Dr. Zohair Abdul-Rahman / Yaqeen Institute
Çeviri: Barış Hoyraz – Haksöz Haber
İman yoluyla bağımlılığın üstesinden gelmek: “İbn el-Kayyim’in Rehabilitasyon Programı” -1
İbn Kayyim, arzuların tek başına bir kişiyi kaçınılmaz olarak yıkım yoluna sürükleyeceğini savunur. Arzular, ancak akıl, dürüstlük ve din gibi diğer faktörlerle birleştiğinde verimli sonuçlara yönlendirilebilir. Kişi, arzusu konusunda ahlaki bir motivasyona (dürüstlük) sahip olmalı, rehberlikten (din) yararlanmalı ve doğru kararı (akıl) vermelidir. Bu üç unsur eksik olursa, arzular kişiyi yoldan saptıracaktır.
Giriş bölümünde İbn el-Kayyim, bu eserin amacını, "dini rehberliğin hikmetini kavrayarak arzular ile akıl arasında bir uyum sağlamak” olarak tanımlamaktadır.
“Onlara, O’nun (Allah’ın) kendilerinden ihtiyaç duyduğu hiçbir şey emredilmez. Onlara yönelik O’nun (Allah’ın) cimriliğinden dolayı da hiçbir şey yasaklanmaz. Aksine, O’nun emirleri onlara yönelik lütfu (ihsan) ve merhametinden (rahmet) kaynaklanır; yasakları ise onları korumak ve muhafaza etmek içindir. İşte bu nedenle, arzular ile akıl arasında bir uyum sağlamak amacıyla bu kitabı kaleme aldık. [Arzular ile akıl arasındaki] barış antlaşması tamamlandığında, kulun nefsine ve şeytana karşı direnmesi kolaylaşır.”35
İbn el-Kayyim, okuyucunun dini rehberlikteki hikmeti kavrayabilmesi için hukuk, ahlak, teoloji ve maneviyatı birbirine bağlar. Halkın İslam hakkında sahip olduğu yaygın bir yanılgı, İslam’ın yalnızca neyin caiz (helal) neyin haram olduğuna dair keyfi kurallar dizisi olduğu yönündedir. İbn el-Kayyim, vahiy yoluyla gelen hukukun, insan arzularını yıkımdan uzaklaştırıp mükemmelliğe yönlendirerek hayatın gelişmesi için tasarlandığını savunur.
Bu aynı zamanda, inananların akıl ve dini rehberlikten yararlanarak direnmelerini sağlayan rehabilitasyon çerçevesinin temel unsurlarını da önceden ortaya koyar. İbn el-Kayyim, arzuları hayatın doğal bir parçası olarak gördüğü ve bunların kötüye kullanım nedeniyle düzensiz hale gelebileceğini düşündüğü için, bu çerçeve doğru bir şekilde “rehabilitasyon” olarak adlandırılabilir. Kişi, hayattaki amacının ne olduğunu ve bunu nasıl gerçekleştireceğini bilmediğinden, rehberlik olmadan bu kötüye kullanım kaçınılmazdır. Dolayısıyla, amaçları ve çabaları arzular tarafından yönlendirilir. Ölümden sonraki yaşamın son derece ciddi sonuçlarının farkında olunmaması durumunda, arzuyu dizginlemeye yönelik etik motivasyonlarının gücü de önemli ölçüde azalır.
Ölümden sonraki yaşamın son derece ciddi sonuçlarının farkında olunmaması halinde, arzuyu düzenlemeye yönelik etik motivasyonlarının gücü de önemli ölçüde zayıflar.
İbn el-Kayyim, ıslahın yanı sıra, etik ve manevi güçlerin geliştirilmesinin bireylerin arzunun karanlık yönlerine karşı etkili bir şekilde direnmelerini nasıl sağladığını da anlatır. Fiziksel egzersize benzeterek, irade gücünü güçlendirmek için sorun teşkil etmeyen arzular karşısında günlük olarak sağlıklı bir direnç rejimi uygulanmasını önerir. Her ne kadar buna atıfta bulunmasa da, oruç tutmak bu amaçları yerine getiren tanınmış bir İslami uygulamadır.
Abdullah b. Mes’ud şöyle rivayet eder: “Gençtik ve malımız yoktu; Peygamberimizin yanındaydık. Allah’ın Elçisi şöyle dedi: ‘Ey gençler! Aranızdan evlenebilecek olan evlensin; çünkü bu, bakışlarını indirmelerine ve iffetlerini korumalarına yardımcı olur. Evlenemeyen ise oruç tutsun; çünkü oruç onun için bir kalkan olur.’” 36
Arzudan bağımlılığa
Akıllı insan, arzularına bağımlı (mudmin) olanların, artık bu arzular yoluyla zevk alamadıkları ve aynı zamanda onlardan uzak duramadıkları bir duruma dönüştüklerini bilmelidir. Arzularına kapılmanın yaşamları için bir zorunluluk haline geldiği bir duruma ulaşırlar. İşte bu yüzden, alkol bağımlısı ya da seks bağımlısının, bir kişinin bu davranışları ölçülü bir şekilde sergilediğinde normalde yaşadığı zevkin onda birini bile yaşamadığını görürsünüz. Bu durum, bağımlılığın gerektirdiklerini aramaya çalışan kişiyi yıkıma sürükler. Eğer arzunun lekesi ortadan kaldırılsaydı, mutluluğun geleceğini sandığı yerden üzüntü duyduğunu, neşenin geleceğini sandığı yerden keder duyduğunu ve zevk alacağını sandığı yerden acı çektiğini kesinlikle anlardı. Dolayısıyla o, yemi almaya çalışan tuzağa düşmüş bir kuş gibidir. Ne yemi elde edebilir ne de tuzaktan kurtulabilir.
Yorum
İbn el-Kayyim’in bağımlılık için kullandığı terim “mudmin”dir; bu terim, modern Arapçada günümüzde anladığımız şekliyle resmi bağımlılığı tanımlamak için kullanılmaktadır. Klasik anlayışa göre ise bu terim, “Bir şeye alışkanlık haline getirmiş kişi; içkinin mudmini, içmeyi bırakamayan kişidir” şeklinde tanımlanıyordu.37 Bu terimi Sünnet’te de görürüz: “İçki bağımlısı, putlara tapan kişiye benzer,”38 “Bu dünyada içki içen ve tövbe etmeden bağımlı olarak ölen kişiye, ahirette içecek [hiçbir şey] verilmeyecektir.”39
Bu rivayetler ışığında şunu belirtmek önemlidir: “mudmin” terimi, günümüzde anladığımız anlamda psikolojik bağımlılığı değil, bir şeye kasıtlı ve alışkanlık haline getirilmiş şekilde kullanımını genel olarak tanımlamak için kullanılmıştır.
Bağımlılık, ruh sağlığı uzmanlarının ruhsal hastalıkları teşhis ederken kullandıkları başlıca referans olan Tanı ve İstatistik El Kitabı 5. Baskı’da (DSM-5) resmi bir psikiyatrik tanıdır. “Madde kullanım bozukluğu” olarak adlandırılır ve 11 kriter içerir:
- Maddeyi önerilenden daha fazla miktarda veya daha uzun süre kullanmak.
- Madde kullanımını azaltmak ya da bırakmak istemek ancak başaramamak.
- Maddeyi temin etmek, kullanmak veya kullanımın etkisinden kurtulmak için çok fazla zaman harcamak.
- Maddeyi kullanma arzusu ve dürtüsü.
- Madde kullanımı nedeniyle iş yerinde, evde veya okulda yapmanız gerekenleri yerine getirememek.
- İlişkilerde sorunlara yol açsa bile maddeyi kullanmaya devam etmek.
- Madde kullanımı nedeniyle önemli sosyal, mesleki veya eğlence amaçlı faaliyetlerden vazgeçmek.
- Madde sizi tehlikeye atsa bile tekrar tekrar kullanmak.
- Maddenin neden olduğu veya daha da kötüleştirdiği fiziksel ya da psikolojik bir sorununuz olduğunu bilseniz bile maddeye devam etmek.
- İstediğiniz etkiyi elde etmek için daha fazla maddeye ihtiyaç duymak (tolerans).
- Maddenin daha fazla alınmasıyla hafifletilebilen yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması.
Bağımlılığın ciddiyeti, bir kişiye uyan kriterlerin sayısına göre belirlenir (Hafif: 2-3; Orta: 4-5; Şiddetli: > 6). Yukarıdaki kriterlerden yola çıkılarak, bağımlılığın dört alanı tanımlanmıştır: fiziksel bağımlılık, riskli kullanım, sosyal sorunlar ve kontrol bozukluğu.
Fiziksel bağımlılık, beyindeki ödül yollarının tekrarlı aktivasyonu nedeniyle meydana gelen nörobiyolojik değişiklikleri ifade eder.40 Bu değişikliklerden biri “tolerans” olarak tanımlanır ve DSM-5’te listelenen 10. kriterdir. Tolerans, aynı miktardaki uyarıcının tekrarlı kullanım nedeniyle daha az etki yaratmasıyla ortaya çıkar.41 Bağımlılık, bireyin madde olmadan fizyolojik olarak dengesiz hale geldiği “yoksunluk belirtileri” ile kanıtlanır.42
Kontrol bozukluğu, riskli kullanım ve sosyal sorunlar, bağımlılığın davranışsal belirtilerini oluşturur.
İbn el-Kayyim, bağımlılığa dair şiirsel ancak akademik açıdan kesin kavramsallaştırmasında bu dört almanın tümüne derinlemesine atıfta bulunur.
İbn el-Kayyim’in bu pasajda iki bağımlılık kategorisinden bahsetmesi de dikkat çekicidir: davranışsal (örn. cinsellik) ve maddeye bağlı (örn. alkol). Bir maddeye değil de bir davranışa bağımlı olma kavramı henüz yeni yeni kabul görmeye başlamaktadır ve bunun madde bağımlılığıyla ilişkisi hararetli bir şekilde tartışılmaktadır.43 DSM-5, “Maddeyle İlgili ve Bağımlılık Bozuklukları” adlı geniş bir tanı kategorisi içermektedir. Maddeyle İlişkili Olmayan Bozukluklar adlı bir alt bölüm bulunmakta olup, bu bölümde şu anda yalnızca kumar bozukluğu yer almaktadır. İnternet oyun bozukluğu, daha fazla araştırma yapılması gereken bir alan olarak belirtilmiştir.44 DSM-5 dışında, sosyal ağ kullanımı, pornografik içerikler izleme ve çevrimiçi alışveriş gibi diğer sorunlu internet davranışları da kabul görmektedir.45 Daha önce de belirtildiği gibi, ICD-11’de kompulsif cinsel davranış bozukluğu (CSBD) adlı bir kategori yer almaktadır.46
Kur’an’ın alkolü (madde) ve kumar oynamayı (davranış) bir arada ele alması ilginçtir:
Ey iman edenler! Şüphesiz ki içki, kumar, (Allah’tan başkasına adak sunmak için) taş sunaklarda kurban kesmek ve okla fal bakmak, şeytanın işlerinden gelen bir pisliktir; öyleyse, kurtuluşa ermek için bunlardan uzak durun.47 (5 Maide Suresi 90)
Bu ayet, terapistler tarafından büyük ölçüde göz ardı edilen bağımlılığın temel bir boyutuna ışık tutmaktadır. Manevi bir bakış açısıyla, hem maddeler hem de davranışlar, bağımlılığın oluşumu ve sürdürülmesinde ortak bir şeytani yolu paylaşmaktadır. El-Alûsî, 5:90 ayeti hakkında şöyle yorumlamaktadır: “Bu, onun (şeytanın) eylemlerinden kaynaklanır; zira o, cazibesi (tazyīn) ve ayartmasıyla (taswīl) buna neden olur. Ayrıca, ‘-dan’ (min) kelimesinin kaynağı gösterdiği de söylenir; yani bu, onun eylemlerinden kaynaklanır.”48
Ampirik araştırmalardan yararlanırken, beyindeki sinirsel ilişkilerin bilinçli durumlarla yalnızca birer korelasyon olduğunu anlamak önemlidir. Akılda tutulması gereken önemli bir bilimsel aksiyom, ‘korelasyon, nedensellik anlamına gelmez’dir.49 İki şeyin birbiriyle ilişkili olması, aralarında nedensel bir ilişki olduğu anlamına gelmez. Bu ilişkiyi açıklamak için hesaba katılmamış üçüncü bir değişken olması mümkündür. Örneğin, dondurma satışları köpekbalığı saldırılarıyla ilişkilidir.50 Bu, dondurma tüketmenin köpekbalıklarının insanlara saldırmasına neden olduğu anlamına mı gelir? Hiç de değil. Aksine, verilerin mantıklı bir yorumu şudur: Yaz aylarında insanlar dondurma tüketme ve denizde yüzme olasılıkları daha yüksektir. Dolayısıyla, hem dondurma satışlarında hem de köpekbalığı saldırılarında bir artış olacaktır. Köpekbalığı saldırılarındaki artışın nedeni, basitçe denizde bulunan insan sayısının artmasıdır.
Bilincin sinirsel karşılıkları konusuna geri döndüğümüzde, bu sorun daha da belirgin hale gelir. Nörotransmiterler gibi fiziksel bir şey, bilinçli deneyim gibi fiziksel olmayan bir şeyi nasıl ortaya çıkarabilir?51 Bu, David Chalmers gibi bilim felsefecilerinin on yıllardır farkında olduğu ve “bilincin zor sorunu” olarak adlandırılan bir sorundur.52 Bu, beyni ne kadar çok incelersek o kadar çok keşfedeceğimiz ampirik bir “kayıp halka” meselesi değildir. Aksine, bu, niteliksel olarak farklı iki alan—nesnel ve öznel—arasındaki bağlantıyı anlamaya çalışmakla ilgili bir sorundur. Thomas Nagel, 1980 tarihli “Yarasa olmak nasıl bir şeydir?” başlıklı eserinde, yarasa bilimi örneğini kullanarak bu sorunu ünlü bir şekilde açıklamıştır. 53 O, nesnel veriler aracılığıyla yarasalar hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek öğrenelim, onların bilinçli öznel deneyimlerinden habersiz kalacağımızı açıklıyor. Bilimsel çalışmanın bilinci anlamadaki bu başarısızlığı, fiziksel olmayan bir şeyi tanımlamaya çalışırken karşılaştığı sınırlamaları göstermektedir.
İşte bu nedenle, insanların neden belirli davranışlara veya maddelere bağımlı hale geldiğini anlamaya çalışırken yalnızca nörobilimsel bakış açılarına güvenemeyiz. Şeytani güçlerin arzularımız aracılığıyla yaptığı manipülasyon, bağımlılığın bilinçli deneyiminin temel bir unsurudur. Bu durum, 1900’lerin başlarında psikanalitik akım tarafından da fark edilmişti. Çağdaş bir Jungcu analist olan David Schoen, bağımlılık danışanlarıyla olan deneyimleri üzerine şöyle düşüncelerini dile getirir: “İnsanların buna çekilmesinin nedeninin, inanılmaz bir güç ve enerjinin cazibesi, hayal edilemez bir özgürlüğün cazibesi, statü, hakimiyet ve prestij arzusunun nihai tatmini ve insanüstü bir gücün vaadi olduğuna inanıyorum.”54
Daha sonra şöyle anlatıyor: “Birçok bağımlı kişi, dozu olmadan kendilerini tamamen yetersiz ve güçsüz hissettiklerini anlatan hikâyeler ve deneyimler paylaşıyor. Bazı erkek ve kadınlar, alkol veya uyuşturucu olmadan sosyal cesarete ya da özgüvene sahip değilken, bunlar varken kendilerini yenilmez, güçlü ve kendinden emin hissediyorlar.”55
Bu, şeytanın insan bilincine fısıldadığı ilk sözler ışığında büyüleyici bir iç görü niteliğindedir,
Derken şeytan ona fısıldayıp şöyle dedi: 'Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi/yok olması mümkün olmayan bir saltanatı göstereyim mi?56 (Taha Suresi 120)
Ancak Şeytan, onlara gizli olan mahrem yerlerini açığa çıkarmak için fısıldadı. Dedi ki: “Rabbiniz bu ağaçtan size yasak koydu; bunun tek nedeni, melek olmanız ya da ölümsüz olmanızdır.”57 (Araf Suresi 120)
Bu bireysel faktörlerin yanı sıra, bağımlılık sorununun ortaya çıkmasında, devam etmesinde ve şiddetlenmesinde toplumun da önemli bir rolü vardır. Yoksulluk, parçalanmış aileler, istismar ve diğer kronik sosyal stres faktörleri, bir toplumdaki belirli grupları madde ve/veya davranış bağımlılığına karşı özellikle savunmasız hale getirebilir.58 Bu sorun, alkol59, tütün60, kumar61, pornografi62-63 ve hatta ilaç şirketleri gibi milyonlarca dolarlık endüstriler tarafından bu savunmasızlıklar istismar edildiğinde daha da büyür.64
Şeytani güçler ile arzularımızın esiri olmak arasındaki açık bağlantı göz önüne alındığında, bilim camiasının sunduğundan daha gerçekçi bir çerçeveye dayanan Müslümanlar için bir rehabilitasyon programı düşünmemiz gerekir. Bu çerçeve, insan bilinciyle ilgili İslamî dünya görüşünün temel unsurlarını içerir. Bu proje, bir sonraki bölümde İbnü’l-Kayyim tarafından ele alınmaktadır.
Dipnotlar:
35. Ibn al-Qayyim, Rawḍat al-muḥibbīn, 19.
36. Al-Bukhārī, Ṣaḥīḥ al-Bukhārī, no. 5066.
37. Ibn Manẓūr, Lisān al-ʿArab (Beirut: Dār Ṣādir, 1993), 13:159.
38. Sunan Ibn Mājah, no. 3375.
39. Ṣaḥīḥ Muslim.
40. Samuel Turton and Anne Lingford-Hughes, “Neurobiology and Principles of Addiction and Tolerance,” Medicine 44, no. 12 (2016): 693–96.
41. J. Vetulani, “Drug Addiction. Part II. Neurobiology of Addiction,” Polish Journal of Pharmacology 53, no. 4 (2001): 303–18.
42. George F. Koob, “The Neurobiology of Addiction: A Neuroadaptational View Relevant for Diagnosis,” Addiction, 101 (2006): 23–30.
43. Mark D, Griffiths, “Behavioural Addiction and Substance Addiction Should Be Defined by Their Similarities Not Their Dissimilarities,” Addiction 112, no. 10 (2017): 1718–20.
44. Marc N. Potenza, “Non-Substance Addictive Behaviors in the Context of DSM-5,” Addictive Behaviors 39, no. 1 (2014).
45. Potenza, “Non-Substance Addictive Behaviors.”
46. Mauer-Vakil and Bahji, “Addictive Nature of Compulsive Sexual Behaviours.”
47. Qur’an, 5:90, Sahih International translation.
48. Al-Alūsī, Rūḥ al-Maʾānī (Beirut: Dār al-Iḥyāʾ at-Turāth al-Arabī), vol. 7, p. 16.
49. Zachary M. Laubach, Eleanor J. Murray, Kim L. Hoke, Rebecca J. Safran and Wei Perng, “A Biologist’s Guide to Model Selection and Causal Inference,” Proceedings of the Royal Society B 288, no. 1943 (2021): 20202815.
50. Zach, “Correlation Does Not Imply Causation: 5 Real-World Examples,” Statology, November 5, 2021, https://www.statology.org/correlation-does-not-imply-causation-examples/.
51. Alva Noë and Evan Thompson, “Are There Neural Correlates of Consciousness?” Journal of Consciousness Studies 11, no. 1 (2004): 3–28.
52. David Chalmers, “The Hard Problem of Consciousness,” The Blackwell Companion to Consciousness, 2017, 32–42.
53. Nagel, T. (1980). What is it like to be a bat?. In The Language and Thought Series (pp. 159-168). Harvard University Press.
54. David E. Schoen, The War of the Gods in Addiction: C. G. Jung, Alcoholics Anonymous, and Archetypal Evil (N.p.: Chiron Publications, 2020), location no. 1523.
55. Schoen, The War of the Gods in Addiction, location no. 1531.
56. Qur’an, 20:120, author’s translation.
57. Qur’an, 7:20, Sahih International translation.
58. Ewald, D. R., Strack, R. W., & Orsini, M. M. (2019). Rethinking addiction. Global Pediatric Health, 6, 2333794X18821943.
59. Karnani, A. (2013). Impact of alcohol on poverty and the need for appropriate policy. Alcohol: Science, Policy and Public Health, 354.
60. Brown-Johnson, C. G., England, L. J., Glantz, S. A., & Ling, P. M. (2014). Tobacco industry marketing to low socioeconomic status women in the USA. Tobacco control.
61. Markham, F., & Young, M. (2015). “Big gambling”: the rise of the global industry-state gambling complex. Addiction Research & Theory, 23(1), 1-4.
62. McKee, A. (2007). The relationship between attitudes towards women, consumption of pornography, and other demographic variables in a survey of 1,023 consumers of pornography. International Journal of Sexual Health, 19(1), 31-45.
63. Peter, J., & Valkenburg, P. M. (2016). Adolescents and pornography: A review of 20 years of research. The Journal of Sex Research, 53(4-5), 509-531.
64. Hadland, S. E., Rivera-Aguirre, A., Marshall, B. D., & Cerdá, M. (2019). Association of pharmaceutical industry marketing of opioid products with mortality from opioid-related overdoses. JAMA network open, 2(1), e186007-e186007.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.