
El-Keşşâf'a Göre Âyetin Anlamı ve Çözümlemesi
1. Zemahşerî, ayette geçen "نَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ" (nasarnâhu mine'l-kavm) ifadesindeki "min" edatına dikkat çeker.
Normal şartlarda nasara fiili "yardım etmek, zafere ulaştırmak" anlamına gelir.
Ancak burada "min" edatı ile kullanıldığı için kelime "birinden korumak, kurtarmak ve öcünü/hakkını almak" (intasarne'llâhu lehû minhum) manasına dönüşür. Yani Allah, Hz. Nûh'u o kavmin şerrinden, baskısından ve zararından kurtarmış, onun hakkını o zalim kavimden almıştır.
2- Âyette geçen "Ayetlerimizi yalanlayan kavim..." vurgusuyla ilgili olarak; kavmin sadece Hz. Nûh'un mucizelerini değil, Allah'ın birliğini (tevhid) ve peygamberlik müessesesini topyekûn inkâr ettikleri belirtilir.
3- Zemahşerî, onların "kötü bir kavm" (kavme sev'in) olarak nitelendirilmesini; fasık oluşlarının, sapkınlıklarının ve Hz. Nûh'a verdikleri eziyetin son raddeye ulaşmasıyla açıklar. Hak ettikleri cezanın (suda boğulma/tûfan) şiddeti, işledikleri cürüm ve kötülüğün büyüklüğüyle doğru orantılıdır.
4. Topyekûn Helak (Fe-ağraknâhum ecme'în)
"Hepsini suda boğduk" kısmında Zemahşerî, belanın istisnasız bütün inkârcıları kuşattığına dikkat çeker. Yeryüzünde Hz. Nûh ve gemideki müminler dışında o kavimden hiçbir inkârcının sağ bırakılmadığını, ilahi adaletin tecelli ettiğini vurgular.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ
İbn Kesîr Tefsirine Göre Âyetin Açıklaması
1. Hz. Nûh'un Duası ve Allah'ın İcabeti
İbn Kesîr, 76. ayetteki "Hani Nûh da daha önce bize dua etmişti; biz de onun duasını kabul etmiştik..." ifadesi ile 77. ayet arasındaki bağı kurar. Hz. Nûh'un kavmine uzun yıllar tebliğde bulunduğunu fakat onların ısrarla inkâr ettiğini belirtir.
İbn Kesîr, Allah'ın Hz. Nûh'u nasıl koruyup öcünü aldığını açıklamak için Kur'an'daki diğer paralellik gösteren ayetlere atıf yapar:
Kamer Sûresi 10. Âyet: "Nûh: 'Ben yenik düştüm, artık bana yardım et/öcümü al!' diye Rabbine dua etmişti."
Nûh Sûresi 26. Âyet: "Nûh dedi ki: 'Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi sağ bırakma!'"
İbn Kesîr’e göre bu ayet, Hz. Nûh'un bu samimi duasına Allah'ın verdiği cevabın ve onu zafere ulaştırmasının bir ifadesidir.
2- İbn Kesîr, "Ve onu âyetlerimizi yalanlayan kavimden koruduk / yardım edip öcünü aldık" ifadesini; Allah'ın Hz. Nûh'u inkârcıların eziyetlerinden, baskılarından ve düşmanlıklarından muhafaza etmesi, aynı zamanda haklılığını ortaya çıkararak helak edilen kavme karşı ona zafer bahşetmesi olarak yorumlar.
3. Kötülükte Aşırı Gitmeleri (İnnehum kânû kavme sev'in)
İbn Kesîr, kavmin "kötü bir kavim" olarak adlandırılmasını onların tevhid davetini reddetmelerine, Peygamberlerine eziyet etmelerine ve Allah'ın mucizelerini/ayetlerini yalanlamaktaki ısrarlarına bağlar. Onlar kötülüğü bir yaşam tarzı haline getirdikleri için ilahi azabı hak etmişlerdir.
4- Tûfan ile Topyekûn Helak (Fe-ağraknâhum ecme'în)
İbn Kesîr, "Biz de onların hepsini suda boğduk" kısmını açıklarken, azabın genelliğine dikkat çeker:
Allah, Hz. Nûh’u ve onunla birlikte gemide bulunan müminleri o büyük felaketten (el-kerbi’l-azîm) kurtarmıştır.
Ayetlerimizi yalanlayan kavmin tamamı ise Tûfan suyunda boğularak helak edilmiştir; yeryüzünde onlardan hiçbir kalıntı kalmamıştır.
Özetle İbn Kesîr'in Yaklaşımı:
Zemahşerî gibi dil bilgisi ve belagat detaylarına odaklanmak yerine İbn Kesîr, ayeti Tûfan kıssasının tarihsel ve imani boyutuyla ele alır. Ayetin, Allah'ın peygamberlerini ve müminleri darlıkta bırakmayıp sadık kullarının duasını kabul edeceğini ve inkârcıları eninde sonunda helak edeceğini gösteren bir ilahi kanun (sünnetullah) olduğunu vurgular.
İBNİ KESİR TEFSİRİ

