1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın
Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın

Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın

"Seni kendim için seçtim. Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın."

29 Mart 2026 Pazar 06:32A+A-

taha41-44.jpg

"Seni kendim için seçtim. Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın. İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azdı. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki o öğüt alıp-düşünür ya da içi titrer-kokar." (Taha: 41-44)

“Şimdi seni sırf kendime ayırdım.”

Yani artık tamamen, tüm varlığınla benim, vereceğim peygamberlik görevinin ve çağrımın hizmetindesin. Bu dünyada senin için hiçbir önemli şey yok. Sen uğrunda gözümün önünde yetiştirildiğin göreve aitsin. Haydi şimdi varlığının adandığı görevin başına koş.

Sen ve kardeşin mucizelerimin güç almış olarak yola çıkınız. -Bilindiği gibi Hz. Musa, bunlardan asâ nın yılana dönüşme mucizesi ile ak parıltı saçan el mucizesini gözleri ile görmüştü- Bu arada adımı anmayı hiç ihmal etmeyiniz. Bu sizin cephaneniz, silahınız, sırtınızı vereceğiniz sağlam dayanağınız, düşmez kalenizdir.

Kardeşinle birlikte Firavun’a gidiniz. Çünkü o iyice azıttı,  zorbalığını ayrı boyutlara vardırdı. Okuyalım:

“Ona yumuşak sözler söyleyiniz.”

Çünkü yumuşak söz, karşı tarafı kızdırmaz; onun günahla, kötülükle gururlanma damarını kabartmaz. Azgın zorbaların başını döndüren kof bencillik kompleksini depreştirmez. Tersine kalbi uyarır. Uyanan kalp ise öğüt alır, azgınlığın sonundan korkmaya başlar. .

Hiç kuşkusuz yüce Allah, Firavun’un başına neler geleceğini, sonunun nasıl olacağını biliyor. Fakat her işte olduğu gibi, çağrı görevinde de sebeplere yapışmak gereklidir. Yüce Allah, insanları yaptıklarına göre, bu yaptıkları kendi dünyalarında meydana geldikten sonra, hesaba çeker. Gerçi O, olup-bitenlerin öyle olacağını baştan bilir. Çünkü yüce Allah’ın olayların geleceğine ilişkin bilgisi şimdiki zamana ve geçmişe ilişkin bilgisi gibidir, O’nun bilgisi açısından zaman dilimleri arasında hiçbir fark yoktur.

FİZİLALİL KUR’AN

Zemahşerî’nin tefsirinden hareketle bu ayetlerin açıklaması:

Zemahşerî 41. Ayetindeki "istana’tu" fiili üzerinde durur. Bu, bir şeyi özel bir amaç için özenle hazırlamak demektir.

Allah, Hz. Musa’yı nübüvvet yükünü taşıyacak, Firavun gibi bir zalimin karşısında dimdik duracak şekilde bizzat terbiye etmiştir.

Zemahşerî 42. ayeti iki ana başlıkta inceler:

Zikrin Gücü: "Beni anmakta gevşeklik göstermeyin" uyarısı, zor görevler sırasında Allah'ı zikretmenin kalbe cesaret ve metanet verdiğini gösterir. Zikir burada sadece dil ile değil, Allah’ın yardımına olan güvenin tazelenmesidir.

Dayanışma: Hz. Harun’un desteğiyle beraber mucizelerin (âyât) gücü vurgulanır.

Zemahşerî, Firavun'un "azgınlığını" (tağâ), ilahlık iddia ederek haddi aşması ve insanlara zulmetmesi olarak tanımlar. Bu gidiş, bir cezalandırma değil, önce bir uyarı ve davet gidişidir.

"Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır veya korkar." (44. Ayet)

Zemahşerî’nin tefsirindeki en çarpıcı kısımlardan biri burasıdır:

Kavl-i Leyyin (Yumuşak Söz): Zemahşerî der ki; Allah, Firavun gibi bir "ilahlık" taslayan zalime bile gidilirken nezaketi elden bırakmamayı emrediyorsa, normal insanlara tebliğ yaparken nasıl davranılması gerektiğini düşünün.

Nezaketin Amacı: "Belki öğüt alır" ifadesindeki "belki", Allah için bir belirsizlik değil, tebliğciye verilen bir umut ve yöntem dersidir. Sertlik, muhatabın kalbini kapatır; yumuşaklık ise (sonuç vermese bile) tebliğcinin üzerine düşeni en iyi şekilde yaptığını gösterir.

Zemahşerî’ye göre yumuşak söz; hakareti terk etmek, muhataba makamıyla hitap etmek ve onu kışkırtmadan gerçeği sunmaktır.

Özetle Zemahşerî der ki: Allah’ın terbiyesinden geçmiş bir davetçi, en büyük zalimin karşısında bile öfkeyle değil, hikmet ve nezaketle (kavl-i leyyin) konuşmalıdır. Çünkü hidayet kapısını aralayacak olan anahtar, kaba kuvvet değil, güzel üsluptur.

El KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT