1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. YORUM

  4. Yapay zekâ konusunda İslami etik ve fıkıh yaklaşımı -2
Yapay zekâ konusunda İslami etik ve fıkıh yaklaşımı -2

Yapay zekâ konusunda İslami etik ve fıkıh yaklaşımı -2

Belirli yapay zekâ uygulamalarına izin vermenin daha büyük zararlara yol açması mümkünse, bu zararlar anlık veya kesin olmasa bile, İslam hukuku bunları önleyici olarak kısıtlayabilir.

20 Haziran 2026 Cumartesi 10:57A+A-

Dr. Mohamed AbuTaleb, Kenan Alkiek, Sh. Suleiman Hani, Dr. Mohammed Ansari, Sh. Umer Khan / Yaqeen Institute

Çeviri: Barış Hoyraz – Haksöz Haber

 

2. BÖLÜM

Yapay zekâ etiği için Muvâzenât Fıkhı çerçevesi

Otorite, sorumluluk ve kimlik gibi konular, yapay zekânın etik zorluklarının nadiren basit olduğunu göstermektedir. Faydalar ve zararlar genellikle birbirinden ayrılamaz ve dengesiz bir şekilde dağılmıştır. Bunları parça parça ele almak, gerçek sonuçları şekillendiren ödünleşimleri gözden kaçırma riskini doğurur. İslam hukuku, bu tür durumlar için hâlihazırda ilkesel bir yöntem sunmaktadır: Muvâzenât Fıkhı, birden fazla menfaatin söz konusu olduğu durumlarda çelişen hususları tartmak ve sonuçları değerlendirmek için İslam hukuk bilimi içinde yer alan metodolojik bir çerçevedir.18

Muvâzenât Fıkhı, çelişen menfaatler (masalih) ile zararlar (mefsedet) arasındaki gerilimleri çözmeye yönelik sistematik bir yaklaşımı temsil eder ve bu yaklaşım, klasik metinlerde ele alınmamış yeni teknolojik zorlukları ele alırken özellikle değerlidir.19

İbn el-Kayyim’in ifade ettiği gibi, “Şeriat’ın temeli hikmet ve insanların bu dünyada ve ahiretteki çıkarlarının korunmasıdır. Şeriat, bütünüyle adalet, merhamet, fayda ve hikmettir.”20

Bu çerçeve, aynı teknolojik kapasite içinde faydaların ve zararların bir arada bulunduğu yapay zekâ uygulamalarını değerlendirirken hayati önem kazanmaktadır.

Yapay zekâ etiğinde dengeleme (muvâzenât) tipolojileri

Muvâzenât Fıkhı çerçevesi, akademisyenlerin yapay zekâ uygulamalarını değerlendirirken göz önünde bulundurmaları gereken üç farklı muvazana türünü tanımlamaktadır. Bu tipolojileri anlamak büyük önem taşımaktadır, çünkü yapay zekâ teknolojileri nadiren açıkça iyi olan ile açıkça zararlı olan arasında basit bir seçim sunmaktadır. Bunun yerine, genellikle birden fazla faydanın öncelik için rekabet ettiği, kaçınılmaz zararların en aza indirilmesi gereken ya da en yaygın olarak, faydaların ve zararların aynı teknoloji içinde ayrılmaz bir şekilde iç içe geçtiği karmaşık senaryolar içermektedir.

1. Maslahatların dengelenmesi (muvâzenetü'l-masâlih)

Bu tür bir dengeleme, birden fazla faydalı yapay zekâ uygulamasının sınırlı kaynaklar, ilgi veya uygulama önceliği için rekabet ettiği durumlarda ortaya çıkar. Örneğin, bir Müslüman eğitim kurumu, öğrenci başarılarını önemli ölçüde artırabilecek yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş öğrenme sistemlerine yatırım yapmakla, İslam kültürel mirasının korunmasına yardımcı olabilecek yapay zekâ destekli Arapça dilini koruma araçları arasında seçim yapmak zorunda kalabilir. Her ikisi de meşru İslami amaçlara, yani eğitime (taʿlim) ve dini bilginin korunmasına (hifz al-din) hizmet eder, ancak sınırlı bütçeler her ikisinin aynı anda gerçekleştirilmesini engelleyebilir.

İslam hukuk geleneği, bu tür durumlar için net ilkeler sunar. Kaynaklar sınırlı olduğunda, farz (vacib) tavsiye edilen (mendub) olanın önüne geçer; toplumsal yükümlülükler (farzı kifaye) genellikle bireysel yükümlülüklerden (farzı ayn) daha ağır basar ve daha geniş nüfusu etkileyen faydalar, daha az kişiye fayda sağlayanlara göre öncelik kazanır.21

Bu ilkeleri yapay zekâya (YZ) uygularken, akademisyenler şu faktörleri göz önünde bulundurmalıdır: Hangi teknoloji daha temel amaçlara (makasıd) hizmet eder? Hangisi toplumun daha acil ihtiyaçlarını karşılar? Hangisinin uzun vadede olumlu etki oluşturma potansiyeli daha yüksektir?

2. Zararların dengelenmesi (muvazanat al-mafasid)

Bazen koşullar, her ikisinden de kaçınmanın imkânsız olduğu iki zararlı sonuç arasında bir seçim yapılmasını gerektirir. Bu tür durumlarda İslam hukuku, genel zararı en aza indirmek için daha az kötü olanı seçmeyi şart koşar. Peygamberimiz ﷺ, dini açıdan tercih edilebilir olmasına rağmen Kâbe’nin orijinal temelleri üzerine yeniden inşa edilmemesini tavsiye ederek bu ilkeyi örnekle açıklamıştır; zira bu, yeni Müslüman olmuş kişilerin imanına zarar verebilirdi.22

Yapay zekâ bağlamında yüz tanıma teknolojisini ele alalım. Kolluk kuvvetleri, bu teknolojinin kayıp çocukların bulunmasına ve terörün önlenmesine yardımcı olduğunu, yani canı korumak (hifz el-nefs) açısından açık faydalar sağladığını savunur. Ancak aynı teknoloji, Çin’in Uygurlara yönelik muamelesinde de belgelendiği üzere, Müslüman azınlıklara zulmetmek için kullanılan kitlesel gözetlemeyi mümkün kılar.23

Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülke, bu tür teknolojileri tamamen yasaklamak (bu da meşru güvenlik ihtiyaçlarını potansiyel olarak engelleyebilir) ile kötüye kullanım riskini göze alarak izin vermek arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsa, akademisyenler hem bireysel mahremiyete hem de toplumsal güvenliğe yönelik genel zararı en aza indiren seçeneğin hangisi olduğunu belirlemelidir.

3. Yarar ve zararların dengelenmesi (muwazanat al-masalih wa-l-mafasid)

Bu en karmaşık dengeleme türü, aynı yapay zekâ uygulamasının birbirinden ayrılamayacak şekilde hem yarar hem de zarar ürettiği durumları ele alır. Kur’an’ın içki ve kumar konusundaki yaklaşımı klasik bir örnek teşkil eder: “Sana şarap ve kumar hakkında sorular soruyorlar. De ki: ‘Bunlarda büyük günah ve insanlar için [bazı] faydalar vardır. Ancak günahları, faydalarından daha ağır basar.’”24

Bu ayet, İslam hukukunun niteliksel olarak farklı hususları, yani faydaları ve zararları tartabileceğini ve kesin sonuçlara varabileceğini ortaya koymaktadır.

Çoğu yapay zekâ uygulaması bu kategoriye girer. Örneğin, sosyal medya algoritmaları Müslümanların dünya çapındaki âlimlerle bağlantı kurmasına, İslami bilgiye erişmesine ve topluluk ağları oluşturmasına yardımcı olur; bunlar dini uygulamalar açısından önemli faydalar sağlar. Aynı zamanda, bu algoritmalar bağımlılığı teşvik edebilir, İslam hakkında yanlış bilgiler yayabilir ve kullanıcıları zararlı içeriğe maruz bırakabilir. Faydalar ve zararlar, aynı temel teknolojiden kaynaklanır ve kolayca birbirinden ayrılamaz.

Uygulamalı muvazanat analizi için temel koşullar

Bilim insanlarının ve kurumların fıkh el-muvazanat’ı yapay zeka etiğine etkili bir şekilde uygulayabilmeleri için beş temel koşulun yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu koşulların her biri, klasik usul el-fıkh’ta köklü bir geçmişe sahiptir. Ancak bunların muvazanat’ın beş koşulu olarak bir araya getirilmesi, sabit bir klasik sınıflandırmadan ziyade çağdaş bir sistematizasyondur. Bu koşullar, bir bütün olarak bu disiplinin üzerine inşa edildiği temel dayanakları temsil etmektedir. Bu koşulların göz ardı edilmesi, çıkar dengeleme sürecine etkin bir şekilde katılmayı son derece zorlaştırır,25 ve bu çerçeveyi günümüzün teknolojik zorluklarına uygulamak isteyenler için her bir koşulu anlamak hayati önem taşır.

1. İslam hukukunun amaçlarının (Makâsıd-ı Şerîa) ve hukuki ilkelerin değerlendirilmesi

Makâsıd-ı Şerîa, İslam hukukunun insanlık için gerçekleştirmeyi amaçladığı üst düzey hedef ve amaçları ifade eder. Klasik âlimler, şeri’anın korumayı amaçladığı beş temel hedef belirlemişlerdir: din, can, akıl, nesil ve mal.26 Bunlar yalnızca soyut kavramlar değil, hem bireysel hem de toplumsal refah için korunması gereken temel insani çıkarları temsil eder.

Bu amaçları anlamak, yapay zekâ uygulamalarını değerlendirmek için gerekli değerlendirme çerçevesini sağlar. Örneğin, yapay zekâ tabanlı bir tıbbi teşhis sistemini değerlendirirken, bu sistemin hayatın korunmasına (hifz el-nefs) nasıl hizmet ettiğini göz önünde bulundururuz. Yapay zekâ tarafından üretilen eğitim içeriğini değerlendirirken ise, bunun insan aklının korunması ve geliştirilmesi (hifz el-ʿakl) üzerindeki etkisini inceleriz. Bu hiyerarşik çerçeve, âlimlerin hangi faydalara öncelik vereceklerini ve hangi zararları önleyeceklerini belirlemelerine yardımcı olur.

Buna ek olarak, akademisyenler karar verme sürecine yön veren temel hukuki ilkeleri (Kavâid-i Fıkhiyye) iyice kavramalıdır. “Zararı önlemenin, faydayı sağlamaya öncelikli olduğu” (Der'ü'l-mefâsid mukaddemün alâ celbi'l-mesâlih) ilkesi, yapay zeka etiği açısından özellikle önemlidir. Bu, bir yapay zekâ uygulamasının faydalar sunsa da aynı zamanda önemli zarar riskleri taşıması durumunda, İslam hukukunun, faydalarından vazgeçmek anlamına gelse bile zararı önlemeye öncelik verdiği anlamına gelir. Örneğin, bir yapay zekâ sistemi eğitim sonuçlarını iyileştirebiliyor ancak aynı zamanda çocukları zararlı içeriğe maruz bırakma riski taşıyorsa, öncelik zararı önlemektir.

2. Etkili nedenin doğrulanması (Tahkîku'l-Manât)

Bu, günümüz yapay zekâ olgularının gerçekten klasik hukuki kategorilere girip girmediğinin doğrulanmasını gerektirir. İbn Teymiyye’nin vurguladığı gibi, bu süreç “iktidahın özü”dür ve yapay zekâ sistemlerinin salt araçlar (alat) olup olmadığının ya da yeni bir fıkıh yaklaşımı gerektiren özelliklere sahip olup olmadığının dikkatli bir şekilde analiz edilmesini gerektirir.27

Bu süreç aynı zamanda, İslam hukukunun bir konuyu nasıl ele alacağını belirleyen temel özelliklerin (manat) incelenmesini de içerir. Yapay zeka sistemleri için ilgili özellikler arasında karar verme sürecindeki özerklik derecesi, çıktıların öngörülebilirliği, zaman içinde davranışı değiştiren öğrenme yeteneklerinin varlığı ve programcının ne amaçladığı ne de öngörebileceği çıktılar ortaya çıkma olasılığı sayılabilir. Bu titiz analiz, klasik hükümlerin temelde yeni olgulara yanlış uygulanmasını önler.

3. Bağlam ve gerçekliği dikkate almak (fiqh al-waqiʿ)

Fiqh al-waqiʿ, kelime anlamıyla “gerçekliğin fıkhı” anlamına gelir ve değerlendirdiğimiz konunun fiili koşullarını, imkânlarını ve etkilerini anlamanın gerekliliğine işaret eder. İbn el-Kayyim, “Yaratılışın gerçekliğini [al-waqiʿ] ve dindeki yükümlülüğü [al-wajib] anlamayan kimse, Allah’ın kullarına ilişkin hükümlerini de anlayamaz” diye uyarmıştır.28

Yapay zekâ bağlamında bu, âlimlerin yapay zekânın gerçekte nasıl işlediğini, mevcut yeteneklerini ve sınırlarını, bireyler ve toplum üzerindeki gerçek dünyadaki etkilerini anlamadan anlamlı bir rehberlik sunamayacakları anlamına gelir.

Bu durum, ampirik araştırmalarla ve teknik bilgiyle ilgilenmeyi gerektirir. Örneğin, ChatGPT gibi büyük dil modellerinin yanıtları gerçek bir kavrayıştan ziyade istatistiksel örüntü eşleştirme yoluyla ürettiğini anlamak, bunların dini bağlamlarda kullanımını değerlendirmek için hayati önem taşır. Benzer şekilde, yapay zekâ eğitim verilerinde belgelenmiş önyargıların farkında olmak, yapay zeka uygulamalarındaki adalet ve hakkaniyet değerlendirmelerini doğrudan etkiler.

Fiqh al-waqiʿ ayrıca, yapay zekânın işlediği sosyal ve ekonomik bağlamların anlaşılmasını da gerektirir. Yapay zekânın benimsenmesi Müslüman topluluklardaki istihdamı nasıl etkiler? Yapay zekâ asistanlarının insan ilişkileri üzerindeki psikolojik etkileri nelerdir? Bu bağlamsal faktörler, yapay zekâ teknolojilerinin İslam hukuku açısından değerlendirilmesini önemli ölçüde etkiler. Sonuç olarak bu, güncel yapay zeka araştırmalarıyla ve etkilerine dair ampirik çalışmalarla sürekli olarak ilgilenmeyi gerektirir.

4. Sonuçları göz önünde bulundurma (iʿtibar al-maʾalat)

Iʿtibar al-maʾalat, eylemlerin veya hükümlerin olası sonuçlarını ve uzun vadeli etkilerini dikkatle değerlendirmek anlamına gelir. El-Şatibi, “eylemlerin sonuçlarını göz önünde bulundurmanın şeriatta yerleşik ve amaçlanan bir ilke olduğunu” belirtmiştir.29 Bu ilke, İslam hukukunda bir eylemin caiz olup olmadığının genellikle sadece eylemin kendisine değil, aynı zamanda eylemin yol açtığı sonuçlara da bağlı olduğunu kabul eder.

Yapay zekâ etiğinde bu, anlık fayda veya zararların ötesine bakarak uzun vadeli etkileri dikkate almak anlamına gelir. Örneğin, yapay zekâ destekli öğretim sistemleri anlık eğitimsel faydalar sağlayabilirken, akademisyenler potansiyel uzun vadeli sonuçları da göz önünde bulundurmalıdır: Bu sistemlerin yaygınlaşması, insan öğretmenlerin istihdamını azaltacak mı? Sadece bilgiyi değil, aynı zamanda hikmeti ve karakteri de aktaran öğretmen-öğrenci ilişkisini zayıflatabilir mi? Çocuklar yapay zekâya aşırı bağımlı hale gelerek bağımsız düşünme yeteneklerini zayıflatabilir mi?

Bu ileriye dönük analiz, Sedd-i Zerâi (zarara yol açan araçları engelleme) ilkesini de içerir. Belirli yapay zekâ uygulamalarına izin vermenin daha büyük zararlara yol açması mümkünse, bu zararlar anlık veya kesin olmasa bile, İslam hukuku bunları önleyici olarak kısıtlayabilir. Örneğin, mevcut yapay zekâ bağımsız olarak dini hükümler veremese bile, yapay zekâ tarafından üretilen dini içeriğe izin vermek, makinelerden manevi rehberlik almayı normalleştirebilir ve bu da gelecekte daha büyük zararlara yol açabilir.

5. Öncelikler Hukuku’nun (Fıkhu'l-Evleviyyât) Oluşturulması

Fıkhu'l-Evleviyyât, birden fazla yükümlülük, fayda veya zararın dikkat veya kaynaklar için rekabet ettiği durumlarda neyin öncelikli olduğunu belirleme bilim dalıdır. Hangi yapay zekâ uygulamalarının acil olarak ele alınması gerektiğini, hangilerinin ise ertelenebileceğini belirlemek, etki kapsamı, aciliyet ve temel İslami hedeflerle uyum temelinde sistematik bir önceliklendirme gerektirir.30

Yapay zekâ bağlamında önceliklendirme, hangi yapay zekâ uygulamalarının acil ilgiyi hak ettiğini, hangilerinin ise ertelenebileceğini belirlemek anlamına gelir. Müslüman topluluklar, sağlık hizmetleri, eğitim, finans veya gözetim alanlarındaki yapay zekâ meselelerini ele almaya öncelik vermeli mi? Kaynaklar sınırlı olduğunda, yapay zekâ ile ilgili hangi zararlar öncelikle ele alınmalıdır? Bu önceliklendirme, çeşitli faktörlere dayandırılmalıdır:

Etki kapsamı: Bütün toplulukları etkileyen konular, bireyleri etkileyen konulara göre önceliklidir.

Sonuçların ciddiyeti: Hayati tehlike arz eden uygulamalar, kolaylık sağlayan özelliklere göre daha acil bir ilgiyi gerektirir.

Kesinlik ve olasılık: Kesin zararlar, spekülatif faydalara göre önceliklidir.

Alternatiflerin mevcudiyeti: Yapay zekâ dışı alternatifler mevcutsa, yapay zekânın benimsenmesinin aciliyeti azalır.

Bu öncelikleri anlamak, toplumsal kaynakların ve akademik ilginin yanlış tahsis edilmesini önler ve en kritik konuların uygun şekilde ele alınmasını sağlar. İlahiyat fakülteleri ve araştırma kurumlarının bu beş koşulu hayata geçirmesinin etkili bir yolu, makasıd ve evleviyyât kriterlerine göre önceliklendirilmiş ve periyodik olarak kamuoyuna güncellenen, yapay zekâ konularını içeren dinamik bir gündem hazırlamaktır.

Devam edecek >>>

 

Dipnotlar:

18. Bu koşulların bir özeti ve ek ayrıntılar için bkz. Suleiman Hani, “Dengeleme Fıkhı (Fiqh al-Muwāzanāt): İlkeler ve Uygulamalar,” Amerika Müslüman Hukukçular Meclisi’nin 21. Yıllık İmamlar Konferansı’nda sunulan bildiri, Dallas, Teksas, 22–24 Ağustos 2025.

19. Yusuf el-Karadavi, Fī fiqh al-awlawiyyāt: Dirāsa jadīda fī ḍaw’ al-Qurʾān wa-l-Sunna (Maktabat Wahba, 1996), 41.

20. İbn el-Kayyim el-Cevziyye, I’lām el-muvaqqı̄ʿīn ʿan Rabb el-ʿĀlamīn, der. Muhammed ʿAbd el-Selâm İbrahim (Dār el-Kutub el-ʿIlmiyya, 1991), 3:11.

21. İbn Abd al-Salam, Kavâid al-ahkâm.

22. Sahih al-Buhari, no. 1586; Sahih Muslim, no. 1333.

23. Astha Anand, “Uygur Müslümanlarına Yönelik Baskı ve Çin’de Dini İnanç Özgürlüğü,” Journal of Social Inclusion Studies 8, no. 1 (2022): 23–36, https://doi.org/10.1177/23944811221085680.

24. Kur’an 2:219.

25. Bu tür bir sentez örneği için bkz. Suleiman Hani, Muwazanat Fıkhı: Menfaat ve Zararları Tartma Hukuku (Waymark Publications, 2026), 15–30.

26. El-Şâtibî, el-Muvâfakât fî usûl el-şerî’a, 2:20.

27. İbn Teymiyye, Majmūʿ al-fatāwā, der. ʿAbd al-Raḥmān ibn Qāsim (Dār al-Wafā, 2005), 19:203; Abū Isḥāq al-Shāṭibī, al-Muwāfaqāt fī uṣūl al-sharīʿa (Dār al-Maʿrifa, 1997), 4:89–90.

28. İbn el-Kayyim el-Cevziyye, İʿlām el-muvaqqı̄ʿīn, 3:3; Şihab al-Din al-Karafi, al-Iḥkām fī tamyīz al-fatāwā ʿan al-aḥkām wa-taṣarrufāt al-qāḍī wa-l-imām, der. ʿAbd al-Fattāḥ Abū Ghudda, 2. baskı (Dār al-Bashāʾir al-Islāmiyya, 1995), 112.

29. El-Şâtibî, el-Muvâfakât fî usûl el-şerî’a, 4:194, 198–200.

30. El-Karadâvî, Fî fıkh el-avlawiyât, 76–89.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum