
Müfessirler bu âyet-i kerîmeye farklı mânâlar vermişler:
1: Allah’ın gazabına uğrayarak yıkıma uğratılmış, helâk edilmiş her bir kasaba halkının artık bir daha dünyaya geri dönmesi mümkün değildir. Çünkü artık Allah tarafından onların defterleri dürülmüştür. Allah’ın gazabına uğrayarak helak olan bu insanlara artık bir daha denenme fırsatı tanınmaz. Öyleyse ey insanlar, Rabbinizin yıkımı, helâki gelip de defteriniz dürülmeden önce Rabbinize kulluğa dönün. O’nun elçilerinin örnekliğinde sâlih ameller işlemeye ve Rabbinizi kendinizden razı etmeye çalışın.
2: Helâk ettiğimiz, yıkıma uğrattığımız her bir kasaba halkı mutlaka dirilerek yaşadıkları hayatın hesabını ödemek üzere Bizim huzurumuza gelmemeleri, Bizim sorgulamamızdan kurtulmaları asla mümkün değildir. Herkes dirilecek ve Bizim huzurumuza gelecektir.
“Hepsi sonuçta bize döneceklerdir” dedikten sonra ayetlerin akışı bu şehirleri ayrıca sözkonusu etmektedir. Çünkü onların dünyada yok edilmeleri, artık işlerinin bittiği, hesaplarının bütünüyle görüldüğü düşüncesini uyandırabilir. Bu yüzden bu şehirlerin halklarının Allah’ın huzurunda toplanacakları, O’na dönecekleri kesin bir ifadeyle vurgulanmaktadır. Dönmeme olayının imkânsızlığı, kesin bir ifade ile ve böyle bir şeyin olması haramdır şeklinde dile getirilmektedir. Bu cümle oldukça ilginç ve alışılmadık bir yapıya sahiptir. Bu yüzden Ayeti açık anlamını gözönünde bulundurarak yorumlamak doğrudur.
FİZİLALİL KUR’AN
Râzî’nin bu ayetle ilgili öne çıkardığı temel izahlar ve yorum mantığı şöyledir:
1. "Lâ" Edatının Gramer ve Mana Açısından İncelenmesi
Ayet metninde geçen "ennehum lâ yerci'ûn" ifadesindeki negative edat olan "lâ" üzerine Râzî iki ana izah getirir:
Zâide (Pekiştirme Edatı) Kabul Edilmesi: "Lâ" edatı burada zâidedir; yani cümleye olumsuzluk katmak için değil, manayı tekit edip pekiştirmek için gelmiştir. Bu durumda mana: "Helâk ettiğimiz belde halkının ahirette hesabını vermek üzere bize dönmeleri kaçınılmazdır/vaciptir" şeklinde olur.
Olumsuzluğun "Haram" Kelimesiyle Birleşmesi: "Haram" kelimesi Arapçada sadece "şer'î yasak" değil, aynı zamanda "imkânsız, memnu, engel olunmuş" anlamına da gelir. Dolayısıyla mana: "Onların dünyaya geri dönüp de tekrar salih amel işlemeleri imkânsız kılınmıştır" biçiminde şekillenir.
2. Ayetin İki Temel Yorum Yönü
Fahreddin er-Râzî, müfessirlerin görüşlerini derleyerek ayeti iki ana boyutta ele alır:
Dünyaya Dönüşün İmkânsızlığı (Tevbe Fırsatının Bitişi):
İnkârı ve zulmü sebebiyle dünyada helâk edilen ya da ölüm vakti gelip çatan bir topluluğun artık dünyaya geri dönmesi, kaçırdığı fırsatları telafi etmesi veya tevbeye yönelmesi çimkânsızdır. Ölüm ve helâk gerçekleştikten sonra dînî teklif (imtihan) biter.
Ahirette Allah’a Dönüşün Kaçınılmazlığı:
Eğer ayetteki helâk ve mahşer süreci birlikte düşünülürse; inkârcıların "Yok olup gittik, artık diriltilmeyiz" algısı yıkılır. Allah’ın helâk ettiği bu toplulukların kıyamet günü diriltilip O’nun huzuruna ve adaletine rücu etmemesi (dönmemesi) imkânsızdır.
Özetle Râzî, bu ayetin hem inkârcılar için ikinci bir dünya hayatı şansının bulunmadığını kesin bir dille reddettiğini (tenasüh/reenkarnasyon gibi batıl inançları iptal ettiğini) hem de ahiretteki adalet huzurundan kaçışın mümkün olmadığını gösterdiğini ifade eder.
TEFSİRİ KEBİR