Gerek müziklerinin kalitesiyle, gerekse meydanlarda haksızlıklara karşı müziğiyle haykırarak, dikkatleri üzerine çeken bir isim ile... Grup Yürüyüş ile farklı bir söyleşi yaptık. (MuRaKaBe)
GRUP YÜRÜYÜŞ: "YAŞADIĞIMIZ AN'A TANIKLIK EDİYORUZ!"
*MuRaKaBe*: Grup Yürüyüş kimdir, kaç kişiden oluşuyor ve ne kadar zamandan beri birlikte "Yürü"yorsunuz, anlatır mısınız?
Grup Yürüyüş: Grup Yürüyüş olarak, Mayıs 2004'te çalışmalara başlamıştık. Daha önce de birkaç yıl Özgür-Der Müzik Grubu olarak müzikle, amatör düzeyde iştigal içindeydik. 2005 yılı sonlarında "Umuda Yürüyüş" adlı ilk albümümüzü yayınladık. İlk etapta Mehmet Ali Aslan, Necmettin Asma, İbrahim H. Balçık ve Adnan Asma ile birlikte başlayan yürüyüşümüz; grup içinden yetişen Hayrettin Akkuç ile birlikte devam etti. İlk albümümüzden sonra İbrahim kardeşimiz göç nedeniyle fiilen çalışmalardan ayrılmak zorunda kaldı. Onun yerine Enbiya Tunalı'nın katılmasıyla yine beş kişiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. İnşAllah son olarak bu Ramazanın ilk haftasında "Adanış Günü" adıyla ikinci albümümüzü yayınlamış olduk.
*MuRaKaBe*: Grubunuz nasıl oluştu?
Grup Yürüyüş: Irak işgaliyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz'de de ABD karşıtı ciddi etkinlikler yapılmaya başlanmıştı. Hakeza Filistin'de Aksa İntifadası'nın ardından hız kazanan işgalci İsrail vahşetine karşı da kitlesel tepkiler veriliyordu. Bu ve benzeri etkinliklerde ezgiler-marşlar söyleyerek bir araya geldik. Gitar, bağlama ve flüt çalan üç arkadaşa bir de ritimci eklenince Özgür-Der Müzik Grubu olarak sahne almaya başladık. Olumlu tepkiler ve bu işi daha kurumsal yapmamız yönündeki teşvikler ile Grup Yürüyüş oluşmuş oldu.
*MuRaKaBe*: Neden "Yürüyüş"?
Grup Yürüyüş: Protesto yürüyüşleri vb. etkinliklerde sahne almamız zaten doğal olarak bizi bu ifadeye yaklaştırmıştı. Ayrıca bir sürekliliği, devingenliği, yolda olmayı ifade ettiği için bu ismi tercih ettik. Sahne aldığımız yerler ise sadece salonlardan ibaret değildi. Meydanlar, miting alanları, parklar vb… Yürüyüş herhalde bizi en iyi ifade edecek bir isimdi.
*MuRaKaBe*: Sanırım asıl işiniz müzik değil. Müziğe nasıl başladınız?
Grup Yürüyüş: Evet, hepimizin asıl işleri çok farklı. Hatta denebilir ki müzik çalışmalarımız için şartları oldukça zorluyoruz. İstanbul şartlarında bir grup olarak ortak vakit ayırmanın zorluğunun yanı sıra günlük mesaimizi özel mesleklerimizde tüketmemiz göz önünde bulundurulursa çalışmalar için ne kadar ince eleyip sık dokumak zorunda kaldığımız anlaşılabilir. Ancak bu konuda yapılması gereken bir şeylerin olduğunu düşündüğümüz için şartlarımızı zorluyoruz. Sahip olduğumuz İslami kimliğimiz tüm insanlık için mesaj içeriyor. Bu mesajı sanat yoluyla insanlara ulaştırabilmeyi bir sorumluluk addediyoruz. Şiir, tiyatro, sinema, fotoğraf vb. sanat dalları ile nasıl bu mesaj taşınması gerekiyorsa, müzik ile de taşınmalıdır. Öyle ki müziğin dinleyen üzerinde bıraktığı etki ve motive edici boyutu bu sanat dalının ihmal edilmemesi gerektiğini düşündürüyor bizlere.
Müzikle iştigal olmamızın bütün amacı bu mesajı duygulara hitap ederek iletmek ve Müslüman bir ümmet olarak yaşadıklarımızı nağmelere dökerek an'ın tanıklığını yapabilmektir. İşte bu nedenle başladık müziğe ve çabalarımız bu yönde devam edecek inşaALLAH..
*MuRaKaBe*: Ezgilerin söz ve müzikleri kime ait?
Grup Yürüyüş: Yeni albümümüzle birlikte şu ana kadar iki albüm yayınladık. Ezgilerin çoğunun söz ve müzikleri bize ait. Bunun yanı sıra her iki albümümüzde de kendi bestelerini icra eden misafir sanatçı kardeşlerimiz var.
*MuRaKaBe*: Ezgilerinizde genelde hangi enstrümanları kullanıyorsunuz?
Grup Yürüyüş: Bunu albüm ve konser şeklinde ikiye ayırarak cevaplamak gerekiyor. Biz sahnede canlı müzik icra ediyoruz. Ancak takdir edersiniz ki albümde olduğu gibi zengin bir orkestra imkânımız maalesef yok. İlk albümde oldukça zengin bir orkestra kullandık. Batı sazlarının yanı sıra, doğu sazları da yaygın bir şekilde kullanıldı. Yeni çıkan ikinci albümümüzde, ilk albümü aştık ve vurmalılardan üflemelilere, yaylılardan tellilere çok daha çeşitli enstrümanlar kullandık. Konserlerde ise grup elemanlarının icra ettiği enstrümanlarla iktifa ediyoruz. Bunları da klasik ve akustik gitar, bağlama, yan flüt, bendir-darbuka ve yeni kullanmaya başladığımız elektro davul olarak sıralayabiliriz. Ayrıca elektro gitar ve yaylı tamburuyla Ali Saran adlı kardeşimiz de çeşitli etkinliklerde bizimle birlikte oldu.

"YAPTIĞIMIZ MÜZİĞİ 'İSLAMİ MÜZİK' OLARAK NİTELENDİRİYORUZ!"
*MuRaKaBe*: Bir ara "Yeşil Pop" deniyordu şimdi "Muhafazakâr Müzik" denen bir terim gündemde. Neden bu tarz müziklerin türünü dinleyenler belirliyor? Buna göre sizin müzik türünüzün adı nedir?
Grup Yürüyüş: Aslında buna tür belirlemek denemez. Belki yakıştırma denebilir. Müslüman camiada 90'lı yılların başında bant tiyatrolarıyla başlayan enstrümansız müzik ve ardından klavye ile yapılan ve ney, bağlama gibi enstrümanların renk saz olarak kullanıldığı bir sürecin dahi çok sancılı ve tartışmalı geçtiğini, büyüklerimizden dinliyoruz.
Daha sonra 90'lı yılların ortalarında ülkemizde popüler müziğin de etkisiyle pop müzik altyapısı ve kalıplarının bu camia içinden yetişen Müslüman sanatçılar tarafından kullanılması "yeşil pop" yakıştırmasını getirdi. Yakıştırmanın haklılığı-haksızlığı ya da bu tartışmanın gerekliliği-gereksizliği bir yana bunun tür olarak kullanılması doğru değil. Şimdi pop kalıplarıyla müzik icra eden ve sözleri de sosyalist düşünceden izler taşıyan bir müzisyene "kızıl pop"çu mu demek gerek? "Muhafazakâr müzik" ifadesi ise hepten muğlâk.
Temelde şöyle bir sorun var bizim camiada: Yaptığımız müziğin türü nedir? Klasik mi, pop mu, rock mı, arabesk mi, etnik mi, ilahi mi vs... Hiçbirisine benzememek adına bizim camiada yapılan müziğe "ezgi" denildi. Tıpkı Ahmet Kaya ile birlikte sol kesimde ortaya çıkan "özgün" ifadesi gibi. Oysa ezgi de özgün de bir müzik türü değiller. İçlerinde çok çeşitli müzik türlerini barındırabiliyorlar. Kaldı ki rock şarkıların da heavy metal şarkıların da popun da bir "ezgi"si ve kendi içindeki önemli bir kısmın "özgün"lüğü var. Ancak bu adlandırmalarda, icra edilen müziği piyasa müziğinden ayrıştırma hassasiyetinin de belirgin olduğunu söylemek gerek. Bu hassasiyet önemli olmakla birlikte ezgi ya da marş gibi nitelemelerin ve "yeşil pop" gibi yakıştırmaların "tür" olarak kullanılmasındaki sorunlar görülebilmeli.
Bize gelince: Biz daha önceden de altını çizmiştik; yaptığımız müziğe "İslami müzik" diyoruz. Burada elbette ki bir tür olarak kullanmıyoruz bu ifadeyi; bir niteleme bu. Yani "Belli akor kalıpları ve gam dizisi olan; belli ritimleri olan bir türdür İslami müzik!" gibi bir iddiamız yok; zaten olamaz da. Aksine bunu sadece bir sıfat olarak kullanıyoruz; teknik bir terim olarak değil. Sözler ve verilmek istenen mesaj, İslami bir kaygı taşıdığı için bu şekilde nitelendiriyoruz. Elbette bu "tekel" bir kullanım da değil. Yani "Bizim yaptığımız müzik İslami'dir; başkası olamaz!" gibi bir iddiamız da yok ve olamaz da. Bu kaygıları taşıyan ve Kur'an'ın açık mesajına aykırı içeriği olmayan tüm müzisyen kardeşlerimizin de yaptıkları çalışmaları böyle adlandırıyoruz.
Örneğin bizim şarkılarda da, Grup Genç'te de, Ömer Karaoğlu'nda, Kardeşlik Çağrısı'nda ve diğer müzikle hemhal dostlarımızda da sadece bir tür bulamazsınız. Yeri gelmiş rock melodileri kullanılmış, kimi şarkılarda arabesk unsurlar, bazısında ilahi, bazısında klasik, birçok zaman marş kalıbı kullanılmış vs... Ancak kaygı ortak. Farklı türlerden istifade edilerek bir endişe dile getiriliyor.
Tevhid ve adalet ilkelerine ters düşmedikçe, ilahi vahye mugayir olmadıkça "İslami müzik" olarak nitelemek taraflısıyız.
*MuRaKaBe*: Sizinle yapılan bir söyleşide 'hedef kitlenizin İslami Camia' olduğunu söylemişsiniz. Neden ilk önce İslami kesim? Müziğinizle her kesime mesajınızı ulaştıramaz mıydınız?
Grup Yürüyüş: Hayır, 'öncelikle İslami camia' demiştik. Genel anlamda tüm insanlık olduğunu da vurgulamıştık. Peki, "Neden İslami camia öncelikli?" diye soracak olursanız, bunun da doğal olduğunu, çünkü böyle bir camia içinden çıktığımızı ve öncelikle mesajımızı bu camianın sahiplenmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Yaptığımız müziğin genele şamil olması, elbette ki en büyük arzumuzdur. Bu şartlarda bunun gerçekleşmesinin zor olduğunun bilincindeyiz. Gerek çalışmalarımızın çok daha nitelikli olması gerektiği, gerekse herkese ulaşabilmek için kullanmamız gereken medya ağının bizim müziğimize açık olmaması gibi faktörler de buna neden olarak sıralanabilir. Ancak asla bizi sadece İslami kesim dinlesin gibi bir ölçütümüz, sınırımız yok!.. Bilakis farklı kesimlerin dinlediğini duymak mutluluk veriyor. Nitekim ilk albümümüzden "Kara Gözlüm" adlı eserimiz sol bir radyoda en çok istenen parçalar listesinde haftalarca üst sıralarda yer almıştı. Bundan rahatsızlık duyulabilir mi?..

"MÜZİKLE, İSLAM'IN EVRENSEL MESAJI ANLATILABİLİR!"
*MuRaKaBe*: "İslam'ı anlatmak için müziğe döndüm" diyen Yusuf İslam'ın bu değişimini nasıl buluyorsunuz?
Grup Yürüyüş: Hayırlı olur inşallah! Özellikle Batı toplumuna sahih İslam'ı müziğiyle anlatabilirse ne mutlu ona!.. Hatta buna çok daha önce başlaması gerektiğini dahi söyleyebiliriz. Pespayeliği ve yozlaşmayı besleyen önemli bir damar olan müzik, Batı'da adeta bir din gibi yaşanıyor. Bu alanda hakikati işlemek, erdemi anlatmak, İslam'ın evrensel mesajını taşımak ve elbette ki bunun şahitliğini yapmak salih bir amel olsa gerek.
*MuRaKaBe*: Farklı kesimlerden olumlu ya da olumsuz ne tür eleştiriler alıyorsunuz?
Grup Yürüyüş: İlk albümümüz genel anlamda beğenildi. Yaşadığımız sorunların dile getirilmesi ve hayatın içinden seslenmemiz, şarkıların canlılığı, çeşitli konuları ele almamız vb. konularda olumlu tepkiler getirdi. Yaptığımız müziğin önemsendiğini ve bu şekilde çalışmalara devam etmemiz gerektiğini gördük. Konserlerde canlı müzik icra etmemiz ve amatör düzeyde de olsa enstrümanları kendimiz çalmamız ve şarkı aralarında verdiğimiz mesajlar da genel anlamda beğeniyle karşılanıyor. Öte yandan tarzın çok özgün olmadığı, şarkı sözlerinin daha derinlikli olması gerektiği ve ilk albümle ilgili olarak teknik sorunların olduğu vb. eleştiriler de aldık, almaktayız. Bununla birlikte Türkçenin yanı sıra Arapça ve Kürtçe eserlere yer vermemiz de çoğu zaman takdirle karşılanırken bazı konserlerde bu duruma fevri de olsa olumsuz tepki gösterenler de oldu.
*MuRaKaBe*: Bir sitede sizin 'çoğunlukla Özgür-Der etkinliklerinde ve eylemlerinde' sahne aldığınız yazıyordu. Eylem denince insanda farklı bir çağrışım uyanıyor. Bundan kısaca bahsedebilir misiniz?
Grup Yürüyüş: Müslüman kimliği bilgi-inanç-eylem ile kaim olur. Rabbimiz Kitab-ı Kerimi'nde iman ile birlikte her daim salih ameli de zikreder. "Salih amel" ifadesi tıpkı cihad, tevekkül, sabır vb. Kur'anî kavramlarımız gibi maalesef çok dar anlamda kullanılıyor. Oysaki bu kavram namaz, oruç, infak, zekât, yardımlaşma vb. ibadetleri karşıladığı gibi; "Hayatın bütünü bir ibadettir!" şiarıyla da tüm eylem-etkinliklerimizi de kapsar. Bu anlamda Allah (c) için yapılan her eylem/etkinlik bir salih ameldir ve ibadet bilinciyle yapılmalıdır.
Özgür-Der etkinlik ve eylemleri de bu bağlamda kimi zaman Rabbimizin emri olan başörtüsünü yasaklayan zalimlerin zulmüne karşı çıkmak, kimi zaman Afganistanlı, Iraklı, Filistinli kardeşlerimizle dayanışmak, kimi zaman tüm müminler için "usvetu'n-hasene" olan Rasulullah Muhammed (s)'in mücadelesini kavramak, kimi zaman Kur'an'ı anlama çalışmaları yapmak ya da yaşadığımız çağın sorunlarını kavramak yönünde eğitsel ve kültürel aktivitelerde bulunmak yönünde seyrediyor. Söz konusu edilen bu ve benzeri eylem-etkinlikler olsa gerek.
*MuRaKaBe*: ABD ve İsrail aleyhtarı çalışmalarınızla sizin Grup Yorum'a benzediğiniz söyleniyor. Siz buna ne diyorsunuz?
Grup Yürüyüş: Zaten az önce tarzın özgünlüğüyle ilgili eleştiriden kastımız da buydu. Bu yöndeki eleştirileri sıklıkla duyduğumuz için bu konuyu burada açmak isteriz. Doğrudur, bu yönde tepkiler alıyoruz. Ancak kimisi bunu olumluluk olarak yansıtıyor, kimisi de olumsuzluk olarak. Çok farklı dünyalara sahip olsak da muhalif duruşuyla ve söylediklerinin bedeli her neyse arkasında duran tavrıyla Grup Yorum'un başarılı bir müzik grafiği var. Elbette yıllara dayanan tecrübe ve birikimi... Grup Yorum'un Türkiye'de sadece mevcudu eleştiren değil, aynı zamanda örgütlü bir mücadele içerisinde bulunup da şarkılarında hep talep eden ve gelecek umudu aşılayan müziğin ilk başarılı icrası olduğu söylenebilir. Gruptan kimi arkadaşlarımızın da yaptığı müziği beğenerek dinlediği Yorum'dan etkilenmediğini söylemek doğru olmaz. Bunu tabii olarak görüyoruz.
Öte yandan yaşadığımız sorunların benzeştiği birçok alan/konu var. Benzer folklorik bir havayı soluyoruz ve birçok durumda benzer tepkiler veren bir mücadele geleneğimiz var. Onlar da ABD karşıtı biz de! Onlar da Filistin direnişini sahipleniyor, bizim daha fazla sahiplenmemiz lazım! Onlar da işkenceye, milliyetçi dayatmaya, hak ihlallerine tavır alıyor; biz de! Doğal olarak yapılıp edilenler benzeşebiliyor. Bunu olumsuzluk olarak addetmiyoruz. Zaten bizden çok orijinal, külliyen özgün bir şeyler beklenmesi müzikal tecrübe ve birikimimiz göz önünde bulundurulduğunda gerçekçi olmayacaktır.
Ancak bu konuda şunun altını da çizmek isteriz: Yaptığımız müziğin salt Grup Yorum'dan esinlendiğini söylemek çok ciddi haksızlık olur. Evet, Yorum müziğini önemsiyoruz ve etkilendiğimiz doğru ancak iki albümümüzde de Filistin ve Lübnan direnişinin müzikal tecrübesi de var, İran devrim müziklerinin de... Türkiye'de yapılan ezgi-marşların etkisi de var, rock müziğin de... Hatta Grup Yorum'un da esinlendiği Latin Amerika marş düzenlemelerinin de etkisi olduğu söylenebilir. Kaldı ki yaptığımız parçalarda asla birilerine benzesin gibi bir kaygımız yok. Herkeste olduğu gibi bizde de dinlediğimiz müziklerden etkilenme doğal olarak olacaktır.

YENİ ALBÜMDE "ERGENEKON" ŞARKISI DA VAR!
*MuRaKaBe*: Son albümünüzde güncel konulara da değinmişsiniz. Parçalarınızda vermek istediğiniz mesajlarınıza dikkat çekebiliyor musunuz? Yapılan emeğe değdiğini düşünüyor musunuz?
Grup Yürüyüş: Evet, sanatın yaşadığı çağa tanıklık etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için ilk albümde başörtüsüne, sokak çocuklarına, Filistinli çocuklara, Felluce'ye, Guantanamo, Cenk Kalesi ve Ebu Gureyb'e dikkat çektiğimiz gibi bu albümde de yine devam eden başörtüsü yasağına, Kürt sorununa, asit kuyularına atılanlara, ağıt yakan annelere, darbecilere, Ergenekonculara, paşaları ve çeteleri koruyan yargı düzenine de dikkat çektik. Destansı Gazze direnişini unutmadık; Mescid-i Aksa'nın tehlikede olduğu çığlıklarına karşı Aksa'yı sahiplenmeye çağırdık; Lübnanlı minik Vaad'e ağıt yaktık. Bizzat yaşadıklarımızın tanıklığını yapmak istiyoruz. Yarına müzikal bir belge de olsun istiyoruz. Çünkü unutulması en zor olandır şarkılar. Bunu sorumluluk addediyoruz; elbette emeğimizin karşılık bulması, şarkıların ses getirmesi bizi daha da motive edecektir.
*MuRaKaBe*: Bu albümünüzde kimlerle çalıştınız ve nasıl tepki bekliyorsunuz diye sorsak…
Grup Yürüyüş: "Adanış Günü" albümünün özverili bir çalışma olduğunu düşünüyoruz. Çok kısıtlı imkânlara rağmen, oldukça renkli ve zengin içerikli bir albüm yapmaktı tüm amacımız ve gayretimiz. Öyle olduğunu da umuyoruz. Gerek gündeme getirdiği konular, gerekse müzikal altyapısı bizi memnun etti. İnşallah, tüm dinleyenler tarafından beğenilir. Elbette ki eleştirilmesi gereken yerler de olacaktır. Bu eleştirilerin bizimle paylaşılmasından memnuniyet duyacağımızı belirtmek isteriz.
Albümde emeği geçen isimlere de elbette ki değinmeden olmaz. Aranjeleri birlikte yaptığımız İsmail Ergenler ve Nizamettin Türeyenci kardeşlerimiz (Bu hafta Gönülerleri Buluşmaları İftar Programında GRUP İSTANBUL olarak kürsüye çıkacaklar -M-) albümün müzik yönetmenliğini yaptılar. Nizamettin Türeyenci ayrıca bir bestesini de albümde yorumladı ve koro kayıtlarımıza katıldı. Bu iki kardeşimizle güzel bir birlikteliğimiz oldu. Kardeşlik Çağrısı grubundan Yaşar Burak, yeni Kürtçe bestesini Murat Tekin ile birlikte seslendirdi. Bir şarkımızın finaline de güzel bir ağıt yaktı. Grup Genç'ten Murat Polat kardeşimiz tüm koro kayıtlarımızda bulundu. Ayrıca albümün bağlamalarını çalarak desteğini sundu. Bünyamin Doğruer ağabey, ilk albümümüzde olduğu gibi bir şiirini okudu. Mehmek Pamak ağabey de Arapça esere Türkçe hitap etti. Orkestra organizesini Hamdi Akatay yaptı. Birçok enstrümanı tanınmış stüdyo müzisyenleri icra etti. Ayrıca Abdulbaki Kömür, bizlere Ey Şehit isimli eseri yeniden yorumlama olanağı verdi. Bir de bir eserimizin sözlerini Murat Soyak'ın bir şiirinden aldık. 13 eserin yer aldığı albümün tüm kayıtları Stüdyo Can'da yapıldı. Ve tabi ki çalışmamız boyunca Haksöz Dergisi ve Özgür-Der ailesinin desteklerini her zaman yanımızda hissettik…
*MuRaKaBe*: Bize hedeflerinizden ve ümitlerinizden bahseder misiniz?
Grup Yürüyüş: Öncelikle her Müslüman gibi, Müslümanca yaşayıp İslam üzere ölmeyi ümit ediyoruz. Özel anlamda konulu bir albüm yapmak istiyoruz. Yeni albümümüz "Adanış Günü" beklediğimiz ilgiyi görürse inşaALLAH önümüzdeki çalışma tek bir konuyu etraflıca, önemli süreçleriyle birlikte ele almak olacak. Tabi bu şu an niyet aşamasında. Başkaca niyetlerimiz ve projelerimiz de var ancak bu alanda bir şeyler üretmek çok zor. İnternetin, mp3'ün yaygın olduğu bir ortamda çalışmalarınız ciddi anlamda akamete uğrayabiliyor. Biz tabii ki şartlarımızı zorlayacağız, üstümüze düşeni yapmaya çalışacağız. Ancak maliyeti çok yüksek işler yapıyoruz ki, bu da zorunlu olarak üretimlerimizin desteklenmesini gerekli kılıyor.
*MuRaKaBe*: Sizi dinlemek isteyen sevenleriniz kaset veya CD'lerinizi nasıl temin edebilirler?
Grup Yürüyüş:Albümlerimizi temin etmek isteyen kardeşlerimiz Ekin Yayınları ve Haksöz-Haber web sitesi üzerinden iletişime geçebilirler. Ekin Yayınları'na 0212 524 10 28 nolu telefondan ve www.haksozhaber.com adresinden ulaşabilir; [email protected] e-mailinden sipariş verebilirler. Ayrıca Özgür-Der şubeleri ve Azim Dağıtım'dan da albümlerimize ulaşılabilir. Bizimle de yapımı tamamlanmak üzere olan www.grupyuruyus.org adresinden ve [email protected] e-mailinden iletişime geçebilirler.
*MuRaKaBe*: Çok geniş alanlara hitap edip sesini duyuran, Gönülerleri Mail Grubumuzdaki üyelerimize bir mesajınız var mı acaba?
Grup Yürüyüş: Tüm üye kardeşlerimize selamlarımızı sunarız. Kendilerine nice hayırlı paylaşımlar, istişare temelli çalışmalar diliyoruz. Tabii ki albümlerimizle ilgili eleştirilerini, önerilerini bizlere iletmelerini istiyoruz. Gönülerleriyle bizleri buluşturduğu için de sizlere içtenlikle teşekkür ediyoruz. Son olarak Kur'an ve arınma ayı Ramazanın tüm kardeşlerimize hayırlar getirmesini niyaz ediyoruz.
*MuRaKaBe*: Zulme ve zalimlere karşı göstermiş olduğunuz böylesi etkili çalışmalarınızdan ve yoğun emek sarf ederek hazırladığınız; birlik, beraberlik, dayanışma, inanç, kardeşlik ve mutlak bir sorumluluk hissi uyandıran parçalarınızdan dolayı siz GRUP YÜRÜYÜŞ'e, Gönülerleri Mail Grubu adına çok teşekkür eder, başarılarınızın katlanarak devam etmesini dileriz. "Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!" (Âl–i İmran, 147), "Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar." (Muhammed, 7)
Bu ayetlerin sahibi olan ALLAHU TEÂLÂ; O'nun yolundaki bu yürüyüşünüzde ayaklarınızı sabit kılıp tüm işlerinizde sizin yar ve yardımcınız olsun…
MuRaKaBe / Gönülerleri Mail Grubu

