
Bu, peygamberlerin kıssalarındaki sabır unsuruna işaret ediyor.
Hz. İsmail, Rabb’inin kendisinin kurban edilmesi emrine karşı sabretmiş ve Rabb’inin emrine teslim olarak şöyle demişti:
“Babacığım sana emredileni yap, İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın. (Saffat Suresi, 102)
İdris peygambere -selâm üzerine olsun- gelince. Daha önce de belirttiğimiz gibi, ne zaman ve nerede yaşadığı bilinmiyor. Onun ölümünden sonra Mısırlılar’ın ibadet ettikleri insanlara ziraat ve sanatı öğreten ilk öğretmendir diye çeşitli efsaneler çıkardıkları “Oziris” olduğu söylenmektedir. Ama bu görüşü doğrulayacak bir kanıt yok elimizde. Şu halde onun da sabırda çeşitli örnekleri bulunan, örnek gösterilecek kişilerden olduğunu, bu yüzden Allah’ın kalıcı kitabında kendisinden söz edilmeyi hakettiğini bilmemiz gerekir.
Zülkif’e gelince, onun da yaşadığı zamanı ve yeri belirleyemiyoruz. İsrailoğullarına gelen peygamberlerden biri olduğuna ilişkin görüş daha çok tercih edilmektedir. Zülkif için sabırlılık niteliğinin kesinlik kazanmasa için Kur’an ayetine bakmamız gerekir:
“Her üçünü de rahmetimizin kapsamına aldık.”
Surenin akışı içinde onlardan söz edilmesinin maksadı da buydu.
FİZİLALİL KUR’AN
Zemahşerî, el-Keşşâf adlı tefsirinde Enbiyâ Sûresi 85 ve 86. ayetlerini lügat, belâgat ve peygamberlerin öne çıkan ahlaki vasıfları açısından şöyle ele alır:
1. İsmail, İdris ve Zülkif'in Sabrı
Zemahşerî, bu üç peygamberin bilhassa sabır vasfıyla öne çıkarılmasını, karşılaştıkları ağır imtihanlara bağlar:
Hz. İsmail: Babası Hz. İbrahim tarafından kurban edilme emriyle sınandığında teslimiyet göstermiş, Allah'ın emrine boyun eğerek sabrın en üstün örneğini sergilemiştir.
Hz. İdris: İlk dönemlerin zorlu şartlarında hak dini tebliğ ederken kavminin eziyetlerine ve davetin ağırlığına sabretmiştir.
Hz. Zülkif: Kendisine verilen ağır mesuliyetlere, insanlara adaletle hükmetme görevine ve nefsin isteklerine karşı sabır gösterip ahdine sadık kalmıştır.
2. Rahmete Kabul Edilmeleri
Ayet-i kerimedeki "Onları rahmetimize kabul ettik" ifadesini Zemahşerî, Allah'ın onlara dünyada peygamberlik ve lütuf, ahirette ise yüksek dereceler ve cennet bahşetmesi şeklinde açıklar. Bu ifade, onların gösterdiği sabır ve itaatin bir sonucu olarak ilahi koruma ve ihsan altına alındıklarını gösterir.
3. "Salihlerden Olma" Vasfı
Zemahşerî, ayetin sonundaki "Şüphesiz onlar salih kimsedendi" cümlesinin bir tescil niteliğinde olduğunu belirtir. Buradaki salihlik; amellerinde ihlaslı olmaları, kulluk görevlerini eksiksiz yerine getirmeleri ve fesat ile günahtan tamamen uzak durmaları anlamına gelir. Sabırlarının temelinde de bu salih amel bilinci yatmaktadır.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ
