Grup Yürüyüş bizim sevdiğimiz bir grup. Nerede bir eylem var, nerede bir etkinlik var Grup Yürüyüş orada! Grup Yürüyüş ile müziklerini konuştuk... (Cesur Küçük)
Grup Yürüyüş hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz?
Grup Yürüyüş olarak 2004 yılından bu yana çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çeşitli iş yoğunluklarımız nedeniyle temel uğraşımız müzik olmamakla birlikte 2005 yılının sonunda Umuda Yürüyüş isimli bir albüm yayınladık. Genel olarak o süreçte ABD'nin Irak işgali ve Filistin'de yaşananlar nedeniyle eylem, miting vb. etkinliklerde sıklıkla yer aldık. Başörtüsü eylemlerinde meydanlarda özgürlük türkülerimizle şahitlik sorumluluğumuzu ifa etmeye çalıştık. Grup Yürüyüş de böyle oluştu. Eylemler, yürüyüşler ve sonunda bir müzik grubu... Umuda Yürüyüş albümünde Filistin intifadasından Irak direnişine, başörtüsü mücadelemizden Türkiye'de yaşadığımız sosyal sorunlara, cezaevi gerçeğinden Kürt sorununa kadar çeşitli konuları müzikle gündeme getirmeye çalıştık. Şu anki çalışmalarımız da yapabildiğimiz oranda bu minvalde devam ediyor.
Bildiğimiz kadarıyla müzik, grup elemanlarının temel uğraşı değil. Hepinizin ayrı ayrı işleri ve meşguliyetleri var. Meşguliyetleriniz müzik çalışmalarınızı ne yönde etkiliyor?
Evet doğrudur. Müzik çalışmalarımız için tüm grup elemanları olarak ortak boş vakit üretmeye çalışıyoruz. Hele ki İstanbul şartlarında hem hayatın zorluğu hem ulaşım sorunu, grup müziği yapmak çabasında olan bizler için ciddi bir barikat oluşturuyor. Grup elemanlarımızın hiçbiri meslekî anlamda müzikle uğraşmıyor. Hepimiz, bir yandan hayatımızı idame ettirebilmek için farklı işler peşinde koşturuyoruz; bir yandan da Müslüman olmamızın bizlere yüklediği sorumluluklar gereğince çeşitli etkinliklere katılmaya çalışıyoruz. Bu şartlarda müzik için gerekli vaktin kaldığını söylemek mümkün olmaz. Ancak yapabildiğimiz oranda müzik için bir araya gelmeye çalışıyoruz.

Albümlerinizin hazırlanmasında size destek olan isimler var mı?
Henüz bir albümümüz yayınlandı. Genellikle kendi çalışmalarımızı kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Ancak gerek şarkıların aranje edilmesi aşamasında gerek yazdığımız sözlerle ilgili istişare ettiğimiz isimler var tabi ki.
Yeni albüm var mı? Çalışmalarınız ne aşamada?
Malumunuzdur, çok yoğun bir süreç yaşadık. Özellikle son Gazze katliamı ve tabi ki destansı direnişinden ilhamla yeni çalışmalarımız oldu. Öte yandan Türkiye'de yaşanan darbe süreçleri ve Ergenekon çete yapılanmalarıyla ilgili müzikle ifade etmek istediğimiz boyutlar var. Şu an itibariyle yeni bir albüm çalışmasına başlamış bulunmaktayız. İnşallah önümüzdeki aylarda, dinleyenlerimize ulaştırmak hedefindeyiz.
Müziklerinizdeki hedef kitleniz kimlerdir? Sadece İslami camiaya mı hitap derdinseniz yoksa, geniş kitlelere de ulaşmak hedeflerinizde var mı?
Elbette ki biz kendimizi "Müslüman" olarak tanımladığımız gibi Müslümanlarla birlikte hareket etme derdindeyiz. Bu nedenle öncelikle kendi camiamıza hitap etmek niyetindeyiz. Ancak mesajımızı daha geniş kitlelere ulaştırabilmenin de üzerimize bir sorumluluk olduğunu düşünmekteyiz. Bunun için mesajı güçlü ve anlaşılır; estetik değeri yüksek, kaliteli çalışmalar üretmek gerektiğinin de farkındayız. Uzun vadede Rabbimizden böyle bir hizmete vesile olmayı dileriz elbette.
Ezgilerinizde ideolojik amaçlar taşıyor musunuz? Ya da şöyle soralım. Müzik ile ideoloji bir arada olur mu?
