nizamlı hareket ve adeta "görev bilinci", onları akıl sahibi varlıkların konumuna yükseltir. Kur'an da bu harika nizamı vurgulamak için onlara akıllı varlık kipiyle hitap ederek belagatin en üst seviyesini sergiler.
2. "Felek" ve "Yüzme" (Sebh) Kavramlarının Analizi
Zemahşerî'ye göre buradaki felek, gök cisimlerinin içinde döndüğü dairesel yörüngeler veya düzlemlerdir. Dönme hareketinden dolayı bu ismi almıştır.
Yüzme (سَبْح - Sebh): Bu kelime aslen suda hızlıca akıp gitmek, hareket etmek demektir. Zemahşerî, yıldızların ve gezegenlerin boşluktaki hareketinin akıcı bir yüzmeye benzetilmesini, onların hiçbir engele takılmadan, sürtünmeden ve pürüzsüzce kendi yörüngelerinde akıp gitmelerini tasvir eden harika bir istiare olarak görür.
3. Tevhid ve Kozmolojik Delil (Gaye ve Nizam)
Zemahşerî, evrendeki bu nizamın doğrudan tek bir yaratıcının varlığına ve birliğine (tevhid) işaret ettiğinin delili olarak açıklar. Gece ile gündüzün birbirini izlemesi, güneş ve ayın birbirinin sınırlarına tecavüz etmeden akıp gitmesi, tesadüfle açıklanamayacak kadar büyük bir kudretin eseridir. İnsanların bu göksel koridorlara bakarak Allah'ın birliğini idrak etmeleri gerekir.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ



HABERE YORUM KAT