1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İfrat ve tefrit arasında kaybolan itidal
İfrat ve tefrit arasında kaybolan itidal

İfrat ve tefrit arasında kaybolan itidal

Ramazan Kayan, modern çağın aşırılıkları teşvik eden yapısının bireyleri ve toplumu ifrat ve tefrit arasında savurarak denge, istikamet ve kardeşlik zeminini tahrip ettiğini ifade ediyor.

27 Mart 2026 Cuma 18:32A+A-

Ramazan Kayan/Milat Gazetesi

Uçların uçurumu

Yaşamakta olduğumuz modern zamanları “Aşırılıklar Çağı” diye isimlendirsek bilmem yerinde bir tanımlama olur mu?

Adeta uçlarda gezinmek, uç ve uçuk düşüncelerle zihinsel anaforlara savrulmak ciddi anlamda kabul görüyor…

Uçarı tiplerin ilgi gördüğü bir dünyada insanın dengesi, düzeni, disiplini kalmıyor…

Evet, istikrarsızlığın, intizamsızlığın, istikametsizliğin, itidalsızlığın en büyük sebebi uçlara savrulmaktan dolayıdır… Uçlarda gezinenlerin ayarı, miyarı, mizanı yok...

Uçların tehevvürü, tekebbürü, taassubu toplumsal dokumuzu, kardeşlik iklimimizi, ümmet ufkumuzu karartıyor…

Aşırı tipler, aykırı kişilikler kırıp döküyor… Siz toparlamaya çalışsanız bile güç yetiremiyorsunuz...

Uçlara savrulunca hırslar konuşur… Nefisler savaşır…

Kinler birikir… İtidal, intizam, ihtimam kalmaz…

Aşırı sevgi körleştirir… Aşırı nefret taşlaştırır…

Aşırı korku köleleştirir… Aşırı arzu azgınlaştırır… Aşırı ihtiras vicdanı bitirir…

Her aşırılık fıtrata vurulmuş bir darbedir… Aşırılıklar parçalayıcıdır... Aklı, ruhu, kalbi, iradeyi, fıtratı, vicdanı, kimliği, kişiliği, kardeşliği parçalar…

Uçlarda yaşamak sadece kişisel bir zaaf değil, toplumsal çatışmaların, ümmet içi çekişmelerin, ayrışmaların, kırılmaların, krizlerin temel nedenidir...

Aşırıların başkasını anlama, dinleme diye bir derdi yoktur…

Bildiğini dayatma, itham ve ilzam vardır…

Çünkü aşırı anlayışta olanlar kendi yorumlarını, yollarını mutlaklaştırırlar… Tek doğru, tek kurtuluş kendi yürüdükleri yerdir…

En büyük yanılgı zaten buradan başlıyor...

Hakikate uzak düşmenin en ciddi sebebi de budur… Kardeşlik yolunda yürürken en önemli tehdit ifrat ve tefritlerdir… Kişisel ve grupsal asabiyet ve arzulardır...

Uçlarda gezinenler keskindir, katıdır, ilkeli olmak adına acımasızdır...

Evet, ciddi bir İslami müktesebatı, ilmi donanımı olmayanların en büyük handikapı uçlara savrulmak... Sabiteler kayıyor, ilkeler aşınıyor, değerler yozlaşıyor...

Peki neden?

Çoğu zaman uçlarda gezinmek cazip geliyor, ilgi görüyor, hatta prim yapıyor... Aşırılıkları alkışlayanlar da çok… Kimin değirmenine su taşıdıklarının farkında bile olmuyorlar… Uçlarda gezinmek biraz da işin kolayına kaçmaktır, yani basitliktir…

Yeni bir şeyler söylemek adına mecrasından kopanlar... Derin analizler, çarpıcı yorumlar üretmek adına sürekli kulvar değiştirenler çok okumuş olsalar da olgunlaşamıyorlar...

Marjinalleşmede marifet arayanlar zamanla marazi hallere maruz kalıyorlar...

Bir taraftan militanlaşanlar diğer yanda aşırı mülayimleşenler mutedil duruşu gölgeliyorlar...

Ruhbanlaşma ile radikalleşmenin katı duvarlarını aşıp rabbânileşme köprülerini kurmak gittikçe zorlaşıyor…

Aşırı dünyevileşme ile aşırı münzevileşme kulluk dengemizi sürdürmede zeminimizi kayganlaştırıyor…

Bazen sınırları zorlamak gerekebilir, tabii ki haddi aşmamak şartı ile...

“Vasat ümmet” olma kararlılığımızı tahkim etmemiz gerekiyor… “Muktesid ümmet” bilincini yaygınlaştırmamız zorunluluk arz ediyor... Aksi takdirde uçların esiri olmaktan kurtulamayız, kemale doğru yol almamız da mümkün olmaz...

Malumunuz; Hıristiyanlık ve Yahudilik eksen kaymasına uğrayınca, ana mecradan kopunca insanlığı yeniden ‘Sırat-ı müstakime’ irşad için İslam geldi… Yoksa beşeriyet ‘Dall’ ve ‘Mağdub’ çukurlarından nasıl kurtulacaktı?

Bugün sevadı azamın yolunu yeniden salık vermemiz gerekiyor...

Ne yazık ki ömrümüzün çoğu uçları törpülemekle geçti, daha güzel şeyler üretmeye vaktimiz yetmedi…

Gerçekten çok yorulduk... Uçları tartışmaktan, yontmaktan, orta yola ikna etmekten... Bu mevzular enerjimizi aldı, ruhumuzu yıprattı, heyecanımızı kırdı...

Aşırı evcilleşen kardeşlerimiz sosyal hayattan adeta soyutlandılar...

Aşırı işkolik olan insanlarımızın tek derdi iş hayatı oldu...

Aşırı politize olan yeteneklerimiz siyasi entrikaların kurbanı oluverdiler...

Entelektüel dünyanın enteresan takıntıları mahalleden uzaklaşmalarına neden oldu...

Hâsılı kelam, uçlarda gezinenlerin ne temsiliyeti ne de etkili bir tebliğ becerisi kalmıyor...

Biliyorum uçlardan kurtulmak kolay değil… İhlas ister, istikamet ister, irade ister, bilinç ister...

Tüm peygamberlerin yapmaya çalıştığı, insanlığı uçların uçurumundan kurtarıp itidal ve istikamete ikna etmektir...

Hakikat uçlarda değil, o iki uç arasındaki ince çizgide saklıdır...

 

HABERE YORUM KAT