
Evet önderlerimizden Zekeriya (a.s) da bir başka dua konusuyla Rabbine dua ediyor ve diyordu ki: Ey Rabbim, beni evlâtsız, beni varissiz tek başıma bırakma. Bana bir vâris ver. Ama ilmin, takdirin, buyruğun gereği bana bir vâris vermesen de aldırmam. Çünkü ben biliyor ve inanıyorum ki sen varislerin en hayırlısısın diyordu. Evet önce dua dua yalvarıp yakararak bir evlât istiyor, sonra da işini teslimiyetle Allah’a havale ederek, sen bâkî kalacak mirasçımsın diyordu.
Zekeriya (a.s)nın evlât arzusunun hedefi; bu evlât kendi dinine, kendi inancına, kendi yoluna vâris olsun ve bu yolunu devam ettirsin. İstiyordu ki bu evlât kendi yolunu, kendi sünnetini, kendi risâletini devam ettirsin.
Dikkat ediyor musunuz Allah’ın elçisinin evlât istemedeki hedefine, niyetine? İşte evlât böyle istenir. İşte vâris bunun için istenir. Malıma mülküme, dükkanıma tezgahıma sahip olsun diye, param pulum el âleme kalmasın diye, ihtiyarladığım zaman bana yardımcı olsun diye, adımı sürdürsün diye değil. Bana hizmet etsin diye değil. Benim dinimi sürdürsün diye, benim yolumu, benim dâvâmı takip edip sürdürsün diye istenir evlât.
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî, ünlü tefsiri el-Keşşâf’ta bu ayeti hem edebi-belâğat yönüyle hem de peygamberî edep (edebü'd-duâ) açısından ele alır:
Zemahşerî, "ferden" kelimesini "kendisine halef olacak, dinî sorumlulukları ve peygamberlik mirasını sürdürecek bir çocuktan/vâristen mahrum" anlamında açıklar. Hz. Zekeriya’nın çocuk istemesinin sebebi, dünyalık bir soy devam ettirme arzusu veya mal biriktirme sevdası değildir. Bilakis kendi vefatından sonra dinin, vahyin ve irşad vazifesinin ehil olmayan kişilerin eline geçmesinden endişe etmesidir.
"Ve Ente Hayru'l-Vârisîn" (Sen Vârislerin En Hayırlısısın) Cümlesindeki Nüans:
Zemahşerî, cümlenin bu son kısmına özel bir vurgu yapar. Hz. Zekeriya bir evlat isterken, talebinin hemen ardından Allah'ı "en hayırlı varis" olarak nitelendirmiştir. Zemahşerî’ye göre bu ifadenin sunduğu derin anlamlar şunlardır:
İhlas ve Edep: Hz. Zekeriya, "Eğer bana bir çocuk bağışlamazsan da Sen zaten her şeyin gerçek sahibisin ve Sen bana yetersin" diyerek mutlak teslimiyetini bildirir.
Tevhit Vurgusu: İnsanların kalıcı varisler olmadığını, asıl ve baki olan varisin yalnızca Allah olduğunu kabul ederek duasına tevhit mührü vurur.
Talepte Ölçü: Dünyevi bir istekte bulunurken dahi Allah’ın yüceliğini tenzih etmenin ve O’na övgüde bulunmanın (senâ) duanın kabul şartlarından biri olduğunu gösterir.
Peygamberî Nezaket ve İtimat:
Zemahşerî, Hz. Zekeriya'nın bu üslubuyla Rabbinin takdirine tam anlamıyla razı olduğunu bildirdiğini ifade eder. Nitekim bir sonraki ayette (Enbiyâ 90) Allah onun bu samimi ve edepli duasını kabul ederek eşini şifaya kavuşturmuş ve Hz. Yahya’yı ihsan etmiştir.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ

