Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu
Batı, Siyonist yerleşimlere göz yummaya devam edecek mi?
İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimlerin adım adım genişlemesinden de “Batı” sorumludur. Batı rejimleri İsrail’i caydıracak bir adım atmaktan veya müeyyide getirmekten hep kaçınmıştır. Batı’dan gelen yardımlar yasa dışı Siyonist yerleşimlerin ayakta kalmasında önemli rol oynuyor. Sözde iki devletli çözümü savunan Batı’lı rejimler “Filistin Devleti” için zeminin ortada
Amerika’da yasa dışı yerleşimlere yatırımlar veya yerleşimci kuruluşlara bağış için yapılan kampanyalarsa uzun süredir zaten devam ediyor. Michael Fuchs, Dış İşleri Konseyi’nin(CFR) yayın organı “Foreign Affairs” dergisinde 6 Ağustos’ta yer alan yazısında Amerikan desteğinin İsrail’in Batı Şeria’yı kademeli ilhaka teşvik ettiğini ve sistematik baskı yoluyla Filistinlilerin barış umutlarını aşındırdığını belirtiyordu. Michael Fuchs sıradan biri değil, Obama ve Biden dönemlerinde Beyaz Saray’da, Dış İşleri Bakanlığı’nda üst düzey görevler yapan bir isimdir.
Söz konusu yazısında Amerikan desteğinin İsrail için “açık çek” haline dönüştüğüne dikkat çeken Fuchs “Son birkaç yılda bu destek, İsrail’in Gazze’de BM’nin bir araştırma heyetinin ‘soykırım’ olarak nitelendirdiği eylemi gerçekleştirmesine imkân sağladı” diyordu.
İngiltere’ye gelince, “Declassified UK” bu yılın başlarında, Gazze soykırımı sırasında 2 binden fazla İngiliz vatandaşının İsrail ordusunda görev yaptığını ortaya çıkarmıştı. Yapılan şikayet başvurularında çifte vatandaşlar dahil 10 İngiliz vatandaşının Gazze’de İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) adına savaşırken savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlediği belirtiliyordu. Bu askerlere yöneltilen suçlamalar arasında “kasıtlı öldürme, soykırım, sivillere saldırı ve nüfusun sürgüne gönderilmesi veya zorla nakli” gibi uluslararası suçlar yer alıyordu.
“Londra Emniyet Müdürlüğü (Met)” ilk olarak soruşturmanın kapsamını kimliği tespit edilebilen dört İngiliz vatandaşıyla sınırlandırmış ise de Nisan 2026’da şikâyetçilere herhangi bir cezai soruşturma yürütülmeyeceğini bildirmişti. Ancak geçen ay Londra Emniyet Müdürlüğü bu tutumunu değiştirerek dört İngiliz vatandaşıyla ilgili olarak “yeni bir kapsam belirleme çalışması”nın yürütüleceğini duyuruyordu. Bu adım kamuoyu baskısının etkili olmaya başladığını gösteren bir gelişmeydi. Diğer yandan çok sayıda Amerikan vatandaşının da İsrail Ordusu’nda asker olarak yer alarak Gazze’deki soykırıma iştirak ettikleri biliniyor.
Keza İngiltere’de sözde hayır kuruluşları aracılığıyla yasa dışı Siyonist yerleşimcilere malî yardım yapılmasıyla ilgili şikâyetler de daha önce geçiştirilmişti. “Declassified UK” sitesinde 5 Ağustos’ta yer alan haberdeyse “Yardım Kuruluşları Komisyonu”nun yasa dışı yerleşimlere milyonlarca Sterlin aktardıkları gerekçesiyle sekiz kuruluş hakkında soruşturma başlattığı belirtiliyordu. “Komisyon” bu sekiz kuruluşun isimleriniyse nedense saklı tutuyor.
Declassified’ın “daha önce eşi benzeri görülmemiş bir adım” olarak nitelediği bu gelişme hakkında konuşan İşçi Partisi milletvekili Grahame Morris “İngiliz vergi mükelleflerinin, insanların Batı Şeria’daki yasadışı İsrail yerleşim yerlerine taşınmasına yardım eden bir örgütü finanse ediyor olabileceği düşüncesi beni dehşete düşürüyor” diyordu.
İngiltere Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi İşçi Partisi Milletvekili Abtisam Muhammed ise en az 32 yardım kuruluşunun yasa dışı yerleşimleri finanse ettiğine dair kanıtlar bulunduğunu belirtiyordu. Abtisam Muhammed “Komisyon”un yasa dışı yerleşimlere malî katkılarda bulunan kuruluşların tamamının soruşturulması gerektiğini söylüyordu.
Siyonist gruplar yasa dışı yerleşimlere malî yardımların kesintiye uğramasından endişe duyduklarını belirterek İsrail’in İngiliz hükümeti nezdinde müdahalede bulunmasını istiyorlar. Dini Siyonistler’e göreyse bu soruşturmalar uluslararası bağış toplama çabalarını baltalama riski taşıyor ve Batı Şeria’daki yerleşimci “Tevrat Okulları”nın malî istikrarını tehdit ediyor.
Bu soruşturmaların Londra’nın Filistin Devleti’ni tanımasının ve yasa dışı yerleşim yerleriyle bağlantılı faaliyetlere destek verilmesini yasaklayan politikasıyla ilgili olduğu belirtiliyor. İşçi Partisi içindeki sıkı İsrail yanlısı kanat ise soruşturmaların sonuç vermemesi için çalışıyor.
ABD’de olduğu gibi İngiltere’de de İsrail aleyhinde değişen kamuoyu baskısının kolayca göz ardı edilemeyeceği anlaşılıyor. Batı’da İsrail’e destek siyaseten “yakıcı” olmaya başlamıştır.
