1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Umran Dergisi’nin Şubat sayısı çıktı
Umran Dergisi’nin Şubat sayısı çıktı

Umran Dergisi’nin Şubat sayısı çıktı

Umran dergisi Şubat 2026 tarihli 378. sayısında dünya düzeni tartışmalarını merkeze alan bir manşetle çıktı!

12 Şubat 2026 Perşembe 18:09A+A-

Umran dergisinde Venezuela devlet başkanı Maduro’nun kaçırılmasından İran’a yönelik muhtemel saldırıya dair gelişmeler üzerinde duruluyor.

Dünya ve Türkiye Gündemi

Derginin gündem sayfaları Burhanettin Can’ın “İslâm Dünyasını Kasıp Kavuran Bir Hastalık: Fitne-1: Fitne Kavramının Semantik Analizi” başlıklı yazısıyla başlıyor. Seyyid Hüseyin Nasr’ın “Müslümanlar Neden Oruç Tutar?” metniyle devam ediyor. Nasr şöyle diyor: “Oruçla beraber bedenin isyankâr temayülleri, bu eğilimlerin ilahi iradeye sistematik bir şekilde teslim edilmesiyle yavaş yavaş bastırılır ve yatıştırılır.”

Radhika Desai “Küresel İkiyüzlülüğün Kusursuz Sahnesi Davos” başlıklı yazısında Davos’taki tartışmaların altında yatan mantığı irdeliyor ve soruyor: “Peki, diyalog ve iş birliği, Davos’u ve dünyayı uluslararası alandaki gürültülü ve giderek şiddetlenen çekişmeden kurtarıp, daha sakin ve güvenli sulara yönlendirebilecek mi? Liberal emperyalist Davos’un canı çıksa bile huyu çıkacak mı?”

Ortadoğu’dan dünya meselelerine uzanan çevirilerde ise şu metinler var: Joseph Massad “Petrol ve ABD Destekli Rejim Değişikliği”, İbrahim el-Emin, “Eldivensiz Yüzleşme”, Ahmed Derviş “Halep Muharebesi: Bölge Dönüşümünün Merkezindeki Türkiye”, Memun Fendi “Güç ve Müzikal Coşku: Es-Sett Filmi”.

Trump Doktrini, Jeopolitik Gerilimler ve Geçiş Çağı

ABD Baikanı Donald Trump’ın programının iki boyutu var: Amerika’nın parçalanmış toplumsal yapısını onarmak ve ABD’nin dünya hâkimiyetini yeniden tesis etmek. Hangisinin baskın olduğu belirsizliğini hâlihazırda koruyor. Bazen izolasyon politikası bazen müdahaleci siyaset izleniyor. Trump’ın “Donroe Doktrini” bu karışımın özel bir şekli; müdahalecilik ama Amerika kıtası sınırlı; bu kendi başına yeni değil. “Sonsuz savaşlar”dan kaçınarak esas rakibi Çin’i çevrelemeye odaklanan ABD’nin Venezuela devlet başkanı Maduro’yu kaçırması eski usul bir emperyalizm örneğidir. Egemenlik kavramını alenen ayaklar altına alan bu operasyonu farklı kılan ise tam ölçekli işgal yerine hızlı ve sınırlı “iğne ucu” operasyonu hüviyeti taşımasıdır. Küresel açıdan bu, dünyanın karşılıklı saygı duyulan bölgesel “etki alanlarına” bölünmesi anlamına gelir. Bu alanlarda büyük güçler az çok istedikleri gibi hüküm sürerler.

Trump, uygun gördüğü her an diğer devletlerin işlerine karışma, egemenliklerine meydan okuma veya bu egemenliği zayıflatma hakkına sahip olduğunu açıkça ortaya koydu. Amerikan politikaları açısından bunun yeni bir tarafı yok, sadece örtbas etme çabası nihayete erdi. Selefleri gibi İran’daki rejimi devirmek isteyen Trump ve İsrail’deki dostları nihayetinde İran’da kaos yaratıp ülkeyi parçalamayı amaçlıyorlar.  Bir kere daha hatırlatmak gerekir ki ABD hem iç hem de dış siyasette her zaman şaşırtıcı derecede saldırgan eğilimliydi. Onlar için savaş sonrası dönem Hiroşima ve Nagazaki ile başladı, ardından Kore, Vietnam ve 1990’dan bu yana ABD’nin dünyanın herhangi bir yerinde savaşmadığı tek bir gün bile olmadı. Grönland ve Kanada’nın ilhakı, güvenlik, harcamalar ve diplomasi alanındaki çekişmelerin gösterdiği üzere Amerikalılar bir süre daha Avrupalılara karşı sert bir tutum sergilemeye devam edecekler. İngiltere ve Kanada’nın Çin’le ilişkilerini başka bir boyuta taşımaları örneğinde görüldüğü üzere Atlantik’in her iki yakasındaki farklılıkları yönetmek, ittifakın jeopolitik belirsizlik çağından daha güçlü mü yoksa daha bölünmüş mü çıkacağını belirleyecektir.

Derginin bu çerçevede hazırlanan dosyasına Mustafa Aydın “Küresel Düzenin Çöküşü”, Metin Alpaslan “Venezuela'dan Tahran'a Trump Doktrini ve Çok Kutuplu Kaos”, Ercan Yıldırım “Zamanın Ruhuyla Yenilenen Dünya Sistemi”,  Ömer Behram Özdemir ise  “Sorularla Ortadoğu'da 2026'ya İlk Bakış” başlıklı yazılarıyla katkı sunuyor.

Düşünce Dünyamız, Hâlimiz ve Hafızamız

Derginin kritik bölümü Kürşad Atalar’ın “Çağdaş Dönem Müslüman Düşüncesi -Bir Tipoloji Denemesi-“ yazısıyla açılıyor. Mustafa Akman “Vefatının 90. Yılında Rızaeddin bin Fahreddin” başlıklı yazısını Nazgülü Çarkanat’ın İhsan Süreyya Sırma’nın 28 Şubat sürecini anlattığı kitabından hareketle kaleme alınan “Hatırlatıcı Bir Metin Olarak Viyana Günleri” yazısı izliyor. Vahyin derinliği, insanı ruhsuz görünmekten kurtarıyor.

Ali Akgün “Yaşayan İslâm” bölümündeki “İnsanla Yaratıcı Arasındaki Kutlu Bağı Yeniden Kurmak” yazısında İslâm tezinin Batı’nın aksine bunalımsız, katliamsız ve sömürüsüz yeni bir oluşum, saklı güzellikler ve adalet vadettiğini vurguluyor. Aytaç Ören “Cuma Kayıtları” yazı dizisini “Hafıza Çukuru” metni ile sürdürüyor.

Derginin Kültür-Sanat bölümü Necmettin Turinay’a 80’inci yaş armağanı olarak hazırlanan Edebiyat Ortamı dergisi özel sayısının değerlendirmesiyle başlıyor. Halim Sezer, derginin bu sayısını, eleştirmenin tam ve bütünlüklü olarak kavranması sürecine katkı yapacak kıymetli bir adım olarak görüyor. Ömer Kantarcı “Durum, Umut, Yorgunluk ve Değer Çerçevesinde Aile” başlıklı yazısında Celalettin Vatandaş’ın dört kitaptan oluşan aile kitaplığını değerlendiriyor.

Gülşen Özer ise “Cemal Şakar’ın Hikâyelerinin İzini Sürmek” yazısında Ali Emre’nin Fener ile Siren Cemal Şakar Öyküsü kitabını değerlendiriyor.

umrandergisi378b.jpg

HABERE YORUM KAT