1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Bitmeyen illüzyon: Batı uygarlığı
Bitmeyen illüzyon: Batı uygarlığı

Bitmeyen illüzyon: Batı uygarlığı

"Medya kapitalizmi, ranta dayalı küresel sermaye, başarma ve kazanma odaklı eğitim, teknik icatlar, bilimsel bilgi skolastizmi ve yeni modern epistemoloji üzerinden görülen bir dünya var karşımızda."

09 Mayıs 2026 Cumartesi 21:42A+A-

Bitmeyen illüzyon: Batı uygarlığı

Prof. Dr. Mazhar Bağlı / Star Açık Görüş


 

 

- Resmi kayıtlara göre Amerika, 15.yüzyıl ile 18. yüzyıl arasında Afrika'dan 12 milyon zenciyi silah zoruyla toplayıp insanlık dışı şartlarda köleleştirdi ve köle pazarlarında sattı.

- 30.000 km2 bir alana ve on milyondan az nüfusu sahip olan Belçika, Afrika'nın en büyük ülkelerinden birisi olan ve 2.344.458 km2 yüzölçümü olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni sömürgeleştirdi. Resmi rakamlara göre sömürge döneminde on milyondan fazla insan katledildi, iki milyon kişinin de kolları, elleri parmakları ve bacakları kesildi. Heykellerinin büyüklüğü ve çokluğu ile bilinen Belçika Kralı II. Leopold, sömürdüğü Kongo'da kauçuk hasadını eksik yapan kölelerin ellerini ceza olarak kestirmesi ile de ayrıca meşhurdur.

- Yakın bir tarihe kadar, 19. ve 20. Yüzyıllarda Batılı sömürgeci ülkeler, medenileşmemiş ve ilkel olarak gördükleri öteki dünyanın insanlarını demir kafesler içinde insanat bahçesi olarak tanımladıkları mekanlarda sergiliyorlardı. Farklılıkları aşağılayarak onları birer ucube yaratık olarak gören ve gösteren emperyalistler bu yolla binlerce insanı söz konusu mekanlarda demir kafesler içinde ölüme mahkum ettiler. 1904 yılında Amerikalı misyoner Samuel Philips Verner tarafından Belçika'nın sömürgeleştirdiği Kongo'dan kaçırılan ve insanlık dışı şartlarda tutulup zincire vurularak Amerika Birleşik Devletleri'ne götürülen zenci Ota Benga, Aziz Louis Dünya Fuarı'nda çeşitli maymun türleriyle birlikte aynı kafeste "İnsana En Yakın Ara Geçiş Formu" olarak teşhir edildi. Daha sonra New York'taki Bronx Hayvanat Bahçesi'nde birkaç şempanze, bir goril ve bir orangutan ile birlikte "İnsanın Eski Ataları" adı altında sergilendi. Hayvanla insan arası geçiş aşamasını bulma iddiasındaki bilim insanları, (bugünün dünyasındaki insanların kutsayıp tapındıkları bilimin/dinin mürşitleri), üzerinde çeşitli deneyler yaptılar. Ota, Batılıların ona uyguladığı "medenileştirme" programına dayanamadı ve kısa bir süre sonra insanat/hayvanat bahçesi bekçilerinden çaldığı bir silahla kalbine ateş ederek intihar etti. Ota Benga evli ve iki çocuk babasıydı.

- 19. Yüzyılda Çarlık Rusya'sında Çerkesleri hedef alan sistematik toplu katliamlarda ve sürgünlerde yaklaşık olarak 1.5 milyon insan katledildi. Dahası Grigori Zass gibi Rus generaller Çerkes sivillerin toplu katliamını öven marşlar söylettiler askerlerine ve aynı zamanda onların Çerkes kadınlarına tecavüz etmesini özel olarak teşvik ettiler. Rus kuvvetlerin, hamile kadınların karınlarını deşmek gibi çeşitli vahşetlerle tecavüz ve katliamlar yaptıkları bilinmektedir.

- Yine resmi kayıtlara göre İngilizler, 1919 yılında işgal ettikleri Hindistan'da sadece tek bir yerleşim biriminde, Amristar'da, Müslümanları topladıkları kapalı bir alanda üzerlerine yaylım ateşi açarak birkaç dakika içinde 30.000 insanı katlettiler.

- Keza Girit'te, Laşit'te ve diğer sömürge coğrafyalarında İngilizler, soykırım olarak nitelendirilen onlarca cinayetlerde bir milyondan fazla Müslümanı hunharca katlettiler.

Maske hep demokrasi, özgürlük

- Rusya, 1978 yılında Afganistan'ı işgal etti ve bunun devamında bütün küffar buraya akın etti. Modern dünyanın üç büyük süper gücünün, Rusya'nın, İngilizlerin ve ABD'nin buradaki işgal ve askeri operasyonlarında dünyadaki diğer halkların varlığından dahi haberdar olmayan bu ülkenin masum insanlarının neredeyse dörtte biri, dört milyonu hunharca katledildi. Bunların bir milyondan fazlası kadın ve çocuklardır.

- ABD, Saddam Hüseyin'in Nükleer silahlarının var olduğu gerekçesi ile işgal ettiği Irak'ta 1.5 milyon masum insanı hunharca katletti. Saddam'ın nükleer bombalarının izine rastlanmadı.

- 1948 yılında kurulan Terör örgütü İsrail, o günden bu zamana kadar yaklaşık beş milyon Filistinliyi yerinden etti ve son soykırımla birlikte katledilenlerin sayısı ise bir milyondan fazladır.

- İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra müttefik kuvvetlerinin "Berlin'i Özgürleştirme Operasyonu" esnasında sayısı bilinemeyecek kadar fazla kadına tecavüz ettiği yazılmaktadır. Konuya ilişkin epey akademik çalışma, film ve belgesel de mevcuttur.

Bu listeyi daha da uzatabiliriz ama bahse konu etmek istediğim esas konu bugüne kadar ve muhtemelen de bundan sonra bütün bu vahşetlerin "demokrasi, özgürlük, medeniyet ve insan hakları" gibi parlak kavramların ve değerlerin maskesi altında yapılmış olmasına bütün dünyanın aldanıyor olmasıdır.

Tanrı terketmez

Bana göre bütün bu vahşetin arkasında ve altında iki önemli konu var, birincisi gerek felsefi gerekse de dini olarak Batı dünyasındaki insan olma vasfının "vaftiz" ile olan illiyet rabıtasıdır. Vaftiz olmamış olanı kötü/terörist olarak gören bir teolojiyle dünyayı okuyan bir medeniyet. İkincisi de: "eli elilema sabachtani?" (baba! baba! beni niçin terk ediyorsun?) bu söz hem insan ile yaratıcı hem de elçi ile yaratıcı arasında hastalıklı bir ilişkiye işaret eder. Kaldı ki onların zihninde Tanrı bizim bildiğimiz anlamda bir yaratıcı değil bir babadır. Hem yaratıcının peygamberini hem de kullarını terk ettiği inancına dayanıyor. Tanrı ve Baba tarafından terk edilmişlik travması ile inşa edilen bir medeniyetin insanlarından sağlıklı bir tutum beklenemez. Kaldı ki hiçbir peygamber, Allah tarafından terk edilmişlik ile sınanmaz.

Bu hastalıklı ruh hali ile bütün dünyayı aldatıyor olmalarında sorgulanması gereken sadece onlar değil elbette. Bütün suç hep "aldatanda" değildir. Bizim de kendimizi aldatılmaya hazır hissetmemiz onların işini büyük oranda kolaylaştırmaktadır. Denilebilir ki belki insanlık, tarihte bir aldatılma projesine karşı hiç bu kadar iştahlı olmamıştı. Bundan dolayı da bu aldatılmanın en ayırıcı özelliği, kendi kendimizin aldatılıyor veya aldatılacak olduğunu önceden biliyor olmamızdır. Her ne kadar aldatılmanın, aldatılmaya hazır olmak gibi bir durumu ön-gereksindiği inkar edilmezse de bugün mevcut olan "aldatıcı araçları" irdelemek bizim için hayati bir öneme sahiptir.

Nedir bugün dünyadaki küresel zorbalık sistemini kuran aldatıcı ve kurucu araçları? Medya, sermaye, eğitim, teknoloji ve bilgi kuramı gibi zihin yönlendiren ajanlardır. Ve bu ajanların kurucu babaları da kendileri olduğu için bizim bu yürütülen gayri nizami harbi kazanma şansımız sadece mucizelere kalmıştır.

Medya kapitalizmi, ranta dayalı küresel sermaye, başarma ve kazanma odaklı eğitim, insanın aklına ve gönlüne eklemlenerek protez birer uzva dönüşen teknik icatlar, bilimsel bilgi skolastizmi ve yeni modern epistemoloji üzerinden görülen bir dünya var karşımızda. Bunların dışında kalan bir başka dünyanın varlığını kim dile getirebilir? Bir akademisyen olarak ben söyleyebilecek ve düşünebilecek bir özgürlüğe sahip miyim?

Vaktiyle daha önce yapılan anlaşmayı bozan Yahudilerle savaşmak için Hayber'e teşrif eden Hz. Peygamberin onlara ilk teklifi "Müslüman olun ve kurtulun" şeklinde olmuştu. İran, İslamabat'ta ABD ile masaya otururken böyle bir şart ileri sürseydi muhtemelen dünyadaki bütün müminler, istisnasız bu teklifi yersiz, diplomasi ile bağdaşmaz ve ilkel bulacaklardı.

Ama ABD Başkanı Trump'ın İran Medeniyetini yok edeceğini açıkça ifade etmesi, Terör örgütü İsrail'in o toprakların asıl sahibi olan Filistinlileri keyfi olarak idam edeceğini kanunlaştırması, Birleşmiş Milletlerin bugüne kadar hiçbir mazlum coğrafyaya adalet götürmemiş olması, aksine krizleri derinleştirmiş olması ve Avrupa Birliğinin özellikle de Türkiye'nin üyeliği konusundaki sahtekarca ikiyüzlülüğünün faş olması bile bizim bu canavarlara bakışımızı etkilemedi. Medeniyetinizi yok edeceğiz, tek bir Müslüman kalmayıncaya kadar onları öldürmek bize tanrının buyruğudur diyen canavarların kurduğu bir sistemin bize huzur ve refah getireceğine hala inanıyoruz.

Çünkü hepimizin zihni iğdiş edilmiş ve var olan ve var olabilecek olan tüm zihin yönlendirici aygıtları da ellerinde bulundurmaya devam ediyorlar.

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar

Hangimiz topluma hitap ederken rahmetli Mehmet Akif'in "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" mısrasını inanarak ve severek dile getiriyoruz? Bunu dile getireni hamaset ile suçlamayacak kaç kişi kaldı şunun şurasında?

Medya onların sesi, eğitimin müfredatı onların eseri, sermaye onlarda, teknik orada, demokrasi teorisi geliştirecek olan da onlar insan hakları beyannamesini yazacak olanlar da, zihinleri yönlendiren de onlar şekillendiren de.

Dünyadaki diğer Müslümanlar için belli bir kırılma noktası var mı bilemiyorum ama bizim için küffarın illüzyonu 1839'da Tanzimat Fermanı ile başladı. İmparatorluk tebaasının kanun önünde eşit olacağının ilan edilmesiyle artık müminler "gavura gavur diyemediler".

Biz bu aldanmaya teşne olduğumuz sürece de bu illüzyon ila nihaye devam edecektir.

 

HABERE YORUM KAT