Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu
Daha derin kaz Netanyahu!
Gazze’de dar bir şeride sıkıştırılmış 2 milyon civarındaki Filistinlinin üzerine havadan tonlarca bomba yağdırarak on binlerce çocuk ve kadını katletmede pek mahir olan soykırımcı Netanyahu Suriye üzerinden Türkiye’yi hedef alarak adeta betona pike yapıyor. İsrail “düşman” seçerken çok dikkatli olmalı, yanlış bir seçimin sonuçları “ölümcül” olabilir.
Amerika’ya arkasını dayayarak İsrail’i bölgenin sözde egemeni yapmak gibi bir hâyâl kuran Netanyahu Suriye’nin merkezi yönetime dayalı istikrarlı bir devlet olmasının önünü kapatmaya çalışıyor. Siyonistler merkezi bir yönetim yerine etnik bileşenlerine bölünmüş bir Suriye’nin uysal koyun gibi olmasını bekliyorlar. İsrail, Esed rejimi devrildikten sonra Suriye’nin hem askeri alt yapısını, hem de toplumsal yapısını tahrip etmeye çalışıyor.
Ankara’nın mevcut yönetimle işbirliğini düşmanca bir hamle olarak gören Netanyahu kuş beyniyle Türkiye’ye ayar verdiğini vehmediyor. Netanyahu o kadar şımarmış bir vaziyette. Burnunun ucunu göremeyecek kadar kendinden geçmiş olan Netanyahu ateşle oynuyor.
Sovyetler Birliği’nin kurucu lideri Lenin’in “Süngülerle yoklayın. Eğer yumuşak bir şeyle karşılaşırsanız ilerleyin; çelikle karşılaşırsanız geri çekilin” diye meşhur bir sözü var. Lenin’in tam olarak böyle söylediği tartışmalı olsa da cümle bu şekilde kaynaklara girmiş bulunuyor. Bu cümle daha çok erken Sovyet stratejisinin kabul görmüş bir özeti olarak kabul ediliyor.
Diğer yandan bazı kaynaklarsa Lenin’in, 20 Eylül 1920’de Bolşevik Merkez Komitesi’nin 9. Konferansı’nda “Polonya proletaryasının devrime hazır olup olmadığını süngüyle yoklamak”tan bahsettiğini belirtirler. Şimdiki şekli ve anlamıyla cümleyi ilk kez 1975’de CIA ile bağlantılı meşhur Amerikalı gazeteci Joseph Alsop’un kullandığı söylenir. Alsop, bir yazısında “Onlar (Sovyetler) Lenin’in tavsiyesine uyarak, yumuşak görünen her durumu süngüyle yokluyorlar ve ancak süngüler çeliğe çarptığında geri çekiliyorlar” demiş.
ABD Başkanlarından Richard Nixon ise hayatını anlattığı kitabında(1978) Alsop gibi Sovyetler’in faaliyetlerine atfederek kullanmasıyla bu cümle şöhret kazandı. Bu cümle rakibin kuvvet ve direnç dengesini test etmeyi anlatan ünlü bir taktik benzetme olarak kullanılıyor.
Keza bu cümle siyasî ve askerî stratejide “karşı tarafın direncini yoklama ve zayıflık sezerse üzerine gitme, sert ve güçlü bir dirençle karşılaşırsa geri durma/geri çekilme” taktiğini ifade eden bir aforizmadır. Bu aforizma Vladimir Putin’le ilgili olarak da sık sık gündeme getiriliyor.
Amerika’daki siyaset stratejistleri de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki mücadelede bu aforizmadan yola çıkarak “Onları süngüyle yoklayın, zayıf noktalarını bulun, sonra da oraya saplayın” tavsiyesi yapıyorlar. Anlayacağınız, türlü türlü kullanımı var bu aforizmanın.
İsrail de Suriye’de aynı şeyi yapıyor, aklınca Türkiye’yi test ediyor. Türkiye’nin ağır başlılığını, itidalini, bölgede huzur ve sükunun hakim olmasına yönelik çabalarını sekteye uğratmaya çalışıyor. Siyonist bir stratejiste göre son saldırı münferit bir olay değil, Suriye’nin geleceği ve Ortadoğu’daki yeni güç dengesi üzerine yürütülen daha geniş çaplı bir kampanyanın parçası.
Bir diğer siyonist yazar ise Şam hükümetinin Suriye’yi birleştirmesini, ordusunu ve hava savunma sistemlerini yeniden kurmasını İsrail için çok ciddi bir tehdit olarak gösteriyor. İsrail’in Kürtler’i, Dürziler’i, Nusayriler’i ve Hıristiyanlar’ı kullanması gerektiğini savunan yazar şöyle devam ediyor: “İsrail, Suriye’yi birbirinden izole hedeflerin bir toplamı olarak görmeyi bırakmalıdır. Tehdidin kaynağı tek bir hava üssü, konvoy ya da silah deposu değildir. Tehdidin kaynağı rejimin kendisidir. El Şaraa rejiminin iktidarda kalmasına izin verilemez”.
Soykırımı bile İsrail’in “kendini savunma hakkı” olarak yutturmaya çalışan Netanyahu ve avanesi egemen bir devlet olarak Suriye’nin kendi savunma kapasitesini geliştirmeye çalışmasını “tehdit” olarak görüyor. Cani Netanyahu canının istediğinde bombalayabileceği, işgal edebileceği, azı dişlerini geçirebileceği zayıf, parçalanmış bir Suriye hâyâl ediyor.
Soykırımcı Netanyahu bir çukurun içerisinde süngüyle eşelemeye devam ederek aslında kendi çukurunu kazıyor. Netanyahu daha derin kazarak sarsılmaz bir çelikle karşılaştığında bu çukurdan çıkamayacağını hesap edemeyecek kadar aklı gitmiş, gözü dönmüş durumda.
Tarih, güvendiği dağlara kar yağan zalimlerin akıbetleri konusunda ziyadesiyle öğreticidir. Bu akıbet hayatları söndürülmüş on binlerce çocuğun ahını alan Netanyahu için de mukadderdir.