Biz Müslümansak, Müslümanca yaşamanın doğal sonucu olarak Kur'anî mesajı insanlara ulaştırmak gibi bir yükümlülüğümüz de var demektir. Rabbimize kulluk sorumluluğumuzun bir gereğidir, insanlara mesajı iletmek. Bu bağlamda sanatçının, yaşamıyla, mücadelesiyle ve tabi ki üretimiyle bu çerçevede durmasını önemseriz. Müzik ile "ideoloji" arasında da kuvvetli bir ilişkinin olduğunu düşünmekteyiz. Ancak biz vahiy merkezli bir dine iman ediyoruz. Dolayısıyla müziğimizi kulluğumuzla irtibatlandırırız. Hayatın bütününü kapsayan "ed-din"in bir ideoloji olmadığının bilincinde olarak hayata ilişkin taleplerimizi de "ideolojik amaç" olarak tanımlamayız. Yaşadığımız dünyaya ilişkin taleplerimizi dillendirmeyi ideolojik bir duruştan ziyade; Kitabımızın ilettiği ve bizlerin de "idealize" ettiği evrensel değerleri hâkim kılma mücadelesi olarak nitelemeyi tercih ederiz. Bu çerçevede hayatın her alanında, insana ulaşmayı sağlayacak değişik tüm araçların "ideallerimiz"le bir irtibatı olduğunu söyleyebiliriz. Dernek, dergi, kitap, gazete, vakıf, sinema, tiyatro gibi müzik de mesajı iletmenin bir aygıtıdır. Müziğin, öz (içerik) ve biçim (estetik) açısından yetkin bir şekilde kullanıldığında mesajın kitlelere ulaştırılmasında güçlü bir araç olacağı yaşadığımız dönemde çok sayıda örneğiyle zaten ortada.
Müziğin dönüştürücü gücünün kitleleri nasıl sürüklediğini yaşadığımız yozlaşma sürecinde çok net bir şekilde görmekteyiz. Popüler kültürün sektörleştirerek sürekli yeni "ilah"lar ürettiği müzik ile pespaye, kendiliğindenci, sorumsuz, ahlaki kriterlerden yoksun, tamamen hazcı kişilikler ürettiğini malesef acı bir süreç olarak gözlemlemekteyiz. Öyleyse, kitleleri dönüştürücü gücü olan müzik ile neden Kur'an'ın mesajını insanlara iletmek ve bir hayat felsefesi olarak algıladığımız mücadelemizi motive etmek için kullanmayalım ki? Neden yaşadığımız acıları ve direnişi müzikal bir formda yaygılaştırmayalım ki? Sonuç olarak çeşitli dünya halklarının direniş tarihinde şarkıların/marşların ifade ettiği önemle birlikte düşündüğümüzde; müzik ile ideallerimiz ve insanlara ulaştırma kaygısını güttüğümüz mesajımız arasında güçlü bir bağ olduğunu söyleyebiliriz.
Filistin'e destek içerikli programlarda sahne aldınız. Neler gördünüz orada?
Evet, özellikle son Gazze süreci olmak üzere Grup Yürüyüş olarak en fazla katıldığımız etkinlikler Filistin ile ilgili olanlar. Tabi burda Filistin'in, Kudüs'ün bizler için taşıdığı anlama girmemekle birlikte sorduğunuz sorunun sınırları içinde şunları söyleyebiliriz: Filistin, Müslümanlar olarak yaşadığımız acıların bir sembolü aslında. Onunla birlikte Müslümanlar acılarını hissediyor. Ama aynı zamanda Filistin, tüm kuşatılmışlığımıza, yalnızlığımıza rağmen, teslim olmamanın, iradeyi kuşanmanın, İbrahim ve İsmail peygamberlerde olduğu gibi feda bilincimizin, onca ödenen bedele rağmen bitmek bilmez direnişimizin somut karşılığı. İnsanlarımız ümmetin onuru olmayı hak eden Filistinli kardeşleri sayesinde gururlanıyorlar; başlarını dik tutuyorlar. Elbette, çaresizlik ve hüzün de söz konusu; Gazze'den görüntüleri izlerken ya da Gazzeli bir kardeşimizin konuşmalarını dinlerken nicelerimiz gözyaşlarını tutamıyor. Bununla birlikte özellikle bu katliam sırasında ve sonrasında kadını erkeği, genci yaşlısı ve çocuklarıyla tüm insanlarımız gece-gündüz "Gazze'deki kardeşlerimiz için neler yapabiliriz"in sancısıyla ayakta kalmaya çalıştılar. Aynı mahallede oturan hanımların kendi aralarında örgütlenerek açtıkları kermeslerden destek gecelerinde toplanan yardımlara, çeşitli kuruluşlarımızın eylem ve mitinglerinden daha birçok etkinliğe kadar Filistinli kardeşlerimiz için elden gelen gayretin gösterilmeye çalışıldığına şahit olmak; Türkü, Kürdü, Arabı, Lazı herkesin bir yerlerden tutmaya çalıştıklarını görmek ümmet olma şuurumuzu yitirmediğimizi göstermesi açısından sevindiriciydi! Burada önemli olanın ise bu duyarlılığı bilince tahvil etmek olduğunu düşünüyoruz. Filistin direnişinin dirilişimize katkıda bulunacak o kadar öğreticiliği var ki. Öyleyse bu direniş; ilmimizi, inancımızı, eylemimizi Kur'an'ın tevhidi mesajı ile ıslah etme ve ümmet olma şuurumuzu yeşertmekle karşılık görmeyi hak ediyor. Bu bizlerin en önemli dayanışma sorumluluğu olsa gerek!
Müslümanların yaptığı müziğin seyri hakkında fikrinizi alsak?
Tabi bütün bir süreci özetleyecek tanıklığımız söz konusu değil; buna zaten yaşımız da uygun değil. Ancak takip edebildiğimiz kadarıyla samimi ve salih niyetlerle bu işe koyulanların önemli bir kısmı popülerliğin cazibesi ya da yaşanan kimlik kırılmalarının etkisiyle veyahut da hayal kırıklıklarının beslediği bunalım süreci içinde maalesef "bizim mahalle"nin söylemlerinden uzaklaştılar. Birey kimliğini değil mesajı öne çıkartan oldukça samimi üretkenlikten; kaprisli, bireyci, "sanatçı" havalarında bir yozlaşmaya aralanan kapıdan girmeyi marifet sayan ama bu yeni gömlek üstüne tam oturmadığı için de bizim mahalleye hitap etmekten başka çaresi olmayan kimi kişiliklerin, üstüne bir de adeta "tekel bir piyasa" oluşturdukları bir zemin söz konusu. Sonuç olarak bant tiyatrolarından 90'lı yılların ilk yarısına kadar kolektif duyarlılıklarla oluşan müzikal birikim üzerinden şöhret devşirmeye yönelenlerin yaşadığı değer kayması; "yeşil pop" gibi kavramların da gündeme gelmesine neden oldu. Değerlerde yaşanan bu değişim, özellikle darbe süreci sonrası liberalleşen kişiliklerce sahiplenilmesiyle kitlesel taban bulmakta da zorlanmadı.
Konserlerde, pop konserlerini aratmayan görüntülerin ortaya çıkmasını besleyen bu süreç, sanat boyutundaki İslami taleplerimize ilişkin ise duyarsızlaşmayı ve laubaliliği körükledi. Bir dönem ümmet bilinci merkezli olan ve Müslümanların yaşadığı sorunları temel gündem edinen ezgi ve marşlarımızın yerini artık birey merkezli konuları işleyen ve bunalımı yansıtan; apolitik, özellikle soyut "edebi" ifadelerle bestelenmiş şarkılar yer almaya başladı. Ancak her şeye rağmen modern hayatın kuşatıcı rüzgarına kapılmayan; Müslümanların kolektif mücadelesi içinde sanatını icra etmeye devam eden müzisyenler, yaşadığımız ülkede ve dünyada Müslümanların sorunlarıyla dertleşmeyi kendine sorumluluk bildi. Sayıları az da olsa durduğu çizgiyi koruyan ve bizim değer addettiğimiz anlamda sanat icra eden abilerimizin müzikal altyapıdaki kaliteyi geliştirerek icra ettikleri müzik, duygularımızı yansıtmakta birçok engeli aşmayı başardı. Ancak Türkiye'deki Müslüman sanatçıların, yaşadığımız ülkedeki sosyal sorunları da gündemlerine almaları gerektiğini ve siyasi zulüm sistemine karşı ezgi-marşlarıyla varlık göstermeleri gerektiğini düşünüyoruz.
Grup Yürüyüş'ü bir cümleyle anlatın dersek, hangi cümleyi seçerdiniz?
Haddimizi aşmayarak bu sorunun cevabını sizlere bırakalım. Rabbimizden yürüyüşümüzü uzun soluklu kılmasını ve bu yolda ayaklarımızı kaydırmamasını diliyoruz.
Röportaj için teşekkür ederiz…
Biz teşekkür ederiz. Ayrıca yayınına yeni başlayan sitenizin de hayırlara vesile olmasını niyaz eder; işlerinizde kolaylıklar dileriz.
(Dünya Bizim)


