" İnsanlardan kimi de vardır ki hiçbir bilgisi olmadan Allah hakkında tartışır"

" İnsanlardan kimi de vardır ki hiçbir bilgisi olmadan Allah hakkında tartışır"

İnsanlardan kimi de vardır ki hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışır. Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak / yanını eğip bükerek [tartışır]. Dünyada ona bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız. Hac/8-9

Hacc 8 - Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi

İnsanlardan kimi de vardır ki hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışır. Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak / yanını eğip bükerek [tartışır]. Dünyada ona bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız. Hac/8-9

İnsanlardan bazıları, Allah´ın birliği hakkında tartışmaya girerler. Halbuki onların bu hususta ne bir bilgileri vardır, ne de delilleri. Onlann, Allah tarafın­dan gönderilen ve kendilerini aydınlatan bir kitapları da yoktur. Onlar, bu sözle­rini sadece tahminlere dayanarak söylerler. Bu davranışları da cahilliklerinden kaynaklanmaktadır. Bunlar, Allah hakkında tartışmaya girişirken, insanları hak yoldan saptırmak için hiçbir sözü dinlemezler, böbürlenirler. İşte bu tür insan­lar için dünyada müminlerin eliyle öldürülmek, zelil düşürülmek ve aşağılan­mak gibi rüsvay olmak vardır. Kıyamet gününde ise biz onlara yakıcı cehennem azabını tattıracağız. Böylece bilgisiz olarak insanları saptırmanın cezasını göre­ceklerdir.

Bunca kanıttan sonra Allah hakkında tartışmaya girmek oldukça tuhaf ve yakışıksız bir tutum olarak beliriyor. Peki tartışma bilgisizce başlatılsa ne olur? Hiçbir kanıta dayanmasa, bir bilgiye uymasa, kalbi ve aklı aydınlatan, gerçeği ortaya koyan, insanı tartışma götürmez bilgiye ulaştıran bir kitaptan kaynaklanmasa durum ne olur?

Kur’an ifadesi insanların içinde bulunan bu sınıfın bir tablosunu çiziyor. Bu tabloda bir kibirlilik durumu, bir böbürlenme göze çarpıyor.

“Küstahça gerdan kırar.”

Bir tarafına yüklenerek yan durur. Bu adam gerçeğe dayanmadığı için onun yerini kibir ve böbürlenme ile doldurmaya çalışıyor.

“Amacı, başkalarını Allah yolundan saptırmaktır.”

Kendisi yapmakla yetinmez, başkalarını da sapıklığa sürükler. Sapan ve saptıran bu kibirin burnunun sürtmesi, kırılması gerekir.

“Böylesini dünyada rezil edeceğiz.”

Rezil rüsva olmak kibirliliğe karşılıktır. Yüce Allah sapan ve saptıran kibirlilerin, gururlananların -bir süre bekletse de- kibirini kırmadan, onların burunlarını sürtmeden bırakmaz. Kimi zaman daha çok rezil olsunlar, iyice horlansınlar diye biraz süre tanır onlara. Ama ahiret azabı çok şiddetlidir, daha acıdır.

FİZİLALİL KUR’AN


1- ​Râzî, bu ayetin nüzul sebebi hakkında iki ana görüş aktarır:

​Özel Sebeb-i Nüzul: Ayetin, İslam’a şiddetle karşı çıkan Nadr b. Haris, Ebu Cehl veya el-Âs b. Vâil gibi Mekke müşriklerinin önde gelenleri hakkında indiği nakledilir.

​Genel Hüküm: Râzî, nüzul sebebi özel bir şahıs olsa bile, hükmün kıyamete kadar aynı tutum içinde olan herkesi kapsadığını vurgular.

​2. Bilginin Üç Kaynağından Yoksunluk

​Râzî, "bir bilgisi, bir yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın" ifadesini bilginin ve istidlal yöntemlerinin temelleriyle açıklar. Bir insanın gerçeğe ulaşması için üç kaynaktan birine sahip olması gerekir:

​İlm (Bilgi/Zaruri İlim): İnsanın kendi aklıyla, zaruri (açık/sezişsel) veya istidlali (akıl yürütmeye dayalı) olarak elde ettiği mantıksal delildir.

​Hüdâ (Yol Gösterici/Rehber): Aklı ermeyen veya derin delillendirme yapamayan kimsenin, kendisini doğruya götürecek basiretli bir rehberden (peygamber veya kâmil bir âlim) aldığı yönlendirmedir.

​Kitâbün Munîr (Aydınlatıcı Kitap): Doğrudan Allah tarafından indirilmiş, hakikati açıkça ortaya koyan vahiy ve semavi metinlerdir.

​3- ​Ayette geçen "Sâniye itfihî" ibaresi, Tefsir-i Kebir'de derinlemesine incelenir:

​Davranış Modeli: Bu ifade, bir kimsenin gururundan, büyüklük taslamasından (kibir) ötürü başını ve boynunu öteye çevirmesi, insanlara tepeden bakması anlamında bir deyimdir.

​Müstekbir Tutum: Râzî, bu kişinin sadece kendisi cahil kalmakla yetinmediğini; sırf böbürlenmek, konumunu korumak ve çevresindekileri Allah yolundan saptırmak için bu kibirli tavrı bir yöntem olarak kullandığını ifade eder.

​4. Dünyevi ve Uhrevi Ceza

​Ayetin devamında bu kibirli tutumun karşılığı iki aşamalı olarak belirtilir:

​Dünyadaki Rüsvaylık (Hizy): Râzî, dünyadaki bu rezilliğin iki şekilde gerçekleştiğini söyler:
​Bedir Savaşı gibi mücadelerde müşrik liderlerinin öldürülmesi, esir edilmesi ve zelil kılınması.

​Argümanlarının ve batıl davalarının rezil olarak çürütülmesi, adlarının tarih boyunca lanetle ve cahillikle anılması.

​Ahiretteki Ceza (Azâbü'l-Harîk): Kıyamet gününde ise kendilerini yakıp kavuran, derinlemesine işleyen yangın azabı (harîk) beklemektedir. Râzî, dünyadaki geçici itibar uğruna gösterilen kibrin cezasının, ahirette tam bir alçalma ve ebedi ateş olduğunu vurgular.

TEFSİR-İ KEBİR

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir