
Gazze'de serbest meslek sahibi olarak yaşam
Tamamlanan her işin ardında bir mücadele, azim ve acı hikâyesi saklıdır.
Mariam Mushtaha’nın WANN’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.
Ateşkes yürürlüğe girmeden önce, 2025 yılının Ocak ayı başında serbest meslek sahibi olarak çalışmaya başladım.
Ben bir yazar, muhabir ve çevirmenim (ana dalım İngilizce çevirmenliği). Soykırım sırasında hem kişisel hikâyeler yazıyor hem de başkalarının hikâyelerini aktarıyorum. Bir muhabir olarak, dünyaya neler olup bittiğini ve İsrail’in Gazze halkına karşı işlediği acımasız suçları anlatmaya çalışıyorum.
Gazze'nin El-Sabra bölgesindeki evimizi terk edip, şu anda bir daire kiraladığımız, büyük hasar görmüş Tel Al-Hawa mahallesine taşınmak zorunda kalana kadar işlerim iyi gidiyordu.
Sorun daire değiştirmekte değildi; sorun, serbest çalışan olarak işimin birçok yönden aksayacağı, yaşanmaz bir bölgeye taşınmaktı.
Elektrik için artık güneş enerjisine bağımlıydık. Bu, kışın veya bulutlu günlerde yetersiz kalıyordu. Ayrıca bölgede internet yoktu, zayıf bir sinyal bile yoktu.
Bir keresinde We Are Not Numbers'a bir teklif göndermem gerektiği zamanı hatırlıyorum. “İsveç'ten Gazze'ye: Bir aile buluşması, ardından felaket” başlıklı hikâyem şu anda bu web sitesinde yayınlanıyor. Beş dakikada okuyabilirsiniz. Yazıyı e-posta ile gönderebilmek bir haftamı aldı.
Tel El-Hawa’da ulaşım imkânı olmadığı için en yakın çalışma alanına ulaşmak için 40 dakika yürümek zorundaydım. Çoğu zaman şemsiyem bile olmadan yağmur altında yürürdüm. Yolculuk uzun ve dayanılmaz geliyordu, ama yazdığım her hikâyenin bu riski ve çabayı hak ettiğine inanıyordum.
Bazen kendime şöyle derdim: “Keşke dairemize yakın bir çalışma alanımız olsaydı, o zaman daha fazla ve daha başarılı yazılar yazabilirdim.”
Kaçırılan fırsatlar
İnternet ve elektriğe erişimin yetersizliği nedeniyle yazma fikirlerimin çoğu sonuçsuz kaldı ya da hiç hayata geçmedi.
Ağustos 2025’te İsrail Knesset’i Gazze Şehri’ni işgal etme planını açıkladı. İsrail, her zamanki gibi, insanları şehirden çıkarmak için çeşitli yıkıcı silahlar kullandı. Tel El-Hawa’da durum son derece tehlikeliydi. Havada quadcopter’lar uçuyordu. Robotlar yaklaşıyordu. Bir ay sonra, yoğun bombardıman altında ailem güneye kaçmaya karar verdi.
El-Mevasi bölgesine kaçtık; orada barınmak için sadece bir çadırımız vardı. Çadırlar asla ev gibi olamaz. Çadırda yaşarken ders çalışmak veya çalışmak için rahat ve uygun bir yer bulmak zordur. Huzur hissi ulaşılamaz gibi geliyordu.
Artık sorun sadece internete erişmek değil, çalışacak bir yer bulmaktı.
El-Mevasi’de çalışma alanı yoktu ve genç erkeklerin futbol maçlarını izlediği ya da diğer televizyon programlarını seyrettiği küçük kafeler tıklım tıklım doluydu. Her köşe doluydu.
Bu dönemde sessiz bir yer bulamadım ve işim ile derslerim ciddi şekilde etkilendi. Bir keresinde bir müşteri Whatsapp üzerinden bana ulaşarak kısa bir videoyu çevirip çeviremeyeceğimi sordu. Neye ihtiyaç duyulduğunu görüşmek için bir toplantı ayarlamak istiyorlardı. Sinir bozucu bir şekilde, internet kesintileri ve elektrik kesintileri nedeniyle çevrimiçi olamadım ve toplantıya katılamadım.
Bu, gerçekleşmeyecek birçok fırsattan sadece biriydi. Bu, soykırım niteliğindeki bir işgal altında yaşayan insanların günlük hayatı ve deneyimleridir.
Serbest çalışanlar savaşçıdır
Tamamlanan işlerin ödemesini almak, serbest yazarlar için de aynı derecede zordur.
Soykırımdan önce, serbest çalışanlara PayPal, Western Union ve benzeri çevrimiçi finans platformları aracılığıyla ödeme yapılıyordu. Bu yöntemler daha da kısıtlandığından, Gazze dışından ödeme transferi yapmak bir kâbusa dönüştü. Bunlar savaş koşullarıdır.

Biz Filistin halkı için ateşkes çoğu zaman bir aldatmaca gibi geliyor. Ne kadar çok şey değişirse, o kadar çok her şey aynı kalıyor.
Şu anda Gazze’nin Tel El-Hawa mahallesinde kiralık başka bir dairede yaşıyorum. İnternet neredeyse her zaman çekiyor ama dairem küçük ve ders çalışabileceğim ya da çalışabileceğim ayrı bir odası yok. Üstüne üstlük, El-Mevasi’deyken dizüstü bilgisayarımın ekranı kırıldı. Satılık yeni dizüstü bilgisayar neredeyse yok ve mevcut birkaç ikinci el dizüstü bilgisayar, çoğumuzun karşılayamayacağı fahiş fiyatlara satılıyor.
Serbest çalışanlar sadece işçi değil, aynı zamanda savaşçıdır. Serbest çalışma, birçokları için bir iş, binlerce kişi içinse tek geçim kaynağıdır. Hayatta kalmak için yapmamız gereken budur. Tamamlanan her işin arkasında bir mücadele, azim ve acı hikâyesi vardır.
Bir yıllık serbest çalışma hayatım boyunca, yıkım, kıtlık ve soykırımın getirdiği diğer tüm zorluklara rağmen başardıklarım için minnettarım. İşin sadece teslim tarihlerine uymak ve kaliteli materyal sunmaktan ibaret olmadığını, Gazze'de elektrik kesintileri, internetin dengesizliği ve yerinden edilme koşulları altında çalışmaya devam etmekten de ibaret olduğunu öğrendim.
* Mariam Mushtaha, Gazze İslam Üniversitesi’nde İngilizce çevirmenlik bölümü öğrencisidir. Savaşın getirdiği zorluklara rağmen yazmaya karşı derin bir tutku keşfeden Mariam, yazmayı deneyimlerini ifade etmek, gerçekliği belgelemek ve anlatılmamış hikâyeleri paylaşmak için bir araç olarak kullanmaktadır. Yazılarında çevresindeki insanların dayanıklılığını, acılarını ve umutlarını yansıtmaya çalışmaktadır. Mariam, bu tür denemeler yoluyla yazma becerilerini geliştirmeye kendini adamıştır. Profesyonel bir yazar olmak ve Gazze halkının sesi olmak hayaliyle yaşamaktadır.






HABERE YORUM KAT