
"O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız"
"O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız." (Meryem/63)
جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّت۪ي وَعَدَ الرَّحْمٰنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِيًّا ﴿٦١﴾
61- O cennet, rahman olan Allah´ın, kullarına, görmedikleri halde vaadettiği "Adn" cennetleridir. Şüphesiz onun vaadi mutlaka yerini bulacaktır.
ا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْوًا اِلَّا سَلَامًاۜ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ ف۪يهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا ﴿٦٢﴾
62- onlar orada boş bir söz işitmezler. Ancak "Selam" işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.
تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِيًّا ﴿٦٣﴾
63- O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız.
O cennet ki, rahmeti bol olan Allah, onu kullarına vadetmişti ve mü’minler de daha orayı görmeden bu vaade inandılar. Yüce Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşir, havada kalmaz.
Cennette ne boş söz ne sürtüşme ve ne de tartışma vardır. Orada yalnız bir tek ses işitilir. Oranın “hoşnutluk” saçan havasına uygun düşen bu ses esenlik dileklerinin havayı çınlatan sesidir. Orada yemek-içmek garanti altındadır. Cennetliklerin bu ihtiyaçların peşinden koşmaları, çaba harcamaları gerekmez. Orada hiç kimse “acaba yemeğim aksar mı?”, “acaba yiyecek stoklarımız biter mi?” diye endişeye ve korkuya kapılmaz.
“İşte kötülüklerden kaçınan kullarımızın mirasçısı olacakları, içinde sürekli kalacakları cennet budur.”
FİZİLALİL KUR’AN
Onlar orada, o cennette hiç bir boş söz, boş lâkırdı duymayacaklar, sadece selâm sözü işiteceklerdir. Orada boş söz, bâtıl söz, yoktur. Kimse orada lüzumsuz söz konuşmayacaktır. Çünkü o müminler orasını dünyada boş sözlerin, boş ve bâtıl işlerin peşine düşerek kazanmamışlar ki boş şeylerle harcasınlar. Veya lağvın bir başka anlamı da yemin demektir, o halde orada yemin de olmayacaktır. Kavga, gürültü, sataşma da olmayacaktır. Ne birbirlerine, ne de Rablerine karşı isyan da söz konusu olmayacaktır orada.
Onların orada birbirlerine sözleri sadece selâm olacaktır. Birbirlerine selâmun aleyküm diyecekler. Çünkü Selâm Rabbimizin isimlerinden birisidir ve böylece müminler birbirlerine Rablerini hatırlatacaklar, bu nîmetleri kendilerine veren Rablerine hamd edecekler. Tüm bu nîmetleri kendilerine lütfeden Rablerine teşekkür edecekler. Elbette dünyada selâm, selâmet, İslâm ve teslimiyet içinde bir hayat yaşayan mü’minlerin yurdu selâmet yurdu olan cennet olacaktır. Yâni dünyada yaşadıkları bir teslimiyet hayatının sonunda yine selâmet yurdu olan cennette bu teslimiyetlerini sürdürecekler.
Sabah akşam onlar rızklarını orada hazır bulacaklar. Öyleyse bu ifadeyi şöyle anlamaya çalışıyoruz: Onlar her an rızklarını hazır bulacaklardır. Rızkları devamlı ve garantili olacaktır. Dünyada olduğu gibi rızık aramaya, rızık kazanmaya çıkmayacaklar. Ne isterlerse, ne arzu ederlerse zahmetsiz, meşakkatsiz bir şekilde, hem de kesintisiz olarak ayaklarının ucunda bulacaklardır.
İşte kullarımızdan, Allah’a karşı gelmekten sakınanları, hayatlarını Allah için yaşayanları mirasçı kılacağımız cennet budur.
BASAİRUL KUR’AN




HABERE YORUM KAT