Gazze: Aynaya düşen dünya
Bazı yerler vardır, haritada küçük görünür ama tarihte ağır durur. Gazze onlardan biridir. Bir şehir değil yalnızca; bir eşik, bir ayna, bir sınavdır. Oraya bakmak, kendine bakmaktır. Çünkü Gazze sadece üzerine atılan bombaları değil, dünyanın içine çöken sessizliği de taşır.
“Gazze bize ne öğretti?” diye sorulduğunda, çoğu kez kendi tarafımıza bakarız. Sabırdan söz ederiz, direnişten, inançtan, yıkıntılar arasında ayakta kalmanın onurundan. Bunlar doğrudur. Ama eksiktir. Çünkü Gazze yalnızca mazlumu anlatmaz; zalimi de anlatır. Daha doğrusu, zalimin kendini gizleyemediği bir ışık yakar.
Orada gücün nasıl acze dönüştüğünü gördük. Göğe uzanan silahların, yere düşen çocuklardan daha güçlü olmadığını… Tankların, enkaz altındaki bir bebeğin sessizliğinden korktuğunu… Masumu hedef almak, bir ordunun kudreti değil; bir yapının tükenmişliğidir. Güç, adaletle buluşmadığında ağırlaşır, çöker ve sonunda kendi ağırlığı altında ezilir.
Gazze, zulmün artık örtülemediği bir çağda yaşandı. Her şey kayıttaydı. Her çığlık, her yıkım, her bekleyiş… Buna rağmen dünya susmayı seçti. Bu sessizlik, bir tarafsızlık değildi; bir tercihti. Çünkü sessizlik bazen taraf tutmanın en rafine hâlidir.
Batı, Gazze’de kendi aynasına baktı. Yıllarca parlatılan kavramlar — insan hakları, hukuk, evrensel değerler — bu aynada çatladı. Anlaşıldı ki bazı hayatlar daha “insan”, bazı ölümler daha “anlaşılır” sayılıyordu. Hukuk, bombanın düştüğü yerde geri çekiliyor; vicdan, sınır kapılarında durduruluyordu. Değerler vardı ama herkese değmiyordu.
Dil bile masum kalmadı bu hikâyede. Kelimeler eğilip büküldü, gerçeği taşımak yerine onu sakladı. Ölenler öldürülmedi; “hayatını kaybetti”. Şehirler yerle bir edilmedi; “etkisiz hâle getirildi”. Böylece yalnız bedenler değil, hakikat de enkaz altına gömüldü.
Ama Gazze sadece karanlığı göstermedi. Aynı zamanda, insanlığın hâlâ bazı kalplerde yaşadığını da fısıldadı. Devletlerin sustuğu yerde insanlar konuştu. Meydanlarda, sokaklarda, diller ve bayraklar aşarak yükselen sesler, insan olmanın coğrafyaya bağlı olmadığını hatırlattı. Demek ki insanlık ölmemişti; sadece resmi kurumları terk etmişti.
Gazze bize bir şey öğrettiyse, bu şudur: Haklı olmak, insan kalmak için yeterli değildir. Çünkü haklılar da yalnız bırakılabilir. Asıl mesele, haksızlık karşısında ne yaptığımızdır. Gazze, dünyanın kendine bakmak istemediği aynadır. Ama o ayna oradadır ve bakmayanın yüzünü de yansıtır.






YAZIYA YORUM KAT