Selçuk Türkyılmaz / Yeni Şafak
Batı Şeria’da yerleşimci şiddeti mi yerleşimci terörü mü?
Türkiye’de yerleşimci kavramını kullanmaktan kaçınmayla ilgili anlamsız gündem varlığını sürdürürken İngiltere’nin dâhil olduğu on iki Avrupa ülkesi Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlere yaptırım kararı aldı. Bu karar açıklandıktan sonra Batılı liderler arasında Batı Şeria’da Siyonist yerleşimcilere terörist deme cesaretini gösteren liderler de çıktı. Bu çerçevede “yerleşimci şiddeti”, “yerleşimci teröristler” “yasa dışı yerleşimler” gibi kavramlar kullanıldı. Türkiye’de ise yerleşimci kavramını kullanıp kullanmama yönündeki tartışma sürüyor. Hâlbuki Siyonistler de özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra Yahudilik merkezli bir anlatının devamını sağlamak için yerleşimci kolonyalizmi gündemden düşürmüşlerdi.
Siyonistlerin yerleşimci kavramını kullanmaktan imtina etmelerinin ve hatta karşı çıkmalarının sebebi, bu kavramın yerlinin bir karşıtı olarak dışarıdan gelenleri işaret etmesidir. Siyonist Yahudiler bugün hâlâ çok güçlü bir şekilde Filistin topraklarının yerlisi olduklarını iddia ediyorlar. Filistin’i ve Filistinlileri tarihten silmeye çalışmaları da yerli olduklarını kanıtlamaya çalışmalarından kaynaklanıyor. Bunun bir sonucu olarak meşhur British Museum sergilerden, salonlardan ve açıklama levhalarından Filistin adını silmişti. Filistin topraklarında yerli olduklarını herkese kabul ettirebilmek için tarihe bile müdahale ettiler. Aslında “tarihin kolonizasyonu” tam da budur.
Birçok defa ifade ettiğimiz gibi yerleşimci, herhangi bir meşrulaştırma anlamını içermez, tam aksine bu kavram “yerleşimci kolonyalizm paradigması” içinde merkezi bir öneme sahiptir. Filistinliler en azından Hacı Emin el-Hüseynî’den itibaren Siyonist yerleşimcilerle İngiltere kolonyalizmini birlikte ele alıyordu. Buna karşın Siyonistler de bir din olarak Yahudiliği, Yahudi tarihini ve Yahudi ilahiyatını öne sürüyorlardı. On iki ülkenin yaptırım kararıyla birlikte Siyonist yerleşimcilerin kolonyal yayılmacı saldırganlıkları gündeme geldi. Karara İngiltere, Fransa ve Kanada’nın öncülük ettiği söyleniyor. Bu sebeple adı geçen ülke temsilcilerinin açıklama metinlerinde geçen ifadeleri dikkatli bir şekilde karşılaştırmak herhalde yerinde bir çalışma olurdu. Ben sadece Fransız yetkililerin ve İngiltere yeni başbakanının açıklamasına baktım. Fransızların açıklama metinlerinde yerleşimci terörüne yer verilirken İngiltere Başbakanı sadece “yerleşimci şiddeti” ve “yasa dışı yerleşimler” kavramlarını kullandı.
İngiltere Başbakanı, açıklama metninde yerleşimci terörü ve yerleşimci teröristler kavramlarına yer vermiyor ama 7 Ekim 2023’ü tekrar “İsrail’e yönelik canavarca terör saldırısı” olarak nitelendirip Hamas’ı bir daha kınıyor. Bu bir dil tercihidir ve bu tercih İngiltere’nin İsrail’e bakışında herhangi bir değişim olmadığı anlamına gelir. Hatta bahsi geçen açıklama metninde İsrail’le ilgili İngiltere’nin bakışı olduğu gibi tekrarlanıyor. Bu çerçevede İngiltere’deki Yahudi topluluğu temize çıkarılıyor, Britanya Yahudilerini suçlamanın yanlış olduğu söyleniyor ve İsrail’e bütünüyle yaptırım uygulanmadığı ısrarla vurgulanıyor. Bunlar İngiltere’nin İsrail kolonisiyle ilgili klasik yaklaşımının tekrar edildiğini gösterir. İngiliz Başbakanı, “Birleşik Krallıktaki Yahudi topluluğunu” ve “Britanya Yahudilerini” suçlamanın antisemitizm anlamına geldiğini söyleyerek dikkati kolonyal dilden uzaklaştırıyor.
İngiltere Başbakanı, 7 Ekim 2023’ten sonra dünyanın gözünün önünde işlenen soykırım, etnik temizlik, sürgün gibi suçlara ve yerleşimci terörüne rağmen sadece yasa dışı yerleşimlerde üretilen mallarla ilgili yaptırımlara odaklandı. Buna karşın tekrar Hamas’ı terör saldırısı yapmakla suçladı. Devamında ise İsrail hükûmetinin eylemlerinden dolayı İsraillilerin ve İngiltere’deki Yahudi topluluklarının suçlanamayacağını söyledi. Onun metninde ne İngiltere’nin tarihi kolonyal sorumluluklarından ne de İngiltere’nin 7 Ekim’den sonraki soykırım ortaklığından bahsediliyor. Bunlarla ilgili herhangi bir şey söylemedi ama Yahudilik ve Yahudi karşıtlığını gündeme taşıdı. ABD’de gündem olan videoda da aynı temalar öne çıkarılarak Yahudi düşmanlığı anlamına gelecek içerik oluşturulmuştu.
İngiltere’nin İsrail’le ilgili meseleleri yeniden din ve medeniyet çatışması tezine uygun hâle getirmeye çalıştığı anlaşılıyor. İngiliz başbakanı “yerleşimci şiddeti” ve “yasa dışı yerleşimler” ifadelerine yer veriyor fakat yerleşimci kolonyalizm bağlamını görmezden gelip yeniden Yahudilik bağlamını öne sürüyor.
Çünkü İsrail’in suçları ve Batı Şeria’daki yerleşimci terörü, yerleşimci kolonyalizm paradigması içinde değerlendirildiğinde İngiltere mutlaka fail olarak anılır.

