Roohi Tahir / Yaqeen Institute
Çeviri: Barış Hoyraz – Haksöz Haber
1. Bölüm
Giriş
Gazze’de şiddetle devam eden yıkıcı soykırımın ortasında, enkazın arasından dünyanın dört bir yanındaki insanların kalplerini büyüleyen, yok edilemez bir ışık parlıyor: Gazze halkının inancı ve direnci. Bu, ilk savaş değil. Ne yazık ki, bu da bir zorba işgalci tarafından yerli bir halkın etnik temizliğe maruz kalmasının ilk örneği değil. Ancak, bu sosyal medyanın hâkim olduğu bir dönem; bu sayede dışarıdan bakanlar, yaşanan yıkıma daha önce hiç görülmemiş bir şekilde tanık olabiliyorlar. Sık sık açık hava hapishanesi ve toplama kampı olarak tanımlanan Gazze, rehin tutulmuş durumda ve şu anda açlıkla karşı karşıya; su, gıda, yakıt ve tıbbi bakım gibi hayatta kalmak için gerekli temel ihtiyaçlara erişimi neredeyse hiç yok.1 Binlerce masum sivilin, bunların önemli bir kısmı kadın ve çocuk olmak üzere, acımasızca katledilmesi korkunç ve akıl almaz bir durumdur.2
Yine de onların umudunu görüyoruz. Hayatta kalanlar, her seferinde her şeylerini kaybetmelerine rağmen mucizevî bir şekilde ayağa kalkıp yaşamaya devam edebiliyorlar. Bunlar sıradan insanlar değil; haysiyetleri ve cesaretleri ekranlarımızdan parıldıyor. Müslüman çoğunluktan oluşan bu halk, Allah’ın bahşettiği her nefes için şükrederek ve cennette sevdikleriyle yeniden bir araya geleceklerine olan inançla onları toprağa veriyorlar. Gözleri ve kalpleri, gelecek olan sonsuz hayata odaklanmıştır. Gazze halkı, bu dünyanın modern sekülarizmin iddia ettiği gibi her şeyin başı ve sonu olmadığını bilerek yaşıyor. Dünyanın büyük çoğunluğu tarafından ihanete uğrayıp terk edilmiş olan bu insanlar, kendi çaresizliğine göz yuman ve çığlıklarını görmezden gelen adaletsiz bir dünyanın acı gerçekliğiyle yüzleşiyor.
Yine de kararlılıklarını koruyorlar. İnançları susturulamaz. İster genç ister yaşlı olsunlar, sesleri, korku ve şikâyetlerini Yüce Allah’a yöneltirken, pes etmeyi reddederek sabır göstermenin gerçek zaferi sağladığına dair bir inanç taşıyorlar. Şükürleri, kıt ve çaresiz koşullarına rağmen bu hayattaki en büyük nimet olan ilahi rehberliğe zaten kavuştukları inancına sıkı sıkıya dayanıyor. Bu nedenle, gelecek olan ebedi mükâfata tüm yürekleriyle çaba harcıyorlar. Bu, Allah’a ibadetleri, O’na kulluk etmeleri ve O’na güvenmeleriyle ortaya çıkmaktadır. İşte bu, eyleme dönüşmüş imandır; işte İslam budur: Allah’a tam teslimiyet. Sabırlıdırlar, şükrederler ve Allah’ın cennet vaadine güvenirler. İşte bu, gözyaşları ve gülümsemeler arasında yüzlerinde ve geride kalanların yüzlerinde belirgin bir şekilde görülen iç huzur ve memnuniyetin kaynağıdır.
Bu makale, böylesine örnek teşkil eden bir iman ve dayanıklılığı ilham veren ve ortaya çıkaran ilahi rehberliğin dönüştürücü doğasını vurgulamaktadır. İlahi rehberliğin yalnızca Gazze halkını değil, tüm insanlığı nasıl ilham verdiğini ortaya koyan bu makale, Kur’an’ın geçmişte ve günümüzde samimi hakikat arayışçılarının imanına, karakterine ve kararlılığına yaptığı derin ve zamansız etkiyi ele almaktadır.
Hakikat arayışçıları ve Kur’an’ın insanları
Gazze’deki yıkıma ek olarak, daha önce hiç görülmemiş bir şekilde hakikat için verilen bir mücadeleye tanık oluyoruz. Kamuoyundaki anlatının kontrolü için, çelişkili medya haberlerinin günlük bombardımanı ve siyasi liderlerin işledikleri zulmü meşrulaştırmak, destek toplamak ve kendi kamu imajlarını güçlendirmek için yaptıkları küstah girişimler eşliğinde, hayati önem taşıyan bir savaş sürüyor. Samimiyet, dürüstlük ve güvenilirlik artık nadir hale geldi. Bununla birlikte, gerçeği kendimiz ayırt edebilmek için her birimizin içinde yaşanan içsel mücadelenin farkındalığı da artmaktadır. Bu, her bireyin kalbi ve zihninde vermesi gereken, içimizdeki en ince sese bile yakından kulak vermeyi gerektiren bir öz-inceleme düzeyiyle sürdürülen ebedi bir mücadeledir. Gerçeği savunmak, bu hayatın amacı ve arayışıdır; aynı zamanda ahirette kurtuluşa ulaşmanın tek yoludur. Gerçeğe yönelik mücadele, siyasi arenayla sınırlı kalmaz; hayatın her alanına uzanır; hiç kimse gerçeklerden yüz çevirmekten ya da ondan saptırılmaktan muaf değildir ve bunu yapmak çok ağır sonuçlar doğurur. İşte bu nedenle, bizi ‘Doğru Yol’ olan gerçeğe bağlı tutması için her gün Allah’a yalvarmamız emredilmiştir.3
Bu hayatın gerçekliğini, insan uygarlığının tarihini ve insanın yanılabilirliğini anladığımızda, gerçeğin dirençle karşılanacağını bekleriz. Tıpkı ulusların yükseliş ve çöküşlerini, bu dünyanın zorbalarının da aynı şekilde gelip geçtiğini bildiğimiz gibi, gerçeğin her zaman yalanın üstesinden geldiğini de biliriz. Gerçeği savunma mücadelesi, bu dünyadaki her şeyden daha ağır basar ve her şeyden daha uzun sürer. Dolayısıyla, İslam’ın özünü kapsayan Kur’an’ın en kısa ama en derin surelerinden birinde Allah şöyle buyurur: “Zamanın akışına yemin ederim ki! İnsanlık büyük bir kayıptadır; ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerini hakka ve sabra teşvik edenler hariç.”4
Ünlü âlim İbn el-Kayyim (ö. 751/1350), burada kastedilen hakikatin hem inançta hem de uygulamada ortaya konması gerektiğini ve bunların her birinin ancak karşılıklı olarak birbirini teşvik ederek savunulabileceğini, aynı zamanda ahiretteki nihai zararı önlemek için her an farkında olunması ve çaba gösterilmesi gerektiğini açıklar. Onun ifadesiyle, bu gerçeği korumak “ancak Kur’an’a anlayış, tefekkür ve derin düşünceyle yönelerek, onun hazinelerini ortaya çıkararak ve gömülü incilerini ayıklayarak, sabır ve kararlılıkla ona sığınarak elde edilebilir. Çünkü yalnızca o, Allah’ın kullarının bu dünyada ve ahirette esenliğini garanti eder ve onları doğruluk yoluna götürür.”5
Gazze halkı, hakikat mücadelesinin son derece farkındadır ve bunu savunmak için aktif olarak çaba göstermektedir; bu çabalarını güçlendiren, besleyen ve şekillendiren ise Kur’an ile kurdukları sürekli ve kişisel bağdır. Palestine Chronicle’ın haberine göre, Gazze, dünyadaki en yüksek oranda Kur’an ezberleyen nüfusa sahip bölgelerden biridir ve Filistin genelinde sık sık Kur’an okuma ve ezberleme etkinlikleri düzenlemektedir.6
Bir tahmine göre, Gazze İslam Vakıfları, 2006 yılından bu yana yaklaşık 40.000 Kur’an öğrencisi olduğunu bildirdi. Gazze İslam Üniversitesi’nde Kur’an Bilimi ve Karşılaştırmalı Din Bilimi profesörü olan Zakariya Alzemly, Kur’an’a gösterilen bu dikkate değer bağlılığı şöyle açıkladı: “Kur’an bize teselli veriyor. Kötü koşullarda, baskı altında yaşıyoruz. Kur’an bize sabır öğretiyor.”7
Süregelen katliam ve etnik temizliğe maruz kalmalarına rağmen, zafer yolunda ilerlemeye devam etme inancını ve cesaretini onlara kazandıran bilgi ve keskin iç görüyü veren şey Kur’an’dır.
Varlık haklarını inkâr eden, soykırım ve aşağılama eylemlerinde bulunan kibirli zalimlerin karşısında Gazze halkı, umut ve zaferin ışığını açıkça görüyor. Onlar, Allah’ın O’na içtenlikle dua eden ve gerçeği savunan hiç kimseyi terk etmediğini biliyorlar. Her zorluğun ardında O’ndan gelen bir rahatlama vaadi vardır. O’nun rehberliği olan Kur’an, her türlü karanlığın derinliklerinden sıkıca tutunulacak o ışık ve kurtuluşa giden ip’tir. Allah’ın bir planı vardır ve O’nun zamanlamasında kusursuz bir hikmet vardır. Sosyal medyada canlı yayınlanan sözlerden, Gazze halkının, kendilerini bekleyen ebedi mükâfat konusunda içlerini rahatlatan Allah’ın ayetlerinde teselli ve motivasyon bulduğunu görüyoruz.8 Onların samimiyeti, samimi niyet ve davranışlarla, yalnızca Allah’a kulluk etmelerinde ve O’na ibadet etmelerinde, O’nun ilahi rehberliğine bağlı kalmalarında yatmaktadır.9 İşte bunlar, erdemleri nedeniyle Allah tarafından övülen müminlerdir. Allah, onları cennette sevdiklerinin arasından seçilmiş salihlerle yeniden bir araya getireceğine söz verir. Onlar, Allah ile olan antlaşmalarını yerine getirdikleri, akrabalık bağlarını korudukları ve O’nun rızası için harcadıkları, O’nu hatırlayarak, O’ndan korkarak ve ibadetlerinde yalnızca O’na yönelerek yaptıkları her şey karşılığında mükâfatlandırılacaklardır.10
Allah şöyle diyecek: “Bu, dürüstlerin dürüstlüklerinden fayda görecekleri bir gündür. Onlara, içinde ırmaklar akan cennetler verilecek ve orada ebediyen kalacaklar. Allah onlardan razıdır, onlar da O’ndan razıdır: işte bu, en büyük zaferdir.”11
…Sonsuzluk Bahçeleri; oraya, ebeveynleri, eşleri ve çocukları arasından salih olanlarla birlikte girecekler. Melekler de her kapıdan onlara şöyle seslenecek: “Selam size! Sabırlı olduğunuz için. Ne müthiş bir mükafat bu sizin yuvanız!”12
Gazze’deki her bir yüz, değerli bir hayatı ve kendine özgü bir hikâyeyi temsil ediyor; bu hikâyelerin birçoğu, doğruluk, inanç ve dayanıklılığın örnekleri olarak tüm dünyada yayıldı. Dünya çapında milyonlarca hayran ve iyi dileklerini ileten kişinin empati ve dualarını kazanan bu hikâyeler, birbirlerine yardım etmek için harekete geçen bu çağdaş kahramanları izleyenler için bir ilham kaynağı oluyor. Kur’an’ın değerlerini somutlaştıran Gazze halkı, bize nasıl yas tutulacağını, nasıl ibadet edileceğini, nasıl yaşanacağını ve nasıl öleceğini öğretiyor. Sarsılmaz inancını sergilemesiyle hayranlık duyduğumuz kişilerden biri de, artık dünya çapında sevgiyle “Amu Khaled” olarak anılan tanınmış bir büyükbaba, Khaled Nabhan’dır. O, “ruhumun ruhu” olarak tanımladığı Reem ile onun kardeşi Tarek adındaki, sırasıyla üç ve beş yaşında olan iki değerli torununu kaybetti. Onlarla birlikte geçirdiği neşeli anıları sevgiyle anıyor; Reem’in minik küpesi artık giysisine, kalbine yakın bir yere tutturulmuş durumda. Dikkat çekici bir şekilde, bacağını yeni kaybetmiş başka bir çocuğu teselli etmek için dikkatini ona yöneltebiliyor ve ona bacağının cennette onu beklediğini söyleyerek güven veriyor. Kendi kederinin muazzam ağırlığına rağmen, geçici acil servislerde gönüllü olarak çalışıp cenaze namazlarına öncülük ederek, Rabbinin gözünde verimli olmaya devam ediyor.13
Cesur foto muhabirler ve henüz gençlik çağında olan pek çok kişi, artık gerçeğin bayraktarları ve her bombardımanın ardından olay yerine ilk ulaşanlardan. Birçoğu sevdiklerini, birçoğu da kendi canlarını çoktan kaybetti. İşlenen zulümler hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmalarını engellemek amacıyla kasten hedef alınıyorlar.14
Wael Al-Dahdouh, Al Jazeera’nın deneyimli muhabirlerinden biridir ve sevgili eşi Amna’yı, on beş yaşındaki oğlu Mahmud’u, yedi yaşındaki kızı Şam’ı ve bir buçuk yaşındaki torunu Adem’i kaybetmiştir. Bundan neredeyse bir ay sonra, yirmi yedi yaşında olan ve kendisi de gazeteci olan en büyük oğlu Hamza, aracında acımasızca hedef alınarak öldürüldü. Gazetecileri Koruma Komitesi’nin bulgularına göre, bu olayla birlikte o tarihte öldürülen gazetecilerin toplam sayısı seksen beşe ulaştı.15
Wael, her şeyden önce inançlı bir adam ve sekiz çocuk babasıdır. Sevdiklerinin ölümlerinin acı gerçeğiyle yüzleşip kayıplarının yasını tutarken bile işine ve gerçeği yaymaya olan bağlılığını sürdürmesi, bu yıkıcı haberin ilk anlarında inancının gücünü ortaya koydu.16
İlk saldırının hemen ardından verdiği bir röportajda şöyle demişti: “Bir Filistinli gazetecinin hayatında, haber yapmak için bir olaya gittiğinde, o haberin kendi ailesiyle ilgili olduğunu öğrenmesi zor bir andır.”17
İster yaklaşan gece hava saldırısı öncesinde birbirine sarılmış çocuklarını teselli eden bir anne olsun, ister saldırının ardından yaşanan acıyı kamerasına yansıtan bir muhabir, ister kardeşinin az önce şehitler arasına katıldığını öğrenen bir erkek kardeş, ya da anestezi olmadan ameliyat geçiren bir çocuk olsun; Gazze halkının, binlerce yıl önce zalim bir hükümdarın emriyle içine atıldığı alev alev yanan ateşten Hz. İbrahim’i (as) koruyan aynı inanç ve güçlü sözlerle Allah’a yakardıklarına şahit olduk: Kur’an-ı Kerim’deki ayetler: “Yardımcı olarak bize Allah yeter; O, en iyi koruyucudur.”18
Bunlar Kur’an’ın insanlarıdır; onun rehberliğinin mükemmelliğini hayata geçirmek için çaba gösterenlerdir ve işte bu şekilde onurlandırılacak ve hatırlanacaklardır. Gazze halkı, tıpkı Peygamberimiz ﷺ ve sahabelerinin Uhud Savaşı sırasında yaptığı gibi, ilahi vahiyde imanlarını ve dayanıklılıklarını güçlendirecek araçları bulmaktadır. Uhud’da Müslümanlar sayıca azdı ve düşmanın elinde büyük bir kayıp verdiler. Yine de Peygamberimiz’in ﷺ ve davalarının yanında durdular. Zafer için Allah’a güvenerek sabit kaldılar ve O’na aynı dua (duʿāʾ) ile yakardılar.19
“Düşmanlarınız size karşı ordularını seferber ettiler, onlardan sakının” diye uyarılanlar, bu uyarı karşısında imanlarında daha da güçlendiler ve şöyle cevap verdiler: “Yardımcı olarak bize Allah yeter; O, en iyi koruyucudur.”20
Allah yolunda şehit olanları asla ölü sanmayın. Aslında onlar, Rablerinin katında diriler ve rızıklandırılmışlardır; Allah’ın nimetlerinden sevinç duyarlar ve henüz kendilerine katılmamış olanlar için de mutluluk duyarlar. Onlar için ne korku vardır, ne de keder.21
Devam Edecek >>>
Dipnotlar
1. “Faaliyet Gösterdiğimiz Yerler,” UNRWA, Ağustos 2023, https://www.unrwa.org/where-we-work/gaza-strip. Ayrıca bkz.: Miriam Berger, Hajar Harb ve Loay Ayyoub, “Gazze’deki Çaresiz Açlık: Aileler Açlıktan Kurtulmak İçin Mücadele Ediyor,” Washington Post, 25 Ocak 2024, https://www.washingtonpost.com/world/2024/01/25/gaza-hunger-starvation-famine-israel/.
2. Ajith Sunghay, “Gazze: Sahadan Rapor,” Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 19 Ocak 2024, https://www.ohchr.org/en/press-briefing-notes/2024/01/gaza-report-ground.
3. Müslümanlar, Peygamberimiz’in ﷺ öğrettiği ve uyguladığı şekilde, en az beş vakit olmak üzere her gün yapılan resmi namazların her birinde Kur’an’ın ilk suresini okumakla yükümlüdür. “Sadece sana ibadet ederiz ve sadece senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet.” Kur’an 1:5–6.
4. Kur’an 103:1–3.
5. İbn Kayyim el-Cevziyye, İlahi Arayıcıların Dereceleri, çev. Dr. Ovamir Anjum (Leiden: Brill, 2020), 1:80–82.
6. “İslamofoblar Kur’an’ı Yakarken Filistinliler Onu Tamamen Ezberliyor,” The Palestine Chronicle, 20 Ağustos 2023, https://www.palestinechronicle.com/as-islamophobes-burn-the-quran-palestinians-memorize-it-in-full-photo-gallery/#:~:text=Gaza%20is%20known%20for%20having,are%20often%20held%20throughout%20Palestine.
7. Mersiha Gadzo, “Kuşatma Altındaki Gazze: Dinde Teselli Arayışı,” Al Jazeera, 18 Haziran 2017, https://www.aljazeera.com/features/2017/6/18/gaza-under-siege-seeking-solace-in-religion.
Ayrıca bkz.: “Gazze, Kur’an Sayesinde Eşsiz Bir Dayanıklılığa Sahiptir,” Yaqeen Enstitüsü, YouTube videosu, 21 Kasım 2023, https://www.youtube.com/watch?v=NyTFTrsaIG4.
8. “Filistinli Çocuk Tedavi Sırasında Sakinleşmek İçin Kur’an Okuyor,” TRT World, YouTube videosu, 2 Şubat 2024, https://www.youtube.com/watch?v=EdiGgY4V6s0. “Lanetli Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Merhametli Rab’bin, merhamet vericinin adıyla... Onlar geceleri çok az uyur, şafak sökmeden önce af diler, servetlerinin hak edilen payını dilencilere ve yoksullara verirlerdi. Yeryüzünde, imanı sağlam olanlar için sayısız ayet vardır.” Kur’an 51:17–20.
9. ‘Abdur-Rahman Nasir as-Sa’di, Tafsir as-Sa’di, çev. Nasiruddin al-Khattab, (Riyad: Uluslararası İslam Yayınevi, 2018), 3:56, ayet 5:119.
10. İsmail ibn Ömer İbn Kesir, İbn Kesir Tefsiri (Özet), çeviren ve özetleyen: Safiur Rahman El-Mubarakpuri ve diğerleri (Riyad: Darussalam, 2000), 13:20–24. Tüm insanlıktan alınan ve her insanın yalnızca Allah’a ibadet etme eğilimi ile doğduğunu belirten ahit ile ilgili olarak bkz. Tefsir İbn Kesir, 7:172. “Ve Rabbiniz, Adem’in çocuklarının belinden onların soyunu çıkardığında ve onlara kendileri hakkında şahitlik ettirdiğinde. Allah, ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ diye sordu. Onlar da, ‘Evet, Öylesin! Şahitlik ederiz.’ O da, ‘Artık Kıyamet Günü’nde, “Bundan haberdar değildik” deme hakkınız yoktur’ diye uyardı.”
11. Kur’an 5:119.
12. Kur’an 13:23–24.
13. Jomana Karadsheh, Florence Davey-Attlee ve Abeer Salman, “‘Onu öptüm ama uyanmadı’: Gazze’de uyurken öldürülen 3 yaşındaki torunu için yas tutan büyükbaba,” CNN, 29 Kasım 2023, https://www.cnn.com/2023/11/29/middleeast/gaza-truce-israel-grandfather-returns-home-intl-hnk/index.html. “Kendi torunlarını kaybetmesine rağmen Khaled, bacağını kaybeden bir kıza umut ve teselli dolu sözler söylüyor,” TikTok, Ilmfeed, 1 Aralık 2023, https://www.tiktok.com/@ilmfeed/video/7307576821611089184.
14. Saleh Aljafarawi, “Al Jazeera’nın Saleh Aljafarawi ile röportajı,” Whatmediahides., YouTube videosu, 15 Kasım 2023, https://www.youtube.com/watch?v=qUMXjiNjubw.
15. “İsrail-Gazze Savaşı’nda Hayatını Kaybeden Gazeteciler,” Gazetecileri Koruma Komitesi, 9 Şubat 2024, https://cpj.org/2024/02/journalist-casualties-in-the-israel-gaza-conflict/?itid=lk_inline_enhanced-template.
16. “Al Jazeera Muhabiri Wael al-Dahdouh, İsrail Hava Saldırısında Ailesini Kaybetmesini Anlatıyor,” Middle East Eye, YouTube videosu, 26 Ekim 2023, https://www.youtube.com/watch?v=6fiBq6HxeBg. “Hâlâ kendimizi güçlendiren irademiz, Yüce Tanrı’ya olan güvenimiz, sabrımız ve Tanrı’nın sağlam ipine tutunmamız var. Ayrıca inancımız ve sarsılmaz inancımız da var. İşte bizim yolumuz budur.”
17. “Bir Aileyi Öldürmek: Wael Dahdouh’un Ailesinin İsrail Bombası Nedeniyle Kaybı,” Al Jazeera, 1 Kasım 2023, https://www.aljazeera.com/news/2023/11/1/to-kill-a-family-the-loss-of-wael-dahdouhs-family-to-israeli-bombs.
18. Kur’an 3:173.
19. İbn Kesir Tefsiri (Özet), 3:169–75; Sahih el-Buhari, no. 4287.
20. Kur’an 3:173.
21. Kur’an 3:169–70.

